Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Karacabey'de binlerce üretici borç ve haciz kıskacında
'AKP sosyal patlamaya zemin hazırlıyor'
LEVENT GENCELLİ
KARACABEY - Türkiye'nin tartışmasız en önemli tarım merkezlerinden Karacabey'de binlerce üretici borç ve haciz kıskacında. 570 kilometrekarelik ovasıyla her türlü tarımın yapılabildiği ilçe, tarihinin en zor ekonomik koşulları altında eziliyor. Sanayi tipi salça üretiminde dünya şampiyonu Karacabey'deki ürünlerin tümü, maliyet karşılanamadan elden çıkarılıyor. Bankalara kredi borçlarını ödemeye çalışan üretici, 4 yıl öncesinin fiyatından ürünlerini satamıyor.
AKP iktidarının uyguladığı tarım politikalarının faturasını Türkiye'de en ağır ödeyen merkezlerin başında gelen Karacabey'de kredi borcu olmayan üretici yok gibi. Hal yöneticisi Erhan Zeybek , ülkenin soğan ambarı olarak bilinen ilçede daha önceden sezonda 40-50 bin ton soğan ülkenin değişik yerlerine gönderilirken şimdi bu oranın 5 bin tona zor ulaştığını anlatıyor. Karacabey ve Balıkesir Pancar Ekicileri Kooperaatifi Başkanı Hasan Karahasanoğlu da AKP döneminde çiftçinin bitme noktasına geldiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor:
''Çiftçiyi desteklemez ve bu kadar ezerse sosyal patlama olur. Karacabey'deki tarlaların yüzde 30-40'ı ekilemedi. Ekilenlerden de hasat yapılamayacak. Halk yaşamını devam ettirmek için banka kredisi alıyor. Borçlanmayan yok. Kredi ödemeleri için elindekini, bileğindekini satmaya başladı. Onlar bitince sıra tarlaya gelecek. Alan olursa tarlalar, bankalara ipotekli. Bu gidişle Karacabey'in en büyük çiftçisi bankalar olacak. Maliyetler arttı. Ürün fiyatları yerinde bile saymıyor.'' Türkiye'de 10 milyon kişinin şeker pancarı tarımından geçimini sağladığına, ancak Cargill gibi işletmelerin talebi doğrultusunda üretim alanlarının daraltıldığına dikkat çeken Karahasanoğlu, ''Atatürk'ün, Türkiye'nin geleceğini kurtaracak işletmeler olarak baktığı şeker fabrikalarını kapatan ya da peşkeş çekenler, sosyal patlamayı düşünmüyorlar mı'' diye soruyor. Türkiye'deki bezelye üretiminin yüzde 58.2'sini tek başına üreten Karacabey'in durumunu deneyimli üretici bezelye hesabıyla dile getiriyor. İlçede görüştüğümüz ve şu günlerde bezelyeyi tüccara teslim eden üreticiler, ''1 dönüm bezelyeyi 300 YTL'ye mal ediyoruz. 50 YTL'ye satabiliyoruz. Gübre, tohum, mazot ve diğer giderleri birikimlerimizi satarak karşılamaya çalışıyoruz. Eşlerimizin bileğinde bir şey kalmadı'' diye konuşuyorlar.
Karacabey'de 40 yıldır gazetecilik yapan İbrahim Bursalı , ilçedeki tarım alanlarının maliyet karşılanamadığı için boş kaldığını bildiriyor ve şöyle devam ediyor: ''Domatesin kilosu 4 yıl önce bugünkü parayla 100 yeni kuruştu. Şimdi 80 yeni kuruş verdiler. Üretici malını verecek ama parasını ne zaman alacak bu belli değil. Bankaya kredi borcu olmayan yok. Çiftçi para kazanamayınca zincirleme olarak ilçedeki herkes zora düşüyor. Bu gidişle seneye domates bile ekecek üretici kalmaz.'' Karacabey Esnaf Odaları Başkanı Hüseyin Köse ise tarımın çökmesiyle ilçedeki 2 bin 700 esnafın da işinin zora girdiğini belirtiyor. Köse, ''Ürün tarlada kaldı ya da ekilmedi bile. Böyle olunca çiftçi esnafla alışveriş yapamaz hale geldi. Küçük Sanayi'de günlerce siftah yapmayan esnaf var. Gidiş iyi değil. Malını döndürebilen esnaf, Bağ-Kur, elektrik ve su parasını ancak ödeyebiliyor. Banka kredileri çok yakında ödenemez hale gelecek. İşte o zaman çok daha büyük sıkıntı ortaya çıkacak'' diyor. Karacabey, ekonomik ve sosyal donanımıyla Mustafakemalpaşa, Bandırma ve Balıkesir'in de havasını yansıtabiliyor. Esnaf, yaz sezonunda Karacabey Boğazı'na gelecek yazlıkçılara umut bağlamış ama genel ekonomik koşullar, buralara gelenlerin tatilden çok günü kurtarmaya baktığı görüşünde. ''Bir kilo domates, biraz salatalık, biraz da boğaz havasıyla tatilciler günlerini geçiriyorlar. Böyle bir şey görmedik'' diyen çok sayıda esnaf, AKP'li yöneticilerle milletvekillerinin tepkiler nedeniyle köylere gidemediğini öne sürüyor.
