Avrupa Birliği'nin Türkiye'den güvenlik
ve Türk Silahlı Kuvvetleri'yle ilgili olarak bugüne kadarki ve bundan
sonraki muhtemel talepleri değerlendirildiğinde, eğer art niyet yoksa
önemli bir bilgi yetersizliğinin veya maksatlı olarak yanlış bilgilendirmenin
söz konusu olabileceği ortaya çıkmaktadır. Silahlı kuvvetlerle ilgili
taleplerin odak noktasını silahlı kuvvetlerin sivil kontrolünün güçlendirilmesi
ve siyaset üzerindeki etkinliğinin azaltılması teşkil etmektedir. TSK'nin
sivil kontrolü konusunda birkaç ayrıntı dışında, AB ülkelerindeki uygulamalardan
farklı değildir. TSK'nin etkinliği ise yasalardan çok Türk halkının silahlı
kuvvetlere olan güven ve sevgisinden kaynaklanmaktadır. Türkiye'nin önümüzdeki
asgari 20 yıl içinde çok güçlü bir silahlı kuvvete ihtiyacı vardır. Zira
çevresinde meydana gelebilecek gelişmeler ve içerideki potansiyel terör
tehdidi her an silahlı güç kullanılmasını gerektirebilecek mahiyettedir.
Silahlı kuvvetlerin gücü sadece personel sayısı ve silah sistemleriyle
sağlanamaz. Moral ve motivasyon en az onlar kadar önemlidir. Silahlı kuvvetleri
çeşitli şekilde baskı altına alıp motivasyonunu bozmak, silahlı kuvvetlerden
çok, ülkeye zarar verir. Silahlı kuvvetler hükümetin AB'ye uyum için güvenlik
ve doğrudan kendisiyle ilgili düzenlemelerin bir çoğunu AB süreci içinde
değerlendirmiş, bazılarını da desteklemiştir. Bundan sonraki muhtemel
talepler karşılanırken ulusal birliğimizin korunması ve TSK'nin yıpratılmaması
hayati önemi haizdir.
MGK DANIŞMA ORGANI
14 Nisan 2003 tarihinde AB Konseyi tarafından kabul edilen ve önümüzdeki
aylarda yeniden hazırlanacak Türkiye İçin Katılım Ortaklığı Belgesi'nde(1),
''Ordu üzerindeki sivil denetimin AB üyesi ülke uygulamaları ile uyumlu
hale getirilmesi için, Milli Güvenlik Kurulu'nun işleyişinin bu ülkelerinkine
uyarlanması' ' ifadesi yer almaktadır. Ayrıca, 24 Temmuz 2003 tarihinde
Resmi Gazete'de yayımlanan AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye
Ulusal Programı'nda, (2) ''Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu
Genel Sekreterliği'nin işlevleri, anayasa ile ilgili yasa değişiklikleriyle
yeniden tanımlanan danışma organı niteliğiyle uyumlaştırılacaktır'' ifadesi
dikkat çekmektedir.
Yukarıdaki iki belge ile 1998 yılından itibaren yayımlanan ilerleme raporlarında
dikkati çeken husus, bir önceki rapor döneminde belirtilen hususlarda
Türkiye tarafından gerekli hukuksal düzenlemelerin uygulamaya konulmasına
rağmen bir sonraki döneme ait raporda silahlı kuvvetlerin demokratik kontrolü
kapsamında yeni bazı hususların yer almasıdır.
Savunma harcamalarının tam bir kontrole tabi olması kapsamında şu anda
yürürlükteki düzenlemelerin yeterli olduğu düşünülmektedir. Bu harcamaların
denetim ve kontrolünde diğer bakanlık bütçelerinde olduğu gibi, MSB bütçesi
de gerek planlama, gerekse harcama aşamasında Maliye Bakanlığı, Sayıştay
ve TBMM denetimine tabi bulunmaktadır. Ayrıca, MSB müfettişleri tarafından
TSK'lerinin tüm harcamaları yıllık olarak denetlenmektedir. İlave olarak,
ihtiyaç duyulduğunda, Genelkurmay Başkanlığı'nda kaynak yönetim ve tetkik
kurulu teşkil edilerek denetlemeler yapılmaktadır. Ayrıca, TSK'lerinde
tüm harcamalar Maliye Bakanlığı saymanlarının onayı ile yapılmaktadır.
HUKUKİ DÜZENLEMELER YAPILDI
MGK'ya ilişkin ilerleme raporlarında belirtilen anayasal ve diğer hukuki
düzenlemelerin tamamı yapılmıştır.
3 Ekim 2005 tarihinden önce AB komisyonunun hazırlayacağı Türkiye ile
müzakereler için düzenlenecek ''Çerçeve Kâğıdı'' , müzakere başlıklarının
hangi kriterler ile açılıp kapanacağını belirleyecek, bir defaya mahsus
olarak hazırlanacak ve oybirliğiyle Dışişleri Bakanları Konseyi tarafından
onaylanacaktır. Bu nedenle, AB Komisyonu ve Parlamentosu tarafından daha
önce silahlı kuvvetlerin kontrolü kapsamında ifade edilen hususlardaki
mevcut ve yeni düzenlemelerin önümüzdeki aylarda yeniden hazırlanacak
Türkiye İçin Katılım Ortaklığı Belgesi ve diğer AB raporları ile Türkiye'nin
hazırlayacağı kendi ulusal programında açık ve doğru olarak ortaya konulması
önem kazanmaktadır.
TSK İç Hizmet Kanunu'nun(3) 35'inci maddesine göre, TSK'lerinin vazifesi;
Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni
kollamak ve korumaktır. İç Hizmet Kanunu'nun 43'üncü maddesine göre TSK,
her türlü siyasi tesir ve düşüncenin dışında ve üstündedir. Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası'nın(4) 104'üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanı TBMM adına TSK'nin
Başkomutanlığını temsil eder, TSK'nin kullanılmasına karar verir ve başkanlığında
toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan
eder ve kanun hükmünde kararname çıkarır.
Ayrıca 117'nci maddeye göre, başkomutan cumhurbaşkanı olup, TBMM'ye karşı
Bakanlar Kurulu, milli güvenliğin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin
yurt savunmasına hazırlanmasından sorumludur.
* (E) Orgeneral, 41 nci
Kara Kuvvetleri Komutanı
|