02.03.2007

ADAMINA GÖRE SOYKIRIM

HİKMET BİLA

Yüzyıllardır bazı şeylerin değişmediğini görmek çok acı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra "insan hakları" nın uluslararası güvenceye alınması ne büyük umutlar doğurmuştu. 'İnsanlığa karşı işlenen suçlar' lanetlenmiş, en büyük cezalarla karşılanması karar altına alınmıştı.

Ama bütün bunların bir "siyasal soytarılık", "stratejik maskaralık" olduğunun anlaşılması için çok geçmedi. Soykırım gibi bir büyük insanlık suçu bile, siyasal-stratejik çıkarların aleti haline getirildi.

Adamına göre soykırım, adamına göre suç, adamına göre ceza.

Bundan 12 yıl önce Bosna'da büyük bir insanlık suçu işlendi. Binlerce Bosnalı, Sırplar tarafından katledildi. Binlerce kadın tecavüze uğradı. Yaşlı, çocuk demeden sayısız insan keskin nişancılar tarafından vurulup öldürüldü. Tüm Avrupa bu vahşeti seyretti.

Bunlar içinde biri var ki, insan aklı almıyor. Srebreniça, Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilmiş, katliamdan kaçan binlerce sivil Bosnalı, silahlarını teslim edip buraya sığınmıştı. "Güvenli bölge" de güvenliği Hollandalı askerler sağlayacaktı. Ancak, Sırp askerler bölgeyi kuşattılar ve Hollandalı askerlerden Bosnalı sivilleri kendilerine teslim etmelerini istediler. Hollandalı askerler, Bosnalı sivilleri Sırplara teslim ettiler. Sırplar, teslim aldıkları sivillerden 8 binini öldürdüler. Hollandalı askerler de seyrettiler. Sonra Sırp kasaplarla şerefe kadeh kaldırdılar. Daha geçtiğimiz aylarda bu Hollandalı askerlere, Hollanda'da şeref madalyaları takıldı.

Önceki gün toplanan La Hey Uluslararası Adalet Divanı da Srebreniça'da 8 bin kişinin öldürülmesinin "soykırım" olduğuna karar verdi ama Sırbistan'ın, bu soykırımda suçu olmadığına hükmetti. Sırbistan'ın bu nedenle Bosnalılar'a tazminat ödemesine de gerek yokmuş.  

Bir yanda, doksan küsur yıl önce Osmanlı döneminde yaşanan Ermeni olaylarını "soykırım" olarak niteleyip bu olaylarla hiç ilgisi olmayan Türkiye Cumhuriyeti'nin sorumlu tutulması... Öte yanda, daha toplu mezarları taze Srebreniça soykırımı sorumlularının aklanması. İşte, insan hakları kavramının, mahkemeleşmiş son hali...

Bugünlerde bir başka katliamın kurbanları, 15'inci yıldönümünde anılıyor. Ermeniler, 25 Şubat 1992'de Karabağ'ın Hocalı köyünde yaptıkları katliamda, bine yakın sivili öldürdüler. 200'ü kadın ve çocuktu. Bu toplu öldürmenin yanı sıra sayısız köyde sayısız Azeri katledildi. İki milyona yakın Azeri yerlerinden yurtlarından sürüldüler ve Azerbaycan'ın diğer bölgelerinde göçmen oldular. Hâlâ da öyleler. Yağmurda, çamurda, kar altında çadırlarda ve eski tren vagonlarında hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Dünya onlara kör, Avrupa sağır.

Dedik ya adamına göre soykırım, adamına göre katliam, adamına göre suç ve ceza. Siyasal ve stratejik hesaplara göre, bir soykırımı aklanabilir, bir başkası hiç görülmeyebilir. Çağdaş dünya bu mu?