Yıllardır görmediğim eski bir arkadaşım gazeteye
uğradı. Hoşbeşten sonra şüphesiz ki konu ülkeye dayandı. Durumu nasıl
görüyorsun, diye sordum. Valla kötü dedi, "Ben seçime kadar Hrant benzeri 4-5 suikast daha bekliyorum"
... Gözlerimi faltaşı gibi açtım, kulaklarım dikildi,
tüylerim ürperdi. Nasıl yani , diye sordum!
Komplo teorisi, gibi!
Ciddi olayların açıklanamadığı durumlar için "teorik
bir çerçeve" çizerek bir stratejik bakış, bir kestirim getirmek ile komplo
teorisi ülkemizde birbirine karıştırılır.
"Analiz" niteliği taşıyan bu
açıklamalarda, ilk başta resmin parçaları birbiriyle uyuşur gibidir. "Teori"
yi daha sonra olayların gelişimi ile örtüştürürsünüz; doğruluğu, yanlışlığı,
eksikliği ortaya çıkar...
Ancak olaylar aksini gösterdiği halde, hâlâ
ortaya atılan "teori" ortalıkta dolaşıyorsa, "komplo
teorisi" ne dönüşmüştür!
Örneğin, 11 Eylül İkiz Kulelerin vurulması
olayını, CIA-Pentagon'un Ortadoğu ve Irak'a karşı saldırıya meşruluk
kazandırmak için düzenlediği, El Kaide'yi bu amaçla kullandığı gibi zırvalıklar
gerçek bir komplo teorisidir.
Sorumu yanıtladı. "Bak" dedi, "hem
Cumhurbaşkanlığı hem genel seçimler dönemine girdik. ABD ve Avrupa seçimleri
kimin kazanmasını ister?"
Bu sorunun yanıtı açık. Şüphesiz ki AKP
iktidarını isterler, onu biraz ehlileştirerek, biraz iterek-dürterek
yönlendirerek daha iyi yönetebilirler. Bugüne kadar yaptıkları gibi!
ABD de Avrupa da, Mustafa Kemal 'in ulus
devlet karakterinin Türkiye'de bir iktidar seçeneği olarak hâlâ yaşamasından
memnun değil. Başlarına bela! Onlar yumuşamış, çekip çevirecekleri liberal-neo liberal, küreselleşmeyi neoliberal
ekonomik yaptırımlara uymak olarak algılayan siyasi partilere ve çevrelere
ihtiyacı vardır.
"AKP'yi
istiyorlar ve ellerinden geldiği kadar da ulus devlete bağlı siyasetleri de
eritme politikası izliyorlar."
Anlattıklarını özetleyerek aktaracağım:
Bugün iki iktidar seçeneği var. AKP ve CHP-MHP
(DYP). AKP karşıtı iktidar seçeneği Avrupa ve ABD için özellikle Ortadoğu'daki şu
kargaşalıkta hiç arzu edilmiyor. Muhalefetin iktidar olması, onlar için bir
kâbus olabilir. Bu nedenle "ulusalcılığı" yıpratmak için her türlü
tertibe başvurabilirler. Ulusalcılık deyince, devlette Ordu akla gelir. Hrant Dink suikastı ulusalcıların
üzerine yıkılmak için düzenlendi. Hem ulusalcı iktidar merkezleri hem de
Türkiye dışarda daha büyük baskılar karşısında
bırakılacak ve zayıflatılacak.
Nitekim Hrant
Dink ile birlikte "derin devlet"
gündeme getirildi. AKP'liler de faturayı orduya
kesmek istediler. Devlet içinde AKP ile "ulusalcılar" arasında
müthiş bir savaş var.
Sonunda dedi ki "seçimlere kadar, ulusalcıların üzerine yıkılacak nitelikte böyle 4-5 önemli suikast daha düzenlenebileceğine inanıyorum."
Bir felaket tellalı oturuyordu karşımda! Şöyle
biraz geri çekildim... Sonra düşündüm, "teori" nin zayıf yanları var. Bu haliyle bir "komplo
teorisi" gibi duruyor! Hrant Dink'i vuran az çok belli. Çevreleri belli. Etkilendikleri
düşünceler belli. Tabanda suikasta sevinenler belli... Ama yukarı ilişkileri
belli değil. Ayrıca şüphesiz Türkiye kullanılmaya hazır çevrelerle dolu!
Teorinin zayıf yönü, bu suikastların AKP'yi zayıflatabileceği, iktidar olamaz hale
getirebileceği olasılığıdır! Birçok tertibin amaçlananın tersi sonuçlar verdiği
de görülmüştür.
Ama teorinin güçlü bir yanı var: Türkiye'de bunca
aydın cinayeti neden işlenmiş ve bunların hiçbiri aydınlanmamıştır?
Zor bir döneme girdiğimiz kesin ve AKP'de süreci yönetebilecek akıl eksikliği egemen. "Mutlak
iktidar peşinde" koşmaları ve dincilerin dışında kalan herkesi
ötekileştirme politikaları, ülkede hem demokrasiyi ve demokrasi için gerekli
dengeleri tehlikeye sokuyor hem de çatışmaları körüklüyor ve Türkiye'yi dışa
karşı zayıflatıyor!
Konu karmaşık ve AKP destekçisi çevreler de
karmaşıklığa hizmet ediyorlar bence...