18 Nisan 2005

ANKARA'DA BİR EOKACI

Cem BAŞAR
 

Yunanistan Dışişleri Bakanı MOLİVYATİS Ankara’da.
Şimdi MOLİVYATİS’i tanıyalım. Yunanistan’da yıllarca Dışışleri Bakanlığı yapmış olan EVANGELOS AVEROF yayınlanan anılarında şöyle tanıtıyor:
“Türk-Yunan Başbakanlarının iki ülke arasındaki “Dostluk ve Kardeşlikten” bahsettikleri 7 Mart 1953 günü Atina’da “Büyük Britanya Oteli”nin “328” numaralı odasında, Kıbrıs Başpiskoposu Makarios, Albay Grivas, Türkiye’ye karşı her zaman iki yüzlü bir politika izlemiş bulunan politikacı Evangelos Averof, General Nikolaos Papadopulos, iki bakan ile üç general ve Yunanistan’ın yeni Dışişleri Bakanı PETROS MOLİVYATİS, ‘Yunan Bayrağına, Incile ve Silaha” el basarak şu yemini ettiler.
‘Mukaddesat adına ve hayatımı feda pahasına, en ağır işkencelere tahammül göstererek, Kıbrıs’ın, Yunanistan’la birleşmesi (Enosis) konusunda sır vermemeye ve bu hedefe ulaşmaya yönelik emirleri, itiraz etmeden yerine getireceğime and içerim.”
Yunanistan’da, 1954 yılı başlarında “Enosis” faaliyetleri ile ilgili örgütlenme başlamıştı. 28 Ağustos 1954 pazar günü sabahı, subay, devlet görevlisi, politikacı, oğretmen ve ışadamlarından oluşan yüzden fazla en üst düzeyden Yunanlı, Atina’nın Kifisia semtinde bir kilisede toplanarak, büyük “Enosis” yeminini ettiler.
Bu törene ismen davet edilen ve ancak kimlik tesbiti ile kilisenin kapısından içeri girebilenlere, Albay Grivas, Kıbrıs’ta Enosis mücadelesini başlatmak için toplandıklarını anlattı. Daha sonra. Yunan kilisesi Başpiskoposu Spiridon, törene katılanlara şu yemını ettirdi:
“Mukaddes azizlerin tasvirleri önünde, dinimize bağlı olarak yeminimizi edelim. Ölüme kadar milli davaya (Enosis’in gerçekleştirilmesi) sadık kalacağız. Yolumuzdan geri dönmeyeceğiz. Hiç kimseye taviz vermeyeceğiz. Hiçbir şekilde anlaşma yoluna gitmeyeceğiz. Bize karşı kullanılacak kuvvet ve baskılara direneceğiz. Ayakta duracağız. Hedefimiz Enosis.. sadece Enosis olacak”. Bu toplantıda yemin edenlerden biri de, PETROS MOLİVYATİS idi.
Yunanistan’ın eski Dışişleri Bakanlarından Evangelos Averof, “Kaybolmuş Fırsatlar” adlı kitabında, Dışişleri Bakanı olduğu 1956’da, Konstantin Karamanlis hükümetinin EOKA’ya hangi yollardan silah yolladıklarını, Birleşmiş Milletleri nasıl kandırdıklarını bir ifşaat olarak anlatır.
Averof, Dışişleri Bakanı olunca ilk işi, Kıbrıs’a kendi adamları olan diplomatları atamak olmuştu. Bunlar, sonradan büyükelçi derecesine yükselmiş olan genç diplomatlar Angelos Vlahos ile Aristos Fridas idi. EOKA’nın lideri Albay Grivas’la bağlantı kurma görevi General Manelaos Pandelidis’e verilmişti. Averof’un EOKA örgütü içindeki kod adı “İsakios”, Makarios’un “Haris”, Grivas’ın “Yeros” idi. Lefkoşa’daki Konsolosluk memurları, EOKA içinde “Kseros”, “Glavkos”, “Fedon” gibi isimlerle tanınıyorlardı.
Averof, Atina’nın, EOKA’ya hangi yollardan silah sağladığını ve yolladığını şöyle anlatır:
“1956 yılı başlarında Andreas Azinas daha sonra da Makarios’un yakın arkadaşlarından Papaz Papamiltiyadis’in kızı Marula, Atina’ya gelerek yerleştiler. Bunlar Kıbrıs’a gönderilecek silah ve cephaneyi sağlayacak ekibi oluşturacaklardı.
