07.02.2007

BİR KOMPLO TEORİSİ

ORHAN BURSALI

Yıllardır görmediğim eski bir arkadaşım gazeteye uğradı. Hoşbeşten sonra şüphesiz ki konu ülkeye dayandı. Durumu nasıl görüyorsun, diye sordum. Valla kötü dedi, "Ben seçime kadar Hrant benzeri 4-5 suikast daha bekliyorum" ... Gözlerimi faltaşı gibi açtım, kulaklarım dikildi, tüylerim ürperdi. Nasıl yani , diye sordum!

Komplo teorisi, gibi!

Ciddi olayların açıklanamadığı durumlar için "teorik bir çerçeve" çizerek bir stratejik bakış, bir kestirim getirmek ile komplo teorisi ülkemizde birbirine karıştırılır.

"Analiz" niteliği taşıyan bu açıklamalarda, ilk başta resmin parçaları birbiriyle uyuşur gibidir. "Teori" yi daha sonra olayların gelişimi ile örtüştürürsünüz; doğruluğu, yanlışlığı, eksikliği ortaya çıkar...

Ancak olaylar aksini gösterdiği halde, hâlâ ortaya atılan "teori" ortalıkta dolaşıyorsa, "komplo teorisi" ne dönüşmüştür!

Örneğin, 11 Eylül İkiz Kulelerin vurulması olayını, CIA-Pentagon'un Ortadoğu ve Irak'a karşı saldırıya meşruluk kazandırmak için düzenlediği, El Kaide'yi bu amaçla kullandığı gibi zırvalıklar gerçek bir komplo teorisidir.

Sorumu yanıtladı. "Bak" dedi, "hem Cumhurbaşkanlığı hem genel seçimler dönemine girdik. ABD ve Avrupa seçimleri kimin kazanmasını ister?"

Bu sorunun yanıtı açık. Şüphesiz ki AKP iktidarını isterler, onu biraz ehlileştirerek, biraz iterek-dürterek yönlendirerek daha iyi yönetebilirler. Bugüne kadar yaptıkları gibi!

ABD de Avrupa da, Mustafa Kemal 'in ulus devlet karakterinin Türkiye'de bir iktidar seçeneği olarak hâlâ yaşamasından memnun değil. Başlarına bela! Onlar yumuşamış, çekip çevirecekleri liberal-neo liberal, küreselleşmeyi neoliberal ekonomik yaptırımlara uymak olarak algılayan siyasi partilere ve çevrelere ihtiyacı vardır.

"AKP'yi istiyorlar ve ellerinden geldiği kadar da ulus devlete bağlı siyasetleri de eritme politikası izliyorlar."

Anlattıklarını özetleyerek aktaracağım:

Bugün iki iktidar seçeneği var. AKP ve CHP-MHP (DYP). AKP karşıtı iktidar seçeneği Avrupa ve ABD için özellikle Ortadoğu'daki şu kargaşalıkta hiç arzu edilmiyor. Muhalefetin iktidar olması, onlar için bir kâbus olabilir. Bu nedenle "ulusalcılığı" yıpratmak için her türlü tertibe başvurabilirler. Ulusalcılık deyince, devlette Ordu akla gelir. Hrant Dink suikastı ulusalcıların üzerine yıkılmak için düzenlendi. Hem ulusalcı iktidar merkezleri hem de Türkiye dışarda daha büyük baskılar karşısında bırakılacak ve zayıflatılacak.

Nitekim Hrant Dink ile birlikte "derin devlet" gündeme getirildi. AKP'liler de faturayı orduya kesmek istediler. Devlet içinde AKP ile "ulusalcılar" arasında müthiş bir savaş var.

Sonunda dedi ki "seçimlere kadar, ulusalcıların üzerine yıkılacak nitelikte böyle 4-5 önemli suikast daha düzenlenebileceğine inanıyorum."

Bir felaket tellalı oturuyordu karşımda! Şöyle biraz geri çekildim... Sonra düşündüm, "teori" nin zayıf yanları var. Bu haliyle bir "komplo teorisi" gibi duruyor! Hrant Dink'i vuran az çok belli. Çevreleri belli. Etkilendikleri düşünceler belli. Tabanda suikasta sevinenler belli... Ama yukarı ilişkileri belli değil. Ayrıca şüphesiz Türkiye kullanılmaya hazır çevrelerle dolu!

Teorinin zayıf yönü, bu suikastların AKP'yi zayıflatabileceği, iktidar olamaz hale getirebileceği olasılığıdır! Birçok tertibin amaçlananın tersi sonuçlar verdiği de görülmüştür.

Ama teorinin güçlü bir yanı var: Türkiye'de bunca aydın cinayeti neden işlenmiş ve bunların hiçbiri aydınlanmamıştır?

Zor bir döneme girdiğimiz kesin ve AKP'de süreci yönetebilecek akıl eksikliği egemen. "Mutlak iktidar peşinde" koşmaları ve dincilerin dışında kalan herkesi ötekileştirme politikaları, ülkede hem demokrasiyi ve demokrasi için gerekli dengeleri tehlikeye sokuyor hem de çatışmaları körüklüyor ve Türkiye'yi dışa karşı zayıflatıyor!

Konu karmaşık ve AKP destekçisi çevreler de karmaşıklığa hizmet ediyorlar bence...