Avrupalı ve Amerikalı gazeteciler son
günlerde sürekli şu soruyu yöneltiyorlar: ''Türkiye'de milliyetçilik neden
yükseliyor?'' Bu soruyu sormalarının arkasında yatan neden ise Türkiye'de
Amerika ve Avrupa'ya karşı artan tepkiler.
Bu durum, ''emperyalizme karşı eğilimlerin
güçlenmesidir'' . Güney Amerika ülkelerinde Batı buna kendine göre bir ad
bulmuştur; ''ulusal sol'' demiştir.
Türkiye'de son yıllar içinde ABD ve Avrupa
karşıtı kuşkuların ve düşüncelerin artmasına neden olan öğeler şunlardır:
1) ABD'nin Irak'ta ve bölgede izlediği işgal
politikalarının, Türkiye ve bölge üzerindeki siyasi ve iktisadi faturaları
fiilen görülmeye başladı.
- Güneydoğu'daki başkaldırı girişimlerinin
arkasında yalnız PKK'nin bulunmadığı, onun
arkasındaki gücün ABD, İngiltere ve diğer Avrupalılar olduğu artık sokaktaki
insanımız tarafından da görülür hale geldi. Medya karartmaları ve yanıltmaları
bile bu gerçeği örtemiyor.
- Türkiye'nin ABD tarafından İran ve
Suriye'ye karşı sıkıştırılmakta oluşu siyasi, bürokratik ve iktisadi çevreleri
daha fazla rahatsız etmeye başladı. Herkes ABD'nin (ve Batı'nın) bölgede
yaratmak istediği kaosu ensesinde hissediyor. Deprem felaketi bekler gibi, ABD
operasyonları beklenir hale geldi.
2) Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi içine
almadan arka bahçesi haline getirmekte olduğunu artık daha geniş kesimler görüp
yaşamaya başladılar.
- ''AB öyle istiyor'' diye satılan
ulusal tesisler sonucunda işçiler AB'nin gerçek yüzü ile karşılaştılar.
- AB'nin ''belediyeler derken, yalnız
ayrılıkçı belediyeler ile ilgilendiğini'' sokaktaki vatandaş da görmeye
başladı.
- Piyasanın yabancı şirketler tarafından
işgali esnafı ve yerli iş çevrelerini vurmaya başlayınca gerçek faturanın kime
çıkarıldığı daha açık görüldü.
- Yunan askerinin işgali yerine Yunan milli
bankasının yerleşmesi, halkın gözünü açtı.
- 17 Aralık 2004 ve 3 Ekim 2005'te AB ile
yapılan anlaşmaların Türkiye'yi üyeliğe değil sömürgeleşmeye götürdüğü çiftçi,
işçi ve ulusal sanayici tarafından daha fazla anlaşılmaya, hissedilmeye
başlandı.
Kısaca soğuk savaşın bitiminden sonra ABD ve
AB'nin bu topraklardaki eski hesaplara yeniden yönelmeleri, Lozan'ın yerine
Sevr'i getirmek istemeleri Türkiye'de daha geniş kesimler tarafından görülür
hale geldi.
İşte, son zamanlarda Türkiye'de artan
anti-emperyalist eğilimlerin arkasındaki esas neden budur. ''ABD ve AB'nin
emperyalizmindeki artış, anti-emperyalist hareketi tetiklemiştir.''
Türkiye'deki anti-emperyalist hareketin
içinde kimler yok ki?
- Ulusal sol bunun içinde ve en başındadır.
- Kendilerini sağ olarak gören ve aynı
zamanda emperyalizme karşı çıkan çevreler bunun içindedir.
- Emperyalist güçlerle işbirliğine gitmeyen
ve Batı emperyalizmini reddeden İslamcı çevreler de buna dahil edilebilir.
Açık ve örtülü işbirlikçiler dışında bulunan
herkes anti-emperyalist cephededir. ABD'li ve Avrupalı gazetecilerin ''yükselen
milliyetçi değerler'' olarak tanımlamaya çalıştığı şey aslında çağdaş
Atatürk milliyetçiliğidir.
Çağdaş Atatürk milliyetçiliğinin içindeki
temel doku sömürgeciliğe karşı duruştur: ABD ve AB'nin son yıllarda bölge ve
Türkiye politikalarında ''yükselen sömürgecilik'' , Türkiye'de de ''anti-emperyalist
ulusalcılığın'' yükselmesine yol açmaktadır. Bu, kaçınılmaz bir
diyalektiktir. Aynen Güney Amerika'da görüldüğü gibi...
Soru yönelten gazetecilere şunu söylüyorum:
Aynaya bakın, Türkiye'deki yükselen değerlerin nedenini göreceksiniz...