Sayın
Atilla Koç
Kültür ve Turizm Bakanı
Ankara
Sayın Atilla Koç,
Bu mektubumda, bakan olur olmaz komşumuz ve dostumuz Rusları görgüsüzlükle
suçlamış olmanızdan ve sonra bunu, ‘ben esprili adamım’ diyerek geçiştirmeye
çalışmanızdan söz edecek değilim.
Turizm bakanı sıfatıyla, halı tüccarlarımızı Avrupalılara ispiyonlamış
olmanıza da değinmeyeceğim.
Tanık olarak çağırıldığınız Yüce Divan’da, yargılanmakta olan eski bir
bakan hakkında bildiklerinizi söyleyeceğinize, görülen davayla hiç ilgisi
olmayan başka bir bakan hakkında dedikodu yaptığınızı sıkılmadan itiraf
etmiş olmanızı da burada konu edecek değilim.
Katıldığınız resmi davetlerde, oturduğunuz yerde bir yana kaykılıp horlayarak
uyumanıza, sizi ‘Şakşuka Efesi’ olarak tanımlayanlara, ‘Ben Hünkârbeğendiyim’
diye yanıt vererek başlattığınız zekâ düzeyi çok yüksek tartışmaya da
bulaşacak değilim.
İstiklal Marşımızı ve 10. Yıl Marşını, ‘Kadifeden Kesesi’ şarkısıyla aynı
kefeye koyma düzeysizliğinize de ilişmeyeceğim.
Sayın Bakan,
Size bu mektubu; kendi ifadenize göre ‘eşinizle romantizm yapmak’ amacıyla,
medyanın açıklamasına göre de, Türk-Yunan Forumu’na katılmak üzere gittiğiniz
Yunanistan’ın Sisam Adası’nda yapmış olduğunuz açıklamalar nedeniyle yazıyorum.
Orada, Yunanlıların önünde şunları söylemişsiniz:
“Kurtuluş törenlerinde sergilenen temsili düşman gösterilerinin kaldırılması
zamanı geldi.”
Burada sözünü ettiğiniz, Türk halkının kurtuluş günlerinde sergilediği
gösterilerdir. Bu gösterilerde, temsili düşman güçlerinin de yer almasını
artık istemediğinizi ifade etmiş ve konuşmanızı şöyle sürdürmüşsünüz:
“Geçmiş dönemlerde illerin ve ilçelerin kurtuluş günlerinde canlandırılan
temsili düşman senaryo ve skeçlerine artık gerek kalmamıştır.”
İşe nereden başlanacağına da şöyle işaret etmişsiniz.
“Bu nedenle ilk olarak Ankara ve Aydın’dan başlayıp, yeni baştan kurtuluş
günleri düzenleyebiliriz.”
Herkese öğüt vermeyi de gerekli görmüşsünüz:
“Artık biz komşularımızı, komşularımız bizleri düşman olarak görmekten
vazgeçmeli ve temsili de olsa bunları çocuklarımıza tekrar tekrar yaşatmamalıyız.
Bu görüşüm, sadece Yunanlılarla ilgili kurtuluş günlerinde değil, diğer
ülkelerle ilgili önemli günler için de geçerlidir.”
Sisam Adası’nda yaptığınız konuşmayı şöyle noktalamışsınız:
“İki ülke politikacılarının, turizmcilerinin ve halkların kurduğu ilişkilerde
ortaya çıkan dostluk rüzgârlarını, bundan sonra kimsenin durdurmaya gücü
yetmeyecektir.”
Sayın Bakan,
Siz yukarıdaki sözlerinizle, komşularımızla dostluktan, kardeşlikten yana
olduğunuzu bildiriyor, geçmişin düşmanlıklarını artık unutma zamanı geldiğini
vurguluyorsunuz. Bu isteğinize ve dileğinize kim katılmaz ki?
