15 Temmuz 2005

ULUSAL BİRLİĞİN KORUNMASI ÖNEMLİ

Aytaç YALMAN (*)
 

Avrupa Birliği'nin Türkiye'den güvenlik ve Türk Silahlı Kuvvetleri'yle ilgili olarak bugüne kadarki ve bundan sonraki muhtemel talepleri değerlendirildiğinde, eğer art niyet yoksa önemli bir bilgi yetersizliğinin veya maksatlı olarak yanlış bilgilendirmenin söz konusu olabileceği ortaya çıkmaktadır. Silahlı kuvvetlerle ilgili taleplerin odak noktasını silahlı kuvvetlerin sivil kontrolünün güçlendirilmesi ve siyaset üzerindeki etkinliğinin azaltılması teşkil etmektedir. TSK'nin sivil kontrolü konusunda birkaç ayrıntı dışında, AB ülkelerindeki uygulamalardan farklı değildir. TSK'nin etkinliği ise yasalardan çok Türk halkının silahlı kuvvetlere olan güven ve sevgisinden kaynaklanmaktadır. Türkiye'nin önümüzdeki asgari 20 yıl içinde çok güçlü bir silahlı kuvvete ihtiyacı vardır. Zira çevresinde meydana gelebilecek gelişmeler ve içerideki potansiyel terör tehdidi her an silahlı güç kullanılmasını gerektirebilecek mahiyettedir. Silahlı kuvvetlerin gücü sadece personel sayısı ve silah sistemleriyle sağlanamaz. Moral ve motivasyon en az onlar kadar önemlidir. Silahlı kuvvetleri çeşitli şekilde baskı altına alıp motivasyonunu bozmak, silahlı kuvvetlerden çok, ülkeye zarar verir. Silahlı kuvvetler hükümetin AB'ye uyum için güvenlik ve doğrudan kendisiyle ilgili düzenlemelerin bir çoğunu AB süreci içinde değerlendirmiş, bazılarını da desteklemiştir. Bundan sonraki muhtemel talepler karşılanırken ulusal birliğimizin korunması ve TSK'nin yıpratılmaması hayati önemi haizdir.
MGK DANIŞMA ORGANI
14 Nisan 2003 tarihinde AB Konseyi tarafından kabul edilen ve önümüzdeki aylarda yeniden hazırlanacak Türkiye İçin Katılım Ortaklığı Belgesi'nde(1), ''Ordu üzerindeki sivil denetimin AB üyesi ülke uygulamaları ile uyumlu hale getirilmesi için, Milli Güvenlik Kurulu'nun işleyişinin bu ülkelerinkine uyarlanması' ' ifadesi yer almaktadır. Ayrıca, 24 Temmuz 2003 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı'nda, (2) ''Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin işlevleri, anayasa ile ilgili yasa değişiklikleriyle yeniden tanımlanan danışma organı niteliğiyle uyumlaştırılacaktır'' ifadesi dikkat çekmektedir.
Yukarıdaki iki belge ile 1998 yılından itibaren yayımlanan ilerleme raporlarında dikkati çeken husus, bir önceki rapor döneminde belirtilen hususlarda Türkiye tarafından gerekli hukuksal düzenlemelerin uygulamaya konulmasına rağmen bir sonraki döneme ait raporda silahlı kuvvetlerin demokratik kontrolü kapsamında yeni bazı hususların yer almasıdır.
Savunma harcamalarının tam bir kontrole tabi olması kapsamında şu anda yürürlükteki düzenlemelerin yeterli olduğu düşünülmektedir. Bu harcamaların denetim ve kontrolünde diğer bakanlık bütçelerinde olduğu gibi, MSB bütçesi de gerek planlama, gerekse harcama aşamasında Maliye Bakanlığı, Sayıştay ve TBMM denetimine tabi bulunmaktadır. Ayrıca, MSB müfettişleri tarafından TSK'lerinin tüm harcamaları yıllık olarak denetlenmektedir. İlave olarak, ihtiyaç duyulduğunda, Genelkurmay Başkanlığı'nda kaynak yönetim ve tetkik kurulu teşkil edilerek denetlemeler yapılmaktadır. Ayrıca, TSK'lerinde tüm harcamalar Maliye Bakanlığı saymanlarının onayı ile yapılmaktadır.
HUKUKİ DÜZENLEMELER YAPILDI
MGK'ya ilişkin ilerleme raporlarında belirtilen anayasal ve diğer hukuki düzenlemelerin tamamı yapılmıştır.
3 Ekim 2005 tarihinden önce AB komisyonunun hazırlayacağı Türkiye ile müzakereler için düzenlenecek ''Çerçeve Kâğıdı'' , müzakere başlıklarının hangi kriterler ile açılıp kapanacağını belirleyecek, bir defaya mahsus olarak hazırlanacak ve oybirliğiyle Dışişleri Bakanları Konseyi tarafından onaylanacaktır. Bu nedenle, AB Komisyonu ve Parlamentosu tarafından daha önce silahlı kuvvetlerin kontrolü kapsamında ifade edilen hususlardaki mevcut ve yeni düzenlemelerin önümüzdeki aylarda yeniden hazırlanacak Türkiye İçin Katılım Ortaklığı Belgesi ve diğer AB raporları ile Türkiye'nin hazırlayacağı kendi ulusal programında açık ve doğru olarak ortaya konulması önem kazanmaktadır.
TSK İç Hizmet Kanunu'nun(3) 35'inci maddesine göre, TSK'lerinin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır. İç Hizmet Kanunu'nun 43'üncü maddesine göre TSK, her türlü siyasi tesir ve düşüncenin dışında ve üstündedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın(4) 104'üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanı TBMM adına TSK'nin Başkomutanlığını temsil eder, TSK'nin kullanılmasına karar verir ve başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan eder ve kanun hükmünde kararname çıkarır.
Ayrıca 117'nci maddeye göre, başkomutan cumhurbaşkanı olup, TBMM'ye karşı Bakanlar Kurulu, milli güvenliğin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından sorumludur.

* (E) Orgeneral, 41 nci Kara Kuvvetleri Komutanı