İngilizlerin bu milliyetçi iki genci terörist olarak aramaları, bize problemler yaratıyordu. Ingilizler’in bu konudaki diplomatik girişimlerini “Bilmiyoruz. Atina’da değiller..” şeklinde cevaplarla geçiştirmeye çalışıyorduk. 1956 yılı ortalarında durum biraz yatışmıştı. Onları koruma konusunda karar almıştık Etraflarında bir güvenlik ağı kurmuştuk. Onları bize ait evlerde gizlemiştik.
Bu operasyonun en güç yanı, gizlilik konusunda gösterdiğim hassasiyet ve ısrarımdı. Kıbrıs’a kaçırılan silahların tesbit edilmesi halinde doğacak en ufak bir şüphenin ortalığı kanştıracağını bildiğim için, böyle bir durumun belirmesi halinde sevkıyatın derhal durdurulmasında ısrar ediyordum. YUNANİSTAN’IN, KIBRIS’A SİLAH GONDERDİĞİNİN OGRENİLMESİ, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN KAPILARINI YUNANİSTAN’A VE KIBRIS’A KAPATMASI DEMEKTİ. Bu riskli bir işti. Bu durum, Ada’ya yasal yollardan silah sağlama ve yollama gerekliliğini yaratıyordu. Böyle bir girişim bize yeni problemler yaratabilirdi.
Açık kanallardan silah satın alınmasının duyulması halinde bu da aleyhimize kullanılabilirdi. İngiliz ajanları hareketlerimizi yakından izlediklerinden ele geçirecekleri bir bilgi bizi suçlamaları için aradıklan fırsatı onlara verecekti. Grivas’ın Azinas’a tanıştırdığı üç subay bu operasyonda önemli rol oynamışlardı.
Bunlar Albay Eksindaris, Binbaşı Gramatikos ve Yüzbaşı Stavros’dan kurulu bir hücre idi. BU ÜÇ YUNAN SUBAY, ELLERİNDEKİ OLANAKLARI KULLANARAK, YUNAN ORDUSUNUN SAGLAM SİLAHLARINI HURDAYA
ÇIKARMIŞ, CEPHANEYİ KULLANILMİŞ OLARAK KAYİTLARDAN DUŞURMEK SURETİYLE KIBRIS’A GONDERİLMESİ İÇİN AZİNAS’A TESLİM EDİYORLARDI.
EOKA’ya silah sağlamanın diğer bir yolu da, başka ülkelerden ve daha ziyade İtalya’dan almaktı. Bu ülkedeki dostlarım aracılığıyla tabanca, makinalı tüfek ve mermi satın alarak Kıbrıs’a yolladık.
Italya’dan sevk ettiğimiz silahlar, iki defa tehlikeye düştü. Bir defasında iki kasa makineli tüfek ile çok sayıda mermiyi Cenova limanında terletmek zorunda kaldık. İkinci tehlike, ilkinden daha büyüktü. Diplomatik bir skandala yol açabilirdi.
İtalya’da yaşayan Theodoros Meletiu adında bir dostum bize bir parti otomatik silah bulmuştu. Sevk işini ayarlamak için Atina’ya gelerek benimle görüştü.
Bu işi profesyonel yabancılara yaptırmamak için bir adamımızı görevlendirmeyi uygun gördük. EOKA’ya silah gönderdiğimizi, Bakanlığın bünyesinde Lefkoşa konsolosluğumuz memurları dışında pek az kimse biliyordu.
Bu faaliyetimizi bilen diğer bir kişi de, Yunanistan Devlet Başkanı Konstantin Karamanlis’in Siyasi Büro Müdürü Büyükelçi Petrus Molivyatis idi. Molivyatis satın aldığımız otomatik silahları, Kıbrıs’a gizlice götürme görevini seve seve kabul etmişti.
Bu diplomatımız, İtalya’da silahları gece teslim almış, özel hazırlanmış bavullara gizlemek üzere, Meletiu’nun evine götürüyordu. Yolda polis onları yakaladı. Polisi atlatmak için rüşvet verdi.
Molivyatis’in bir diplomat olması ve onu bu çeşit görevlerde kullanmamız bizi düşündürüyordu. Ne var ki, güvenilirliğine, diplomatik pasaportuna ve becerilerine ihtiyacımız vardı.”
İŞTE KIBRIS GERÇEĞİ BUDUR.. YEMİNLİ EOKA’CI DIŞIŞLERİ BAKANI OLURSA TÜRKİYE’Yİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR DEMEKTİR.