Türkiye’nin 80 yıllık emeği ile elde
ettiği kamu sektörüne ait kuruluşların özelleştirilmesini isteyen İMF
Dünya bankası gibi kuruluşların yöneticisi durumunda olan devletlerin
kendi ülkelerindeki ekonomik sistem içindeki devletin payı şöyledir.
İsveç’te % 58 Fransa’da %53 Almanya’da % 53 Belçika da % 50 İsviçre de
% 49,5 İtalya da % 48,5 Hollanda da % 47 Norveç’te % 47 Kanada’da %41
İngiltere’de % 41 Japonya’da %39 ABD’de % 32’dir. Türkiye de ise bu oran
% 24’ler civarındadır.
Bu tabloya bakıldığında batı ülkelerin hedefi Türkiyede Devleti küçültmek
değil ekonomiyi çökertmektir. Zaten görüldüğü gibi Ülkemizde Devlet ekonomide
küçük oranlarda vardır.
Türkiye’nin jeopolitik durumu bağımsızlığını koruyabilmesine bağlıdır.En
stratejik kuruluşların çok küçük bedellerde elden çıkarıl.ması emperyalist
güçlerin Ülkemizden Lozan la alamadıklarının geriye doğru tahsilidir.
Telekomdan sonra sırada Ereğli Demir Çelik, Petkim bulunmaktadır.Bu kuruluşlara
dikkat edildiğinde kar oranlarının çok yüksek olduğu ortaya çıkmaktır.
Kar eden bu stratejik kuruluşlar o zaman niçin satılmaktadır .
Özleştirme hamlesi başladığından buyana Ulusal güvenliğimizi yok edecek
, yada güvenlik riski oluşturacak alanlarda yapılacak özelleştirmenin
koşullarının üretilmesi konusunda ayrıntıları ile düşünmek zorunluluğu
hep gündeme geldi, tartışıldı . Ama sonuçta
İMF’nin verdiği kredilere karşılık önemli ve kar getiren bu stratejik
kuruluşların satışına karar verildi . Batılı Ülkelerde devlet Telekomunu
elinde tutmaktadır. Fransa ve Alman yada Telekom hisselerinin ancak %2
bir bölümü devredilmiştir.Yani tekel devletin elindedir.Ancak bizim gibi
ülkelerin Telekomlarını ucuza kapatarak haberleşme deki insiyatifi de
ele geçirmeye çalışıyorlar.
Telekomun satılması ile uydu haberleşme sistemi tamamen yabancıların eline
geçecektir.
Dolayısıyla Türkiye’nin kuşatılması gerçekleştirilecektir. Türkiye’nin
bütün haberleşmesi yabancıların dinlemesi çerçevesinde kalacaktır. Yabancılar
Ülke içinde tele kulak görevini üstleneceklerdir. Ülkenin hiçbir ,saklı
ve gizli bilgisi kalmayacaktır.
Böylesine önemli bir kuruluşun özelleştirilmesi ile Ülkemiz ne kazandı
birde ona bakalım:
Türk Telekom 19 milyonu aşan abonesi, 3,5 Katrilyon sermayesi , 9 katrilyon
cirosu ile dünyanın en büyük kuruluşlarındandır. İki yıllık net karı 4.8
milyar dolardır. Bu durumda kurum 2,5 yıllık karı karşılığı adeta bir
peşkeş operasyonu ile elden çıkarıldı. Satış bedeli l milyar 310 milyon
dolar peşinatla telekomu satın alan konsorsiyum kalan borcu 5 yılda 5
taksitle ödeyecek . Bir yıl sonra telekomun yıllık 2.4 milyar dolar olan
kazancından hem taksit ödeyip hem de verdikleri peşinatı geri alacaklardır.
Birde telekomu satın alanlara bakalım %55 hisseyi Lübnan eski devlet başkanı
Refik Hariri’nin kurucusu olduğu OGER TELEKOM, Suidilerin sahip olduğu
SUİDİ TELEKOM,
İtalyan Şirketi TELEKOM İTALİYA kuruluşlarının oluşturduğu konsersiyom
6 milyar 550 milyon dolara satın aldı
Yüksek tirajlı basın ve yayın organlarının sevinç çığlıkları içinde halkı
yanıltarak verdikleri müjdeli haberin gerçek yüzü budur.
Bir önemli konuda şudur. Telekomu alan Lübnanlı ortakların Ermeni DİAZPORASI
ile yakın ilişkisi vardır. Kısaca bu s atışla birlikte Türkiye’nin iç
ve dış güvenliği de tehlikeyle sokulmuştur.Söz konusu konsorsiyum yönetimi
ele geçirdiğinde kuruluşun bütün olanaklarını kontrol edecek ve nefes
almamız bile satın alan kuruluşların bilgileri içinde gerçekleşecektir.
Türk Telekomun yeni alıcısının eline geçmesi ile 20 bin çalışanının işine
son verilecektir. Maliyet yılda 500 milyon dolar azaltılmış olacaktır.Türk
Telekomun son iki yıllık net karı 4.8 milyar dolar , pasif kaynaklarının
bedeli 12,5 milyar dolar öz kaynakların toplam değeri ise 9.3 milyar dolardır.
Türkiye’nin en önemli kuruluşlardan biri olan telekomun satışı ve gerçekleri
bunlardır. Daha önce Seka satıldı hiç kimseden ses çıkmadı, Seydişehir
Alüminyum tesisleri yok fiyatına devredildi yine kamu oyundan hiç bir
tepki duyulmadı Ulusal kaynaklar tümü ile yok ediliyor ülke yabancıların
kuşatması altında son hızla uçuruma doğru gidiyor ulusal kaynaklarımız
bir, bir yok ediliyor kamuoyu ve aydınlar sezsiz işçi kesimi etkili bireylem
ortaya koyamıyor.
Yıllar önce başlayan yağmalama ve dışa bağlanma operasyonu zirveye ulaştı.
Önce kömür ocakları kapatıldı yabancı ülkelerden getirtilen kömürün nitelik
ve özellikleri övülerek insanlarımız yanıltıldı kendi kaynaklarımız toprağa
gömüldü ve kaderine terk edildi.Devletin küçük, büyük bütün fabrikaları
, karlı kurulmuşları ve bankaları yok edildi .
Sessiz toplumun artık sesini yükselterek ulusal çıkarlarına vurulan bu
ağır darbelere karşı direnmesi gerekmektedir. Ulusal çıkarlarını savunmayan
ve onlara sahip olamayan milletlerin bağımsızlıklarını da kaybettikleri
bir gerçektir.
Ulusal çakırların Ulusal dirençle korunacağını unutmadan Ülke gerçeklerine
sahip olma
zorunluluğu vardır. |