07 Nisan 2006

POLİTİKASIZ MÜCADELE...

Oktay EKŞİ



CUHURİYETİMİZ kurulalı beri elbet TBMM’de birçok tarihi toplantı yapıldı. Ama önemini fark etmiş olsak da olmasak da önceki gün TBMM Genel Kurulu’nda ele alınan "terör" konusu son yılların en önemli toplantılarından biriydi.

Ne yazık ki o fırsat ziyan edildi.


Ziyan edildi, çünkü devletine silahla karşı koyduğu için öldürülmüş dört teröristin cenazelerinin kaldırılmasını bahane eden PKK uzantılarının 28 Mart 2006 tarihinde, Diyarbakır’da başlattıkları "kalkışma" daha sonra yurdun başka yerlerine de sıçradığı halde, bunları önleyecek bir politikayı ne hükümet dile getirebildi, ne de TBMM görüşmeleri böyle bir sonuç üretti.

Eğer teröristleri lanetleme çözüm olabilseydi mesele yoktu. Çünkü bunu hükümet adına konuşan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu da, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) TBMM Meclis Grubu adına konuşan Köksal Toptan da bol bol yaptılar. Muhalefet sözcülerinin söylemleri de bundan farklı değildi.

Teröre karşı mücadeleden başarılı çıkmak için üzerinde iktidar ve muhalefetin mutabık kaldığı bir ulusal politika örütmenin gerekliliği de -en azından muhalefet sözcüleri tarafından- dile getirildi ama, görüşmelerden o yönde bir gelişme olacağı umudu doğmadı.

Böylece sorunun çözümünde, "Kürt sorunu vardır. Geçmişte bu konuda ciddi hatalar yapılmıştır" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın izlediği politika mı uygulanacaktır yoksa, "Teröre ve teröriste hiçbir şekilde taviz verilmesi mümkün değildir. Türkiyede tek millet vardır ve bu ülke bölünmez bir bütündür" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın izlediği politika mı uygulanacaktır, belli olmadı.

Yeri gelmişken belirtelim:

Çözüm için elbet birbirine zıt görüşler ve yaklaşımlar var. Ulusal bir politika üretinceye kadar bunun böyle olması tabiidir. Ancak farklı yaklaşımların savunulduğu bu dönemde dahi demokrasiye ve insan haklarına aykırı, hukuku yok sayan önlemleri savunan kimse yoktur.

Keza bugüne kadar yapılmış demokratik açılımlardan vazgeçmeyi isteyen de mevcut değildir. Bu, Türkiye’nin ulaştığı demokratik olgunluk yönünden iyi bir göstergedir.

Ama devletin etkin olması ciddi bir ihtiyaçtır. İster radikal anlayışla ister "üstlerine gitmeyelim" tutumuyla yaklaşılsın, devletin her yerde ve her aşamada egemen olması zorunludur.

Oysa olayların başından beri devlet, etkin olmak bir yana, mevcut olduğunu göstermeyi bile becerememiştir.

O nedenle Diyarbakır, Batman, Siirt’te devlet otoritesinin yerini, PKK’nın o yöredeki uzantıları almış, devlet de bu vahim gerçeğe seyirci kalmıştır.

Eğer dediklerimiz yanlış olsaydı, teröre ve teröriste arka çıkan bir belediye başkanının görevinde bir dakika bile kalması düşünülemezdi.

Görüldüğü gibi Türkiye mefluç (felçli) haldedir. Bizi kahreden de tek kelimeyle budur.