Bursalı üreticiler kan ağlıyor
BURSA - Tarımsal üretimde birçok ülkeye satış yapan, domates ve kiraz üretiminde dünya birincisi olan Bursa, AKP'nin tarım politikaları nedeniyle kan ağlıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ziraat Odaları, Bursa Ticaret Borsası, Uludağ İhracatçılar Birliği, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Uludağ Üniversitesi Ziraat ve Veteriner fakültelerinin katılımıyla oluşturulan Bursa Tarım Platformu (BUTAP) Yürütme Kurulu üyeleri, ''sosyal patlama'' uyarısı yaptılar. Karacabey Ziraat Odası Başkanı Nuri Karaca , ''Hiçbir dönemde böyle olmamıştı'' derken Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı İlhan Demiröz, ''Bursa'da durum böyleyse Anadolu'nun diğer kentlerini düşünemiyorum'' diye konuştu. İnegöl Ziraat Odası Başkanı Niyazi Özbil de ''Dayanacak halimiz kalmadı. AKP gitsin de kim gelirse gelsin'' diye yakındı.
BUTAP Yürütme Kurulu üyeleri, AKP'nin tarım uygulamalarını ve üreticinin sorunlarını Cumhuriyet 'e değerlendirdiler.
'Bu gidişle ekim gerçekleşmeyecek'
16 yıldır Karacabey Ziraat Odası Başkanlığı görevini yürüten Nuri Karaca, konuşmasına ''36 yıllık çiftçiyim, tarım şehrinde yaşıyorum. Bu kadarını görmedik! Kriz dönemlerinde bile böylesi yoktu'' diye başladı. Çiftçinin birikimlerini tükettiğini, kadınların kolundaki bilezikleri satarak mazot parasını ödemek zorunda kaldığını anlatan Karaca, ''Çiftçi son bir gayretle tarladaki ürününü yetiştirmeye çalışıyor. Önümüzdeki sene bu da olmayacak çünkü bu gidişle ekim gerçekleşmeyecek'' dedi. Çiftçinin, ülkenin sigortası olduğunu ancak bunun görülmek istenmediğini savunan Karaca, ''Ne kadar dayanılacak? Çok az süre kaldı. Sosyal patlama kapıda. Türk insanının dayanışma geleneği nedeniyle şimdiye kadar büyük gösteriler olmadı ama olmayacağı anlamı çıkarılmasın. Köylü tarlasını ekememeye başladığında, hava karardığında çöplerden sebze-meyve toplayanlar bu olanaktan mahrum kalacaklar. Arjantin'de de böyle olmadı mı? Çöplerde bile toplanacak tarım ürünü kalmayınca sosyal patlama gelmedi mi?'' diye sordu.
Nuri Karaca, Türkiye'nin tarım politikalarının dış güçlere emanet edildiğini, çiftçinin, köylünün, tarıma dayalı sanayicinin IMF, Dünya Bankası ve AB'nin acımasızlığına terk edildiğini de vurgulayarak şunları söyledi:
''Tarım stratejik sektördür. Devlet desteği ya da devletin eli sürekli üzerindedir. Kanada'da, İngiltere'de, ABD'de, Fransa'da da bu böyledir. Yanlış bilgilendirme yapılıyor. Medya, tarımın sorunlarına duyarlı değil. Türkiye'de istihdamı ayakta tutan sektörüz. Turizm, otomotiv ve tekstil sektöründe KDV indirimleri yapıldı. Tarımda hem üretici hem de tarıma dayalı sanayici desteklenmelidir.''
