04 Ağustos 2005

TELEKOM GERÇEĞİ

Tuncer AKTAŞ
 

Türkiye’nin 80 yıllık emeği ile elde ettiği kamu sektörüne ait kuruluşların özelleştirilmesini isteyen İMF Dünya bankası gibi kuruluşların yöneticisi durumunda olan devletlerin kendi ülkelerindeki ekonomik sistem içindeki devletin payı şöyledir.

İsveç’te % 58 Fransa’da %53 Almanya’da % 53 Belçika da % 50 İsviçre de % 49,5 İtalya da % 48,5 Hollanda da % 47 Norveç’te % 47 Kanada’da %41 İngiltere’de % 41 Japonya’da %39 ABD’de % 32’dir. Türkiye de ise bu oran % 24’ler civarındadır.

Bu tabloya bakıldığında batı ülkelerin hedefi Türkiyede Devleti küçültmek değil ekonomiyi çökertmektir. Zaten görüldüğü gibi Ülkemizde Devlet ekonomide küçük oranlarda vardır.

Türkiye’nin jeopolitik durumu bağımsızlığını koruyabilmesine bağlıdır.En stratejik kuruluşların çok küçük bedellerde elden çıkarıl.ması emperyalist güçlerin Ülkemizden Lozan la alamadıklarının geriye doğru tahsilidir.

Telekomdan sonra sırada Ereğli Demir Çelik, Petkim bulunmaktadır.Bu kuruluşlara dikkat edildiğinde kar oranlarının çok yüksek olduğu ortaya çıkmaktır. Kar eden bu stratejik kuruluşlar o zaman niçin satılmaktadır .

Özleştirme hamlesi başladığından buyana Ulusal güvenliğimizi yok edecek , yada güvenlik riski oluşturacak alanlarda yapılacak özelleştirmenin koşullarının üretilmesi konusunda ayrıntıları ile düşünmek zorunluluğu hep gündeme geldi, tartışıldı . Ama sonuçta

İMF’nin verdiği kredilere karşılık önemli ve kar getiren bu stratejik kuruluşların satışına karar verildi . Batılı Ülkelerde devlet Telekomunu elinde tutmaktadır. Fransa ve Alman yada Telekom hisselerinin ancak %2 bir bölümü devredilmiştir.Yani tekel devletin elindedir.Ancak bizim gibi ülkelerin Telekomlarını ucuza kapatarak haberleşme deki insiyatifi de ele geçirmeye çalışıyorlar.

Telekomun satılması ile uydu haberleşme sistemi tamamen yabancıların eline geçecektir.

Dolayısıyla Türkiye’nin kuşatılması gerçekleştirilecektir. Türkiye’nin bütün haberleşmesi yabancıların dinlemesi çerçevesinde kalacaktır. Yabancılar Ülke içinde tele kulak görevini üstleneceklerdir. Ülkenin hiçbir ,saklı ve gizli bilgisi kalmayacaktır.

Böylesine önemli bir kuruluşun özelleştirilmesi ile Ülkemiz ne kazandı birde ona bakalım:

Türk Telekom 19 milyonu aşan abonesi, 3,5 Katrilyon sermayesi , 9 katrilyon cirosu ile dünyanın en büyük kuruluşlarındandır. İki yıllık net karı 4.8 milyar dolardır. Bu durumda kurum 2,5 yıllık karı karşılığı adeta bir peşkeş operasyonu ile elden çıkarıldı. Satış bedeli l milyar 310 milyon dolar peşinatla telekomu satın alan konsorsiyum kalan borcu 5 yılda 5 taksitle ödeyecek . Bir yıl sonra telekomun yıllık 2.4 milyar dolar olan kazancından hem taksit ödeyip hem de verdikleri peşinatı geri alacaklardır.

Birde telekomu satın alanlara bakalım %55 hisseyi Lübnan eski devlet başkanı Refik Hariri’nin kurucusu olduğu OGER TELEKOM, Suidilerin sahip olduğu SUİDİ TELEKOM,

İtalyan Şirketi TELEKOM İTALİYA kuruluşlarının oluşturduğu konsersiyom 6 milyar 550 milyon dolara satın aldı

Yüksek tirajlı basın ve yayın organlarının sevinç çığlıkları içinde halkı yanıltarak verdikleri müjdeli haberin gerçek yüzü budur.

Bir önemli konuda şudur. Telekomu alan Lübnanlı ortakların Ermeni DİAZPORASI ile yakın ilişkisi vardır. Kısaca bu s atışla birlikte Türkiye’nin iç ve dış güvenliği de tehlikeyle sokulmuştur.Söz konusu konsorsiyum yönetimi ele geçirdiğinde kuruluşun bütün olanaklarını kontrol edecek ve nefes almamız bile satın alan kuruluşların bilgileri içinde gerçekleşecektir.



Türk Telekomun yeni alıcısının eline geçmesi ile 20 bin çalışanının işine son verilecektir. Maliyet yılda 500 milyon dolar azaltılmış olacaktır.Türk Telekomun son iki yıllık net karı 4.8 milyar dolar , pasif kaynaklarının bedeli 12,5 milyar dolar öz kaynakların toplam değeri ise 9.3 milyar dolardır.

Türkiye’nin en önemli kuruluşlardan biri olan telekomun satışı ve gerçekleri bunlardır. Daha önce Seka satıldı hiç kimseden ses çıkmadı, Seydişehir Alüminyum tesisleri yok fiyatına devredildi yine kamu oyundan hiç bir tepki duyulmadı Ulusal kaynaklar tümü ile yok ediliyor ülke yabancıların kuşatması altında son hızla uçuruma doğru gidiyor ulusal kaynaklarımız bir, bir yok ediliyor kamuoyu ve aydınlar sezsiz işçi kesimi etkili bireylem ortaya koyamıyor.

Yıllar önce başlayan yağmalama ve dışa bağlanma operasyonu zirveye ulaştı. Önce kömür ocakları kapatıldı yabancı ülkelerden getirtilen kömürün nitelik ve özellikleri övülerek insanlarımız yanıltıldı kendi kaynaklarımız toprağa gömüldü ve kaderine terk edildi.Devletin küçük, büyük bütün fabrikaları , karlı kurulmuşları ve bankaları yok edildi .

Sessiz toplumun artık sesini yükselterek ulusal çıkarlarına vurulan bu ağır darbelere karşı direnmesi gerekmektedir. Ulusal çıkarlarını savunmayan ve onlara sahip olamayan milletlerin bağımsızlıklarını da kaybettikleri bir gerçektir.

Ulusal çakırların Ulusal dirençle korunacağını unutmadan Ülke gerçeklerine sahip olma

zorunluluğu vardır.