06/05/2006
ZORAKİ TÜRK OLUNMAZ
A. Turhan KESKİN
“Zorla
güzellik olmaz… Zoraki Türk’te olunmaz…”
Herkes,
kendini nasıl hissediyor sa öyledir…
Bir
insan, içinde “Türklük duygusu” duymuyor sa.. “Hayır
sen Türk’sün” diye zorlamanın, ne yararı ne de insani tarafı vardır. Biz de
böyle düşünüp, davranmıyoruz zaten.
Üzülüp,
karalar bağlamamızın, geleceğimiz için kaygılanmamızın da bir anlamı yok…
Bu sorun,
yaşadığımız çağın, “çağdaş ve demokratik bir olgusu” olarak bize sunulduğuna,
önümüze konulduğuna göre…
Biz de, “çağdaş
ve demokratik çözüm üreterek” aşmasını bilmeliyiz. Serinkanlılığımızı
koruyarak, “oyunu kurallarına göre oynamalıyız.”
İlk önce,
kimsenin hayır diyemiyeceği, “Uluslar arası
antlaşmalar” bakmalıyız.
Baktığımız
da, karşımıza hemen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu antlaşması olan: 24
Temmuz 1923 tarihinde, hemen hemen, dünyanın tüm
büyük uluslarınca imzalanmış, kabul edilmiş: “Lozan Antlaşması” çıkar.
Bu “Antlaşma’ya” göre: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “etnik
yapısı”, iki ana başlık altında gruplandırılmış: 1-) Çoğunluklar, 2-)Azınlıklar
Çoğunluklara: Türkler, Azınlıklara: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler (Museviler)
denilmiş. Başkası yok.
Bu “Antlaşma”
maddelerine, metnine uymak, herkesin, herkesimin yasal, çağdaş, demokratik
uygar zorunluluğu.
O halde,
yaşadığımız günlerde: “Ben Türk değilim, Türkiyeliyim” diyenlere Türkiye
Cumhuriyeti Devleti yol göstersin, Desin ki: “Madem ki, çoğunluk olan Türk
asıllı Türk vatandaşlığında kalmak istemiyorsun. Türk vatandaşlığından çıkıp,
gitmek te istemiyorsun. Bu topraklarda Üniter Devletimiz’de bizimle,
Türkiyeli olarak yaşamak istiyorsun. Al eline bir dilekçe, sana en yakın,
Cumhuriyet Savcılığı’na baş vur: Ermenilik, Rumluk, Yahudilik asıllı azınlık
Türk vatandaşlığından hangisini uygun buluyorsan o cemaate gir. Meşrebine en
uygun olanına…”
Bu işlem
için, yeni yasa çıkarmaya da gerek yok. Hemen başvurulabilir.
Azınlık vatandaşlırımız da başımızın tacı. Kim ne diye bilir.
“Lozan
Antlaşması’nda”: Türkiyeli diye bir azınlık statüsü bulunmadığına göre, kendi
kendimize, söz konusu antlaşmaya, ekleme, çıkartma yapamıyacağımıza
göre,-çünkü bu antlaşma bizim şah damarımız.-Tek çözüm bu dur.
Türkiyeli’ler buyursunlar…
Buyurmazlar
mı?.. Girmezler mi?...
Öyle
yağma yok. Hem: “Türkiyeliyim” diyecekler. Hem de: “çoğunluğum statüsü olan,
Türk asıllılık kimliğini taşımayı sürdürecekler…
Bu olmaz
işte…
Bir “Türk
asıllı Türk Vatandaşı” olarak: Anadan doğma azınlık statüsünde olup ta, “yüreğinin
sesini dinleyip: “Ben Türküm” diyenleri bağrına basarım
Anadan
doğma Türk olup ta: “Ben Türkiyeliyim” dediği halde, “azınlık statüsüne”
girmeyenlere, birbaşka gözle bakmaya başlarım.
Buna da
hakkım olur…