11 Temmuz 2005

KALDIR, İNDİR!..

Mahmut YILBAŞ
 

Ne çağrıştırıyor, size?
Hemen, halter diyecek gibi oldunuz...
Erkek sporu olduğunu, aklınızdan geçiriyorsunuz, değil mi?
Son zamanların ünlü erkek haltercilerini mi anımsıyorsunuz?
Belki, Naim Süleymanoğlu’nu.
Hem kendi ününü ve hem de Türkiye’ninkini dünyaya yaymıştı.
Arka arkaya avrupa, dünya ve olimpiyat rekorlarını kırmıştı.
Haklı olarak “Herkül” olarak isimlendirildi.
Sevimli bir delikanlı idi...
Bebek gibi yüzü vardı...
Bir aralık ününden, kimi siyasetçiler de yararlanmaya kalkmışlardı. Beraberlerine alıp, siyasi gezilerine götürürlerdi. Akılları sıra, başarısından prim yapmak istemişlerdi. Naim, başarılarıyla, yaşamını devam ettiriyor, onlar ise çoktan siyaset eskisi oldular. Çoğu kez skandallarla, zaman zaman gündeme gelirler.
Şimdilerde, bir de Halil Mutlu’muz var. O da ağırlıkları birbiri ardına kaldırıp duruyor. Madalya üzerine madalya takıyor boynuna, silkme-koparma vız geliyor ağırlıklar.
Erkek sporu demiştik, halter için...
Vallahi, kızlarımız bu inancın yanlışlığını ispatlıyorlar,artık. Erkek gibiler diyeceğim ama, podyumda, kendini güzel görenlere taş çıkartacak kadar hanım,hanımcıklar!
İşte, kızımız Nurcan Taylan...
Rekor üzerine rekor kırıyor.
Hanımefendiliğine de diyecek yok...
Türk kızlarının gururu, örnek aldıkları bir sporcu..
Kızlarımız arasından daha niceleri çıkacak, onlar Atatürk’ün kendilerine gösterdiği çağdaş yaşam ve bilim yolunda, kendilerinden emin olarak ilerliyor.
Hani konu dışına düşmemek için voleybolcu, basketbolcu kızlarımızın başarılarından da söz açmıyorum.
Kaldır, indir; başka ne çağrıştırıyor size...
Aklımıza, tüfek omuza geliyor değil mi?
Acemi birliklerinde az mı tüfek kaldırıp indirttiler, temel eğitim adına...
Sağa dön, sola dön, bir adım öne çık şeklindeki komutları, askerlik yapanlar hiç unutamazlar.
Hele o “Has” duruş komutu unutulabilir mi?
Ne dersiniz, askerlikte has duruş, neden bu kadar önemlidir?
Ondan daha önemlisi de “Selam dur” komutudur değil mi?
Bugünlerde “Emret komutanım” diye bir televizyon dizisi, bir çoğumuzun ilgisini çekiyordur, değil mi?
Başka ne çağrıştırıyor, kaldır-indir?
Dilinizin ucuna geliyor ama, uygun olur mu diye düşünüyorsunuz; biraz müstehcen olduğu konusunda tereddüt geçiriyorsunuz. Hiç okumuyor ve izlemiyor musunuz? Yani? Bırakın kızarmayı, biraz uygarlaşın artık canım!..
Daha başka ne var?
Değişik bir şey gelmiyor mu aklınıza?
Ne kadar duyarsız, ilgisiz duruma geldik, daha doğrusu getirildik!..
Yaşamımızda, hem birey hem de toplum olarak çok önemli kararlara bu kadar ilgisiz kalınır mı?
Sen, ben; siz, biz bu kadar ilgisiz olunca, ortalık onlara kalıyor; onlar da bildiklerini okuyorlar; geçmişimizi bile rahat bırakmıyorlar…
Terzi, köylüye sormuş;
-Elindeki nedir?
Köylü;
-Odun.
Terzi;
-Ben sana yaptım..
Köylü;
-Olur mu?
Terzi;
-Olduysa da yaptım, olmadıysa da..
Nerden mi çıktı?
Yahu, olup olmadığına bakmadan yapılanlar, yapanlar... Görmüyor musunuz? Ortalık toz duman, kim kimi ele geçirirse işini bitiriveriyor.
Artık, kafalar değil...
Kollar, parmaklar iş başında...
İstek, model atlantik ötesinden...
Fason üretim bizden...
Ne kadar fazla kaldırıp indirirlerse, bizi o kadar fazla beceriyorlar; yani canımıza o kadar fazla okuyorlar.
5 dakikada, elli parça iş yapılmış, meraklısı istatistik tutmuş da…
Ünlü fıkradır, meraklısı bilir...
Anne yeni evli kızına, merak etmiş, sormuş;
-Nasıl gidiyor işler, memnun musun?
-Pan-amerikan anne.
-Anlamadım, o ne demek?
-Beş dakikada bir anne, beş dakikada bir...
Nasıl mı?
Bu kadar da uyutulmuş olunmaz ki, kardeşim...
Sen kendinden hepten mi, vazgeçtin?
Yoksa, karamanın koyunu, sonradan çıkar oyunu mu diyorsun?
Kim, kimi benzetecek, oyuna getirecek, göreceğiz!..