Çanakkale Kenti içinde ve muharebe alanı
olan Gelibolu yarımadasında birçok törenler yapıldı. Şehitlikler ziyaret
edildi. Çiçekler konuldu. Türk ulusu bir kez daha vatanları için yaşamlarını
veren öz Türk evlatlarını andı, gözyaşları döküldü.
Bu arada basın da bu heyecana katıldı, dizi makaleler, köşe yazarı makaleleri
yayınlandı. Yazarların merakı şehit sayısının doğru ve tam söylenmesiydi.
Ciddi yazarlar, Genelkurmay Başkanlığının tespit ettiği 53,000 küsur sayısına
inanıyor, daha fazla söyleyen ve yazanları “yalancılık” la itham ediyorlardı
(1). Bu gibi söylemler, her şeyden önce “kitabet” noksanlığıdır. Benim
gibi 253,000 diyenler, “yalan” değil, “yanlış” konuşmuş olabilirler.
Neden 253,000 diyorum? her şeyden önce, 1915 yılında koca Osmanlı İmparatorluğunun
genelkurmay başkanlığında bir Harp Tarihi dairesi yoktu. Bir ufak şubede,
1-2 subay çalışıyordu. Birinci Dünya Savaşında Türk ordusu 2,850,000 insanı
silah altına almış, sekiz cephede (bana göre ermeni iç savaşı ile 9 cephede)
savaşmış, savaş sonunda 560,000 kişi hayatta kalmış, 2 milyon kayıp vermişti
(2). En kanlı muharebe ise Çanakkale “siper savaşı” idi. Bunu yabancı
tarihçiler de onaylar. Köşe yazarları, bu arada Aralık 1914’de cereyan
eden Sarıkamış Kuşatma Manevrası’ndaki şehit sayısından da bahsettiler
(3).
Dr. Tevfik Salim Paşa’nın çok değerli bir eseri (raporu) vardır (4). Dr.
Bnb. Tevfik Salim Bey, 3. ordu sıhhiye müfettişiydi. Bir cümlesi hala
hatırımdadır. ”3. orduda kurşunla ölen 9,001 insandır” diye yazar. Mareşal
Fevzi Çakmak, ünlü eserinin son sayfalarında (5), 3. Ordu’nun 4 yıllık
savaşında hastanelerde ölen erlerin sayısını 128,698 olarak verir ve bunların
23,607’sinin salgın hastalıklardan öldüğünü bildirir. Pek iyi! Allah-u
Ekber dağlarında donarak şehit olan er ve subayları kim saydı ki, ordu
60 küsur bin sayısını verdi ? Ordu Komutanının (Hafız Hakkı Paşa) tifüs
salgınından öldüğü bir cephede kim istatistik tutmayı düşünürdü? Yine
de Tevfik Salim Paşa kendi görevine ait istatistikleri tarihimize kazandırmıştır.
Mareşal Fevzi Çakmak, “Sarıkamış’tan sonra, ordu döküntüleri yarı hale
gelmişti” diyor ve 190,000 mevcutlu (6) bir ordudan, 1 Şubat 1915’de geri
kalanları 2,254 subay, 66,720 er ve 28,000 hayvan olarak gösteriyor (7).
Savaş başlayalı 5 ay geçmiş, 18 günlük bir muharebeden sonra geriye 69,000
kişi kalmış, 120,000 insan nerede? Kuşkusuz, Allah-u Ekber dağlarında
donanlar ve Ruslara esir düşen 2,000 küsur insan…
Nasıl inanırım ben, 50-60 yıl sonra yayımlanan askeri tarih kitaplarına?
Kar, kış, soğuk iklimde 3000-4000 metre yükseklikte yapılan Sarıkamış
Kuşatma Manevrası; alman hayranı Enver Paşa’nın kurmay başkanı General
Fritz Bronsart von Schellendorf planlayarak, sevk ve idare etmedi mi?
(Harekatın başladığı gün Enver Paşa kızağa binerek, cepheye hareket ederken,
bu generalin çevresine almanca “Napoleon’un Moskova seferi” dediği rivayet
edilmiştir.)
O halde, ben bir tek kitaba inanırım.Bu savaşta 9. Kolordu Kurmay Başkanlığını
yapan Şerif Beyin (Ruslara esir düşmüştü), verdiği sayıya “86,000 zayiat
verdik” diyor.
Bir karşılaştırma yapalım: Çanakkale Savaşı 9 ay sürdü. Resmi olarak 57,000
şehit verdik. Sarıkamış kuşatma harekatı 18 gün sürdü. Mareşale göre 60,000,
Şerif Bey’e göre 86,000. Hangisi daha kanlı bir muharebe? Ne var ki birincisi
hezimet, bozgun, ikincisi zafer.
Bu her iki muharebe de, facianın çapını, büyüklüğünü, savaşın süresine
etkisini, sadece şehit sayıları anlatamazlar.
Çanakkale’de, o ufacık toprak parçasında iki taraftan toplam yarım milyon
insan savaştı. Arkadan bol bol takviyeler geldi; cephede ölenler gömülüyordu.
Fakat yaralananlar, hastanelerde bir iki gün sonra ölen ağıt yaralılar
(neden şehit sayılmıyorlar), hava değişimi alıp tekrar cepheye dönerek
şehit olanlar, bunlar savaşmadılar mı?
Savaştılar. Hem de nerede?
Mustafa Kemal Paşa’yı Çanakkale’de harcamayı beceremeyen Enver, aynı sayılı
kolordu ile (16. KO.), onları Çapakçur dağlarına gönderdi. Çanakkale’den
sağ çıkanlar da o dağlarda kar, kış, soğuk, açlık, susuzluk, hastalık
(tifüs, kolera) ve Rus kurşunlarıyla şehit olup gittiler.
Çanakkale zaferinin şimdi bol anıtları var. Çapakçı (Bingöl) dağlarında
ise anıt yok. Halbuki, Mustafa Kemal Paşa, o cephede de (2. ordu) bir
orduyu Ruslara esir düşmekten kurtarmıştı.
Köşe yazarlarının, ciddi insanları yalancılıkla itham etmek yerine, biraz
daha askeri tarih okumaları gerekir.
(1) Cumhuriyet Gazetesi, Toktamış Ateş, 18 Mart 2005
(2) Cemal Kutay, Cilt 19, s. 10663.
(3) Cumhuriyet Gazetesi, a.g. makale.
(4) Birinci Dünya Harbinde 3. Orduda Sıhhiye Hizmeti, bu değerli kitabı
Rahmetli Prof. Dr. Ekrem Kadri Onat benden ricayla aldı, sonra bu kitap
Cerrahpaşa Hast. de kayboldu.)
(5) Mareşal Fevzi Çakmak, “Büyük Harpte Şark Cephesi Hareketleri”. 1936,
Genelkurmay Başkanlığı Basımevi
(6) Kur. Yrb. Şerif. Emekli “Sarıkamış”, 9. KO. Kur. Bşk., İstanbul, Necm-I
İstiklal Matbaası, 1338, eski yazı.
(7) Mareşal Fevzi Çakmak, a.g.e.
|