İngiliz dergisi ''The Economist'' e göre
Amerika'nın Kuzey Irak'ta üslenmiş olan PKK teröristlerini bölgeden silip
atması için ''yaklaşık 10 bin asker gerekiyor ki bu, Amerika'nın Sünni
isyancılarla savaşırken kolay kolay sağlayabileceği bir rakam değil''
dir. Economist, Türkiye'nin Kürt sorununu tek başına çözmek zorunda olduğunu
da söylüyor. Ancak sadece ABD'nin değil, Avrupa ülkelerinden de gölge
etmeyin başka ihsan istemem dercesine anlaşılmaz bir vurdumduymazlık gören
Türkiye'ye yönelik gerçek niyetlerine tek kelime bile olsun değinilmiyor.
Bir yandan, sadece askeri çözümün bir şey olmadığından söz edilirken öte
yandan ''ülkede yaşayan yaklaşık 14 milyon Kürt vatandaşına daha önce
görülmemiş özgürlükler tanıma imkânı vermişti. Kürt eylemciler, Diyarbakır'da
federalizme destek için imza topluyorlar ki bu bir zamanlar hapse girmelerine
neden olurdu'' deniliyor.
Cumartesi günkü Hürriyet'te Yalçın Doğan ''Hakkâri, Şırnak ve Van yöresinde
yaşayan yurttaşlarımız, Irak'taki seçim öncesinde, Irak'ın da nüfusuna
kaydediliyor. PKK bölgede çoğu yurttaşımıza Irak kimliği dağıtıyor. Sözde
çifte vatandaşlık hakkı için'' diyordu. Doğan'a göre, Türkiye-Irak sınır
bölgesine doğru bir nüfus kayması var. Tüm bu oluşumlar ''Kuzey Irak'ta
bir Kürt devleti kurulacak, oradaki devlet Türkiye'deki Kürtlerle birleşecek''
inancı doğrultusunda gerçekleştiriliyor.
Teröristleri eğitenler kim?
Yalçın Doğan'la sık sık bir araya gelir ve söyleşiriz. Yakın zamanlara
kadar, özellikle eski HADEP'lilerin bir bölümünün iyi niyetlerinden söz
ederdi. Bu nedenle de kendisiyle tartışırdım da. Dün, cumartesi günkü
yazısı için aradım Yalçın'ı. Bir zamanlar savunduğu ve yeni bir parti
kurarak ülkeye barış ortamı getireceğini söylediği kişilerden umudunu
kesmiş. Nedeni, İmralı'dan aldıkları emirlerin dışına çıkamadığına o da
inanıyor çünkü. Güneydoğu'da görev yapan yetkililerle uzun konuşmalar
yapmış. Teröristlerin modern ve profesyonel orduların yöntemiyle eylemlerini
yürüttüğünü söylüyor.
Müttefiklerimiz Türkiye'yi oyalamaktadır. Güneydoğu'daki teröre yönelik
stratejik destekleri artık açıktan yapılmaktadır. Bölgedeki sabotajlarda
sıcak çatışmalardan kaçınmasına dikkat edilen terör çetelerine verilen
son model C4'ler, sözde bağımsız Irak devletinin aslında peşmergelerin
kontrolünde bulunan sınırından girmektedir. Peşmerge karakollarında PKK
çeteleri de görev yapmakta ve bu girişleri düzenlemektedirler.
Öcalan' ın demokratik konfederalizm adı altında açıkladığı ve bölgedeki
tüm Kürtleri de içine almayı amaçlayan federasyon düşüncesi, aslında terör
çetesine o patlayıcılar da dahil silah ve gereçleri veren ve eğiten ülkelerin
reçetesi olarak Güneydoğu'daki vatandaşlarımıza, önünde sonunda gerçekleşecek
tek çözüm olarak sunulmaktadır.
İktidar, bu gelişmeleri elbette hepimizden daha çok yakından ve ayrıntısı
ile biliyor. Buna karşın, anlaşılmaz bir aymazlık içinde, sorunun çözümünü
güvenlik güçlerimize, o da ardı ardına çıkarttığı AB yasalarının, el kol
bağlayan direktiflerinin kalıplarını çizerek ihale ettiğini düşünerek
TBMM'yi bile toplayarak soruna el atmak istemiyor! Belki de böyle bir
el atışın Türkiye'ye AB yolunu tıkayabileceği korkusu içinde AKP iktidarı.
PKK, Türkiye'nin sözde müttefiklerinin kendisine ezberlettiği yeni stratejisine
uyuyor. Zamana oynuyor. |