"SATILMIŞ LİBERALLER" NİÇİN BİZE ÖFKELENİYOR?

Arslan BULUT

Defalarca söyledik. "Ortada somut bir ''Kızılelma koalisyonu'' yoktur" dedik. Fakat anlamak istemeyenler, "Kızılelma koalisyonu çatladı", "Ulusalcılar arasında çatlak" gibi değerlendirmeler yapıyor. Bir meslektaşımız da bizim bu konudaki fikirlerimizi merak ediyormuş!

Biz bu konuya nasıl baktığımızı, 1993 yılından beri yazıyoruz. Çıkış noktamız Prof. Dr. Osman Turan''ın "Bugün Türklerin kendi düzenlerini tatbikata geçiremeyişinin sebeplerinden biri de, milliyet, din, insanlık ideallerini tarihteki gibi birbirine kaynaştırmak, bağdaştırmak yerine, bu kavramları birbirine aykırı unsurlar imiş gibi ele almalarıdır" sözleridir.

Konu hakkındaki görüşlerimizi 1993 yılında ilk baskısı yapılan Türklüğün Yeni Dünya Düzeni''nde açıklamıştık. Bu kitap yakında Bilgeoğuz yayınları arasında yeniden çıkacak.

1996 yılında Akşam gazetesinde, takip edilecek yolun bir Müdafaai Hukuk Platformu oluşturmak olduğunu belirtmiştik.

1997 yılından itibaren rahmetli Attila İlhan sayesinde bu fikir, "dip dalgası"na dönüştü.


"Kızılelma koalisyonu" tabirini Radikal gazetesi kullandı, biz değil. Aslında ortada ne bir ittifak vardı, ne de bir koalisyon!

Sadece bir avuç aydın insan birkaç defa bir araya gelmiş, asgari müştereklerde birleşmek ve Türk Milleti''ne çağrıda bulunmak ihtiyacını hissetmişti.

İttifakı, millet bu aydınların açtığı yolda kendisi yaptı.

Gelişen dalga bizi de aştı. İçerden ve dışarıdan bu dalgayı manipüle etmek, ranta dönüştürmek, devlet veya ABD adına kontrol altına almak isteyenler oldu. Ama, hareketin bir merkezi olmadığı için, kimi kontrol edeceklerini şaşırdılar! Hiçbiri başaramadı!
Edelman gibi tecrübeli bir istihbarat uzmanı bile Türkiye''nin "sivil direnç"ini çözemeyince ihale Fethullah Gülen''e, dolayısıyla Zaman gazetesine verildi.

Fethullah Gülen, "Ölseler bir araya gelmeyecek kimseler ulusal cephe adı altında suni bir kitlesel dalga oluşturmaya çalışıyor. Ulusal cephe adı altında oluşturulmaya çalışılan dalganın sınırları belli değil. Kemiksiz, kimliksiz ve hedefsiz bir dalga. Her açıdan manipülatif bir organizasyon olduğu belli. Ama sancılar olacaktır. Bunlar aşılacaktır" dedi.

Neredeyse dünyanın bütün papazları, hahamları, patrikleri, zangoçları ile İstanbul''da, Vatikan''da ve halen ikamet ettiği ABD''de bir araya gelip, sözde dinlerarası diyalog kuran Fethullah Gülen, Türk aydınlarının asgari müştereklerde buluşmasını hazmedemiyordu!

Biz, devlet ne hale düşürülmüş olursa olsun, Atatürk''ün "Asıl olan iç cephedir, milleti esir ettiren iç cephenin çöküşüdür" tespitlerinden hareket ettik ve insanımızı "Parola vatan; işareti namus" çizgisinde buluşturduk. İşte bu buluşmanın temsil ettiği büyük birliğe, iç cepheyi güçlendirmemize karşı çıktılar.

Washington''dan, Londra''dan, Kudüs''ten gelen esintilere kapılan ne kadar satılmış liberal varsa, ulusalcılığa saldırdı, hatta küfretti.

"Ulusalcılık" kendilerinin MHP''den farklı olduğunu göstermek isteyen solcu milliyetçilerin tercihiydi, benim değil!

Benim görüşlerimi herkes biliyor!

Geçmişte ve bugün de solcu olan, fakat, milli birlik söz konusu olduğunda, Kuvayı Milliye ruhu ile ayağa kalkan aydınlar, kendilerine "ulusalcı" diyordu.

Bunun kime zararı vardı?

Küreselleşme adı altında ne idüğü belirsiz bir ideoloji ortaya koyarak, bunu yeni bir din gibi benimsememizi isteyenlere, dinlerarası diyalog adı altında Türkiye''de misyonerlik yapanlara, amentüsünü bile değiştirenlere zararı vardı elbette!

Küreselciler, bilimsel yöntemlerle bölücülük yapıyor, matematik formüllerini kullanıyor ve toplumun "En Büyük Ortak Bölen"lerini "egemen medya"da öne çıkarıyor, biz ise toplumun "En Küçük Ortak Kat"larını hatırlatıyoruz, hepsi bu.

Mehmet Ali Ağca üzerinden ülkücülere saldıran "satılmış liberaller"in ve Doğu Perinçek''in MHP ve Türkeş''e saldırmasını fırsat bilen Zamancıların kışkırtmasıyla, milli bir istikamet bulan kitleler, geri mi dönecek? Hayır? Burada kimse Ağca''nın eylemlerini savunmuyor ve kimse Doğu Perinçek''in tutumunu tasvip etmiyor ki soldan veya sağdan geldiği halde "Müdafai Hukuk" çizgisini benimsemiş insanlar, bu saldırılar yüzünden birbirine düşman kesilsin!

Attila İlhan çizgisinde yürüyen solcu aydınlar ile bizim çizgimizde olan milliyetçi aydınlar arasında hiçbir problem yoktur, herkes böyle bilsin!

Kızılelma ise Atatürk''ün ifadesiyle Türk''ün "maşeri bir sır gibi vicdanında sakladığı" bir ülküdür, onu kimse çürütemez, kirletemez!