07/07/2006
BENİM DOĞRULARIM III
Ömer SUNMAN
Ø Türk Silahlı Kuvvetleri tamamen
milli bünyeden oluşan öz varlığımızın parçasıdır. Şimdiye kadar bu güç ve onun
üst yönetimi Türkiye’yi kurtarıp Cumhuriyeti kurmuştur. 1950 – 2000 arasında
demokrasimizin her tökezlemesinde de tutup kaldıran güçlenmesini yoluna devam
etmesini sağlayan bu güçtür. Ne yazık ki AKP iktidarı dış odakların etkisinde
kalarak bu iyi niyeti, ülkenin çıkarlarını savunmadaki gücü,dış dünyadaki
saygınlığı, vazgeçilmezliği tartışılmaz gücü becerebildiğince yetkisiz , dış ve
iç politikada etkisiz hale getirmek için dış odaklardan kendisine empoze edilen
işlemlere tevessül etmektedir. Daha da üzücü ve ümit kırıcı olanı bu gücün
varlığını ve görev alanlarını korumak için aktif bir tutum içine girmesini sağlayacak
üst kumanda heyetinde bu bakımdan bir atatlet
gözlemlenmesidir. Sanki “Silahlı kuvvetler AB ye katılımı engelliyor” gibi bir
töhmet altında korkarcasına Atatürk’ün ordusuna hiç yakışmayacak bazı
muamelelere muhatap olmayı sineye çekmek, kendi yetki alanlarındaki veya iç
düzenleriyle ilgili konularda yetkili veya yetkisiz kişilerin açıkça demeç
vermelerine karşı susmak, TC yi Türk
Ordusunu tahkire cesaret eden Kürt peşmergelerinin
dillerini kesmekten adeta ürküyormuş gibi susup oturmak gibi bir çok olay ve
yayım-yayın işlemlerinin karşılıksız bırakılmalarına tahammül etmekte
zorlanmaktayım. Benim doğrum Türk Ordusunun en yetkili ağızdan “o yapmıyor veya
yapamıyorsa görevi yapabilecek olana devretme zamanı gelmiş demektir” gümbür gümbür bağlı olduğu ilkeleri ve öncelikli görevlerini
yayınlayıp derhal en hızlı ve Atatürk’ün Cumhuriyet Ordusuna yakışan şekilde AB
nin saçma sapan standartlarını filan unutup bu
ülkenin doğudaki ve güneydoğusundaki vatandaşlarına zulmeden PKK pisliğini
eskiden olduğu gibi temizleyerek güneyimizdeki ABD nin
işgal bölgesindeki yuvalarını da yok edecek harekata girişerek başta doğu ve
güneydoğudaki vatandaşlarımız olmak üzere tüm Türklere “OH” dedirtmesidir. Bu
terörle rahatsız edilen her ülkenin yaşam hakkıdır. ABD bu amaçla Afganistan’ı
birbirine kattı, bizim askerimiz orada bir miktar insanı huzura kavuşturdu,
yine ABD bunu sebep gösterip koskoca Irak’ı işgal etti şimdi girdiği bataktan
çıkmak için Türk askerini Bağdat’a sokmak istiyor “ halbuki bu Anglosaksonlar değil mi idi Arapları
para ile satın alıp Osmanlı ordusunun Türk Mehmetlerini arkasından vurdurup bu
ülkelere giren yapay devletçikler kurup petrolünü sömüren” şimdi artık başa
çıkamayıp Mehmeti nöbete çağırıyorlar. BENİM DOĞRUM
bu ülkenin sadece kuzeyindeki müktesep petrol hakkımızı alıp kurulacak bir BM
gücüne kuvvet verilmesidir.
Ø IMF e borçlu ülkeler sıralamasında
birinciliğe yükseldik, Brezilya ve Arjantin merkez bankalarındaki rezervlerin
bir miktarını da kullanmak pahasına IMF e borçlarını ödeyip sultadan
kurtuldular bu ülkelere nazaran Türkiye birçok bakımdan daha güçlüdür ama IMF
den kurtulma yönünde bir politik iradeye sahip değildir üstelik yönetim IMF in
tam denetimi altında Cumhuriyetin oluşturduğu bütün değerleri “Özelleştirme
uydurmacası” adı ile ucuz pahalı demeden satıp güya gelir temin etmektedir. En
önemli iki stratejik üretimi görünüşte yerli firmalara satarken dahi sonuçunu
düşünmemiştir. Nitekim Oyak Erdemir’in
büyük hissesini bir yabancı şirkete devretmekten imtina etmemiş hatta bu
devirlerin devam edebileceği izlenimini de vermiştir, Koç Grubu ise Tüm ülkenin
petrol hareketini denetimi altına alıp rafinerilere sahip olunca, zaten ticari
çıkarlarını hep önde tutan iş anlayışı ile tamamen bir kredi sendikasyonuna bağlamış olduğu bu yatırımını doğal olarak
kendi çıkarları ve kreditörlerinin önerilerine göre
yönetecektir. Ülkenin bu en stratejik ihtiyaç maddelerindeki devlet denetimi
artık pratik olarak yoktur. İlginç olarak bu tip özelleştirmelere silahlı
kuvvetlerin hiçbir engellemesi veya uyarısı olmamasıdır ve ürkütücüdür. Ülkede
tarım desteklemeleri giderek yok edilmekte ve AB önerileri dikkate alınarak
küçük çiftçi çok mağdur duruma düşürülmektedir. BENİM DOĞRUM mümkün olan hızla
tüm imkanları IMF denetiminden kurtularak özgün plan ve bütçe hazırlama
özgürlüğüne sahip olma iradesiyle hareket edilmesi, vatandaşların tüm
birikimlerinin bu amaçla seferber edilmesi için kampanyalar düzenlenerek öz
kaynak gücünün ortaya çıkarılması ve IMF WB borçlarının denetim etkinliği
yapamayacakları düzeye indirilmesidir. Bunun ilk adımı da mümkün olan hız ve
destekle yerli malı kullanımına dönülerek ihracat için gerekli ithalat dışındaki
ithalatın doğal yoldan azaltılarak dış ticaret dengesine yaklaşılmasıdır. İlk
akla gelen kalemler otomotiv,giyim, yiyecek,mobilya olabilir. Zaten AB
aşıklarının da vuslat için bu ekonomiyi düzeltmeleri gerektiği unutulmamalıdır.