Sayın Atilla Koç,
Eğer siz istek ve dileğinizde gerçekten samimiyseniz, yapacağınız çok
iş, aşacağınız çok engel bulunmaktadır. İnanın bu engellerin hiç biri
de Türk halkı ile ilgili değildir! İnsancıl istek ve dileklerinizin karşısındaki
engellerin tümü dışarıdadır, işte bunlardan Yunanistan ile ilgili olanlarından
bazıları:
• İstanbul, Fener Rum Kilisesi Başpapazı
yazışmalarında, ‘Ekümenik Patrik’ diye imza atmakta, 550 yıldan fazladır
bir Türk şehri olan İstanbul’a ‘Konstantinapolis’ demekte, çift başlı
Bizans kartalını arma olarak kullanmakta, Osmanlıya hıyanet ettiği için
idam edilen Patriğin asıldığı kapıyı ‘kin kapısı’ olarak niteleyip hala
kapalı tutmakta, aynı yerde bir Türk büyüğü asılıncaya kadar da kapının
kapalı kalacağını açıkça ilan etmektedir. Sayın Bakan, Türklerin kurtuluş
günlerinde sergilediği gösterileri kaldırmadan önce; kin, nefret ve fesat
yuvası Fener Rum Kilisesi’nin kapatılmasını sağlayabilecek misiniz?
• 1974 yılı öncesi Kıbrıs’ta kadın, çocuk, yaşlı demeden sivil Türk halkını
öldüren vahşi Rum terörist örgütüne EOKA adı verilmekteydi. 2 Nisan 2005
günü, Kıbrıs Rum lideri Tasos Papdopulos, 108 EOKA teröristinin ailesine
madalya ve onur belgesi verdi. Sayın Bakan, Tasos Papadopulos’tan bu alçakça
törenin hesabını sorabilecek misiniz? Bir daha bu tür hain törenler yapılmasının
yasaklanmasını isteyebilecek misiniz?
• Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Teodoros Pangolos, Türkler hakkında
şunları söylemişti: “…Türklerle müzakere yapmamız mümkün değildir. Hırsızla,
katille, ırza geçen tecavüzcüyle görüşmemiz olanaksızdır.” Sayın Bakan,
Hiç olmazsa bundan sonra, komşumuz devlet adamlarının bizlere böyle hakaretler
yağdırmasını önleyebilecek misiniz?
• Bizler her yıl 19 Mayıs’ta Gençlik Bayramını kutlarken, komşumuz Yunanlılar
da aynı gün ve tarihte, ‘Pontus Soykırımı’ nın yıldönümünü anma törenleri
düzenlemektedirler. Komşumuz Yunanlılar, 1919’da, merkezi Trabzon olan
Kuzeydoğu Karadeniz bölgesinde 353 bin Pontuslu Heleni, yani Yunanlıyı
öldürmüş olduğumuzu iddia ediyorlar. Hem bu ‘soykırım’ nedeniyle özür
dilememizi, hem de Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Gümüşhane, Tokat,
Amasya, Çorum, Yozgat, Erzincan, Sivas, Kastamonu ve İnegöl’ü içine alan
bölgede bağımsız bir ‘Rum Pontus Devleti’ kurulmasını kabul etmemizi istiyorlar.
Bu isteklerini her yılın 19 Mayıs’ında dile getirip, anma törenleri, gösteri
yürüyüşleri düzenliyorlar. En son, 19 Mayıs 2005’de Selanik’te yaptıkları
gösteriye bir Yunanlı bakan, iktidar ve muhalefet milletvekilleri, Selanik
Belediye Başkanı ve Selanik Başpapazı da katılmışlardı. Göstericiler bir
yandan Türk bayraklarını yakarken, bir yandan da üzerlerinde şu sloganlar
yazılı pankartlar taşıyorlardı: - ‘Soykırımın Tanınmasını İstiyoruz!’
- ‘Türk Moğol Katiller!’ - ‘Pontus Tarihi, Okul Kitaplarına Girsin!’ -
‘Pontus, Kıbrıs, İyonya- Başka Soykırımlara Hayır!’ - ‘Bok Bok Kemal’in
Mezarına!’
(Skata Skata Ston Tu Kemal)
Sayın Bakan,
Biz Türkler, 19 Mayıs Bayramlarını büyük bir coşku, gurur, onur ve ağırbaşlılıkla
kutlarız. Değil hakaret etmek, ağızlarımızdan Yunanlılarla ilgili tek
bir sözcük bile çıkmaz! Oysa aynı tarihte, uydurma bir ‘Pontus Soykırım’
iddiasıyla komşumuz Yunanlılar; bakanları, milletvekilleri, belediye başkanları
ve papazları ile birlikte gösteriler yaparken, bir yandan bayraklarımızı
yakmakta ve bir yandan da hakaretler kusmaktadırlar!
