AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN
SABIKALI MİLLETVEKİLİ
Yılmaz DİKBAŞ
Sizlere, Avrupa Parlamentosu’nun
İsveçli bir üyesini takdim ediyorum.
Adı: Maria Carlshamre
Yaşı: 48
Öğrenimi:
Gazetecilik Fakültesi mezunu.
İş Deneyimi:
Gothenburg Üniversitesi’nde felsefe öğretmenliği, İsveç TV-4’de yönetmenlik,
Moderna Tider gazetesinde muhabirlik, TV-4’de belgesel film yapımcılığı, Dagens
Nyheter gazetesinde politika yazarlığı yapmış. 1996’da İsveç’te, Yılın
Gazetecilik Büyük Ödülünü kazanmış.
Siyasi Deneyimi: İsveç Liberal Partisi üyesi, milletvekili. İsveç Meclisi’nde Sivil
Özgürlükler Komisyonu, Adalet ve İçişleri Komisyonu ve Kadın Hakları Komisyonu
üyesi. 13.06.2004 seçimlerinde, Avrupa Parlamentosu’na seçilmiş.
Parlamenterliği sürüyor.
İşte bu bilgili, yetenekli ve
deneyimli Avrupa Parlamentosu üyesi Maria Carlshamre, bir kişiyle ortak olduğu
bir Televizyon Film Üretim şirketinin, 2003 yılında iflas etmiş olduğunu resmen
duyurdu. Şirketin alacaklıları, hileli iflas iddiasıyla dava açtılar.
Duruşmalar sonunda İsveç mahkemesi, Maria Carlshamre’yi hileli iflas, şirket hesaplarında sahtekârlık ve ödenmemiş bir yığın
vergi borcu nedeniyle suçlu buldu. Şirketin 380 bin Kron (yaklaşık 48 bin
dolar) değerindeki mal varlığı da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu!
İsveç mahkemesi, Avrupa Parlamentosu’nda bir milletvekili olduğunu göz önünde
tutarak, hapis cezası yerine, Maria Carlshamre’yi 40,000 Kron (yaklaşık 5 bin
dolar) para cezasına çarptırdı. Ceza onandı.
21 Ekim 2005 Cuma günü, İsveç
Liberal Parti Genel Başkanlığı’nda Maria Carlshamre ile uzun bir görüşme
yapıldı. Parti, Maria Carlshamre’nin hemen Avrupa Parlamentosu’ndan istifa etmesini
istiyordu. Buna, Maria Carlshamre’nin yanıtı ne oldu biliyor musunuz?
“Ben, bilerek suç işlemedim. Mahkemenin kararı, Avrupa Parlamentosu’ndaki
görevimi sürdürmeyi engellemez!”[1]
İsveç Liberal Parti Genel Başkan
Yardımcısı Marit Paulsen, ki o da eski bir Avrupa Parlamentosu üyesiydi, şöyle
karşı çıkıyordu:
“Yasaları çiğnemiş bir sabıkalının, Avrupa Parlamentosunda bir yasa
yapıcı olarak bulunmasını doğru saymıyoruz!”
Sahtekârlıktan sabıkalı Maria Carlshamre
ise hiç oralı değil! Medyaya verdiği demeçte şöyle diyordu:
“Seçmenlerin oylarıyla bana verilmiş bir yetkiye sahibim. Bu yetkimin
her şeyin üstünde olduğuna karar verdim!”[2]
Nasıl, beğendiniz mi?
Türkiye’de, özellikle sosyal
demokratların kendilerine örnek ülke olarak gördükleri İsveç’te, Avrupa
Parlamentosu’na seçilen bir milletvekili hileli iflas ve şirket hesaplarında
sahtekârlıktan suçlu bulunup cezaya çarptırılıyor, sabıkalı oluyor, ama yine de
Avrupa Parlamentosunda koltuğunu koruyor!
Aslında AB’nin gerçek yüzünü
bilenler için bu durum hiçte şaşırtıcı değildir.
·
1993-1995
sürecinde, iki AB Komisyonu üyesi, yani AB Hükümetinin iki bakanı, İtalyan Emma
Bonino ve İspanyol Manuel Marin’in, AB’nin ‘İnsani Yardım Bütçesi’ nden toplam
1 milyar dolardan fazla bir parayı
hortumlamış oldukları kanıtlanmıştı.
·
1998
yılında, AB Komisyonu üyesi, yani AB Hükümetinin bir bakanı olan, Fransa eski
Başbakanı Edith Cresson’un sahtekârlık, yolsuzluk ve usulsüzlük
yaptığı belgelenmişti.
·
15
Mart 1999 yılında açıklanan bir raporla, AB Komisyonu üyelerinin tamamının,
yani AB Hükümetinin tüm bakanlarının yıllarca sahtekârlık, yolsuzluk ve usulsüzlük yapmış oldukları ortaya
çıkınca, AB Komisyon üyelerinin topu birden istifa etmek zorunda kalmışlardı.
Türkiye’nin AB’ci aydın yazarları,
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde haklarında çeşitli dolandırıcılık, yolsuzluk
ve usulsüzlük dosyaları bekleyen milletvekilleri ve hatta bakanların
bulunduğunu sık sık yazarak bunun kabul edilemez ayıplı bir durum olduğunu
vurgulamaya çalışmaktadırlar. Avrupa Parlamentosunda ve Avrupa Birliği’nin
hükümeti konumundaki AB Komisyonunda sabıkalılar, dolandırıcılar, sahtekârlar
ve hortumcular cirit atarken, TBMM’de de bazı milletvekili ve bakanların
haklarında yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarının bulunmasının nesi ayıp, neresi
kabul edilemezdir?
Bizim AB’ci aydın yazarlarımızın,
AB’nin dolandırıcı, sahtekâr ve hortumcu yüzünü ısrarla görmezlikten gelmesini
sizler nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye’deki siyasetçilerin hemen
hepsi neden AB’ye girmek için can atıyor sanıyorsunuz?
Ne Avrupa Birliği’nin milyonlarca
Avro akıtarak, Faşist Goebbels yöntemiyle uyguladığı yoğun propaganda, ne de
AB’ci aydın yazarlarımızın çabaları Türk halkının AB’nin gerçek yüzünü
görmesini engelleyebilecektir!