05/05/2006

 

GÜÇLENEN MİLLİYETÇİLİK

A. Turhan KESKİN

 

 

Tüm dünyada, milliyetçiliğin yeniden güçlenmeye başladığından söz edilmektedir.

Bu olgu, gayet doğaldır. Milliyetçilik, insanların kendilerini “koruma içgüdülerinin” gereksiniminden doğmakta, korumayı sağlamak için de, tek başına başarmanın olanaksızlığını düşünerek, aynı ilke etrafındaki aynı düşünce birliğinde ki insanların, topyekün “öz savunma refleksine” dönüşmektedir.

“öz savunma refleksinin” açılımından da anlaşılacağı gibi: insan topluluklarının toplu halde, karşı karşıya kaldıkları bir -fiziki veya psikolojik- saldırı söz konusudur. Bu saldırı artan oranda, süreklilik, yoğunluk ve ivme kazanmıştır. O insan toplulukları için, “yaşamsal tehlike” halini almıştır.

İşte bu aşamada, o insan toplulukları, bir araya gelip birlik oluşturarak, söz konusu “ortak tehlikeyi” defetmek gereksinimi duyarlar. Onları, bunu yapmaya yönelten düşünceler, artık kendiliğinden harekete geçen  -fiziki veya psikolojik- karşı eyleme dönüşen düşünceler durumuna gelmiş ise “öz savunma kolektif refleksi” oluşmuş demektir.

Bundan sonraki aşamada, “öz savunma kolektif refleksinin inanç kültürü birikimi” devreye girer. Bizim gibi, köklü tarihe sahip milletler de,  öz savunma kolektif refleksinin inanç kültürü birikimi” zaten vardır. Günü geldiğinde, sadece insan beyninin “bilinç altından” , “bilinç üstüne” çıkar işlerlik kazanır.

Bu süreç, bu biçimde gelişmektedir. Bunun adına da, Sayın Attilâ İlhan “Dip dalgası” demiştir.  Doğru bir tanımlamadır.

Dünyada “milliyetçilik akımının” doğuşu 1789 Fransız İhtilali’ne bağlanmaktadır. Bu saptama doğru olabilir. Yalnız, akademisyenlerin eksik bıraktığı bir taraf vardır. Fransız İhtilali, Fransız halkının, sadece krala, asillere, elite karşı “iç ayaklanması”, “iç savaşıdır.”

Halbuki milliyetçilik: asıl dış sömürücülerin saldırılarına, işgallerine ve içeride de, onların işbirlikçileri egemenlerine karşı, geniş boyutlui kapsamlı ve stratejik bir, “öz savunma kurtuluş savaşıdır.”

Bu savaş çok zamanlı, soluklu ve konjonktürel bir savaşta olabilir. Yoğunluğu niteliği ve türü karşı saldırıya göre ayarlanır.

Saldırılan toprağın, jeopolitik çekiciliği, o toprağın insanlarının  kendi topraklarının jeopolitik çekiciliğinin bilincinde olup olmamaları hali: “Öz savunma kolektif refleksi inanç kültürünün yoğunluğunu ve kütlesini” ortaya çıkartır.

Fransa’da icat edildiği söylenen, Milliyetçiliğin “ tarihte ilk kapsamlı eyleme dönüştürüldüğü ve başarıldığı ülke: Türkiye Cumhuriyeti , başaranlar da: Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Milleti olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bulunduğu coğrafyanın “jeopolitik çekiciliği” nedeniyle “Öz savunma kolektif refleksi inanç kültürünün yoğunluğunu ve kütlesini” bu coğrafyada yaşayan tüm uygarlıklar gibi sürekli ve tükenmez solukla yaşatma zorunluluğu vardır.

Bunu başaramayanlar tarihe karışır.

Yerini başka uygarlıklara bırakır.

İnsanlık tarihinin “değişmez yasası” budur.