02/06/2006

BU, UNUTULUR MU?

Sinan AYGÜN[*]


 

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibesir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı '' Seydibeşir Kuveysna Osmanlı Useray-i Harbiye Kampı'' idi. Bu kampta 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16.Tümen'in 48. alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.12 haziran 1920'ye kadar iki yıllık boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...

Kamptaki Türkçe bilen Ermeniler tercümanları yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanları kesilmişlerdi

***
Savaş bitmişti ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizlerin işine gelmiyordu.Çünkü olası bir savaşta bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı...

Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle hastalanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı.

Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi.Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başlamışlardı. Askerlerimiz ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular.

Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözler yanmıştı...Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu.

Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM 'de görüşüldü. Milletvekilleri Falk ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır’da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması için TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabi ki yeni kurulan devletin bin türlü sorunları vardı.Bu hesap sorma işi de unutuldu gitti.

***
Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar.

En üzücü olan malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması..

 



[*] Sinan AYGÜN ATO Başkanı

26 Eylül 2005 Pazartesi