07/07/2006
BİZİM BODRUM
Osman Güney
Ne zamandır gazete okumuyor, TV
filan da seyretmiyorum; haber ve
yorumlardan da şeytan’dan kaçar gibi kaçıyorum…
Neden derseniz, bunlar benim ruh
sağlığımı gerçekten bozmaya başladı…
Soluk
aldırmıyorlar birader; biri tutuyor, öteki vuruyor… “Limanlarınızı Rum
gemilerine hemen açın” ha!... “Güneydoğuda
ateşkes ilan edin” ha!..; “PKK ile
mütareke yapın” ha!... Gencecik üniversiteliyi trenden atıp ölüren “kapkaçcı” ya aldırma” ha… “Af’la çıkanlar birer birer suç işlemişlerse işlemişler, Katil Fehriye Belçika
devletinin koruması altında kaçırılmışsa kaçırılmış; sana ne otur oturduğun
yerde” ha!... Hangibirini sayayım…
Lütfen olanları
ve olacakları küçümsemeyin. Delirmemek
olası değil… Milletçe “panik atak ve depresyon”
içindeyiz de ; fıttırmaya ramak kaldı…
Dışarının bu
durumu ve tevatürü, aslında biraz da işimize
gelmiyor, desem yalan olur.
Geçim derdiymiş, ev-bark
sıkıntısıymış, Bu felaket senaryoları karşısında kaybolup gidiyor…
Öyle ya,
ben ve benim gibi, elli altmış milyondan
fazla orta halli yurttaş, yani, işçi, memur, emekli, dul, yetim, esnaf, köylü, şu-bu…
Avro’larımız, Dolar’larımız, YTL’lerimiz mi var ki,
derdine düşelim… Zenginlerimizin feryadına bakıyor, beterin beteri
varmış diyerek, halimize şükrediyoruz… Zavallılar bir manipülasyonda
bilmem kaç dolar kaybederlermiş; dile kolay…
Hadi eğri oturup doğru konuşalım;
manavın kasabın biraz
uzağından gittiniz mi, maaşlar iyi kötü biraz denkleşiyor,
sen ona bak…
Bize ne benzin zammından, lüks otolardan,
falandan filandan… Hiç işimiz olmaz bunlarla. Sağolsun
toplu taşıtlar ve de tabanvay…
Merhum peder-valide de yazlık mazlık
bilmezdi ki, biz de öğrenelim de; şu temmuz sıcağında Bodrum da dinlenceler
filan sayıklayalım… Allah var, ortanca kızı saymazsak, bu duruma
evde çoluk çocuk herkes, kedi yavrusu kadar anlayışlı ve uysallar…Yoksa
halimiz nice olurdu…
Dedim ya,
en iyisi bu felaket çığırtkanlarını hiç okumamak… duymamak, görmemek…
Ölümü görüp sıtmaya razı olmak
gibi bir şey ama; olsun…
Fakat neylersiniz ki, nasıl oluyorsa oluyor, bu enformasyon, kıyıdan köşeden
yine de sizi bulup, sinek gibi yapışıyor, kovamıyorsunuz…
Ama bizim bir bodrumumuz var ki, gerçekten bir
harika!.. serin mi, serin…Sanırsınız beş yıldız klimalı mübarek; Oooh! küfür küfür…
Bir hasır, bir kilim, bir yastık,
bir de yer minderi…Ke- ka!...
Köşede camı kırık küçük bir pencere, çok
şükür tepemizde ampul mampul de yok, gün ışığı bile içeriye
nazlı giriyor…
Neme lazım, şu bizim bodrum, yalan dünyanın gerçek bir cenneti canım…