'AKP gitsin de'
AKP politikalarının sıkıntısını her aşamada hisseden İnegöl'ün Ziraat Odası Başkanı Niyazi Özbil , AKP iktidarının köye, köylüye, tarıma bir şey vermediğini, sıkıntılarının bu dönemde onarılamayacak oranda arttığını belirterek ithalata kapıların sonuna kadar açıldığını, Türk üreticisinin kaliteli ürünlerinin dev alışveriş merkezlerinin raflarına sokulmadığını öne sürdü. Özbil de sosyal patlama tehlikesine dikkat çekerek sorunları şöyle dile getirdi:
''Başbakan, çoğu kez traktör satışlarının arttığını söylüyor. Bu gerçek değil. Eskiden çiftçi para kazanırdı, traktörünün parasını peşin yatırır kuyrukta beklerdi. Şimdi traktör firmaları hiç peşinsiz 5 yıl ödemeli traktör veriyorlar. Köylü kullandığı traktörünü satıyor, borcunu ödüyor. Sonra gidip 5 yıl vadeyle traktör alıyor. Bu borç yükü hiç dikkate alınmıyor. Eskiden sadece Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçiye, köylüye kredi verirlerdi. Şimdi özel bankalar da veriyor. Çiftçinin elinde, avucunda ve tarlasında yok. Ne yapacak? Gidip bankalardan kredi alacak. Banka çok olunca da elindeki tarlaların tümünü ipotek ettiriyor. Bu borçlar ödenemeyecek. Ürün tarlada kaldı. Türkiye'nin sorunu üretememek değil pazarlayamamak. Devlet destek vermezse neler olacağını yaşayıp göreceğiz. Dayanacak halimiz kalmadı. Çiftçi, 'AKP gitsin de kim gelirse gelsin' demeye başladı. Üreticinin sabrı taştı ama sesini şimdilik çıkarmıyor. Sandık geldiğinde göreceğiz.''
'Üretici borcunu ödeyemiyor'
Uludağ İhracatçı Birlikleri adına Bursa Tarım Platformu Yürütme Kurulu'na giren ihracatçı Şerafettin Uğraşan , tarımdaki teşviklerin dengesizliğinin sıkıntılarını yaşadıklarını örnekleriyle şöyle açıkladı:
''Bizim ihracatçımız kadar elini taşın altına koyan bir başka ihracatçı yok. Diğer ülkeler ihracatçısını destekliyor. AB üyesi ülkelerin ihracatçılarıyla mücadele ediyoruz ama haksız rekabet var. Romanya'ya 1 TIR domates gönderdim. Maliyeti 8 milyar Türk Lirası. Romanya'ya ödediğim vergi 10 milyar Türk Lirası. Yunanistan'dan buraya gelen ürünlere vergi yok. Yunanistan sadece kamyonunu gönderse bile bizden fazla kazanıyor. Bursa'da üretim kalitesinde sıkıntı yok ama çiftçi borçlu. Bursa ovasında paket kredi kullanmayan yok. Çiftçi, 2004'ün borçlarını bile ödeyemedi. Malını tarladan kaldıramayacak durumda. Tarlasını satmaya başladı. 3 yıl önce Samanlı tarafında tarlanın dönümü 40 milyar liraydı. Şimdi 8 milyara satıyor ama alabilen yok!''
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı ve Bursa Tarım Platformu Yürütme Kurulu Üyesi İlhan Demiröz , IMF'nin tarımda küçülmeyi istediğini ifade ederek şunları söyledi:
''Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre 2005'te 1 milyon 523 bin kişi tarımdan uzaklaştı. Bu kişiler üretime girmedi. Yanlış politikalar sanayi üretimini de bitirdi. Tarımdan koparılanlar varoşlara gittiler. Türkiye'de istihdamın yüzde 37'sini tarım kesimi sağlıyor. Tarımı bitirince ne olacak? Bursa gibi çağdaş tarım tekniklerinin kullanıldığı, toprağının verimli, çiftçisinin eğitimli olduğu bir kentte bile ürün, pazar bulunamadığı ya da maliyetini karşılayamayan fiyatlar verildiği için tarlada kalıyor. Bursa'nın özellikleri var, buna karşın üretici büyük sıkıntıda. Bursa'da bu sıkıntı varsa, Bursalı üretici kan ağlıyorsa Anadolu'da yangın vardır, sosyo-ekonomik yapıları Bursa'ya benzemeyen yerlerde sıkıntı çok büyüktür.''