Siz, bu ahlaksız komşumuzu yola getirecek iradeyi gösterebilecek misiniz?
• Nisan 2004’de bir Türk gazeteci, Yunanistan OTOE Sendikası Genel Başkanı
Dimitris Tsoukalas’a şu soruyu sordu: “Yunanistan’ın toplumsal bilincinde
Türklere karşı bir düşmanlık yaklaşımı mı hâkim? İşte, Dimitris’in verdiği
cevap: “Evet…Eğitimimizde biz bu korkuyla yaşıyoruz. Bu bizim varlığımızın
içinde olan bir şey. Sınırın bu tarafında düşmanlar vardır, diye öğretilir
derslerde. 1453’teki fetih bile hala bir düşmanın fethi olarak öğretilir.
Atatürk de bizde çok iyi bir dost olarak anlatılmaz. 1923 bizde felaket
yılı olarak anlatılır. Biz bu yıla felaket yılı deriz, 1923 demeyiz..”
Sayın Bakan, Yunan okullarındaki derslerde hala okutulmakta olan Türk
düşmanlığını engelleyebilecek misiniz?
• 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmalarına göre, ‘Ege Adaları Silahlandırılamaz”.
Oysa Yunanlılar, Ege’de 22 adada askeri havalimanları inşa ederek; İstanbul’dan
Van’a, Trakya’dan Kuzey Kıbrıs’a kadar olan topraklarımızı Yunan bombardıman
uçaklarının menzili içine sokmuşlardır. Bugün, Ege’deki 22 adada yaklaşık
60 bin Yunanlı askeri personel bulunmaktadır. Bugün artık Yunanlılar,
gizleme gereği bile duymadan, ‘Biz Lozan’ı deldik!’ diyorlar. Sayın Bakan,
“İki ülke politikacıların, turizmcilerinin ve halkların kurduğu ilişkilerle
ortaya çıkan dostluk rüzgârlarını bundan sonra kimsenin durdurmaya gücü
yetmeyecektir” diye söylev verdiğiniz Türk-Yunan Forumu’nun yapıldığı
Sisam Adasının da Türklere karşı silahlandırılmış bir cephanelik olduğunu
biliyor muydunuz? Estireceğiniz dostluk rüzgârıyla, Sisam dâhil tüm Ege
Adalarının silahsızlandırılmasına gücünüz yetecek mi?
• Yunanistan, 1952’den günümüze kadar geçen süreçte İngilizce, Fransızca
ve Almanca dillerinde Türkiye’yi dünyaya kötü tanıtan binlerce kitap yayımlamış,
bu kitaplar Avrupa’nın büyük kütüphanelerindeki raflarda yer bulmuştur.
Son beş yıl içinde, Yunanlılar tarafından Türkiye’ye yönelik düşmanca
yayın yapan yaklaşık 1,200 (bin iki yüz) İnternet sitesi devreye sokulmuştur.
Sayın Bakan, Yunanlıların yazıp yayımladığı, Türklere karşı kin ve nefret
duyguları içeren kitapların Avrupa kütüphanelerinden kaldırılmasına, yaklaşık
1,200 İnternet sitesinin kapatılmasına, Sisam’dan estirdiğiniz dostluk
rüzgârının gücü yetecek midir?
• Bugün Yunanistan sınırları içinde, Batı Trakya’da yaklaşık 150,000 Müslüman
Türk yaşamaktadır. ‘Batı Trakya Türk Azınlığı’ (BTTA) adı verilen bu halkın
hakları, Lozan Antlaşmasıyla belirlenmiştir. Ancak Yunanistan, BTTA’nın
haklarını sürekli olarak çiğnemiş ve hala da çiğnemektedir. En son, isimlerinde
‘Türk’ sözcüğü bulunan Türk derneklerini kapatmıştır. İskeçe Türk Derneği,
Yunalıların kapattığı derneklerden biridir. Yunanlılar, Müslüman Türklerin
kendi müftülerini kendi seçmelerini de yasaklamıştır. Müslüman Türklerin
seçtiği İskeçe ve Gümülcüne müftüleri hapis cezasına çarptırılmış, onların
yerine Yunanlıların atadığı müftüler getirilmiştir. Sayın Bakan, 25 yıldan
fazladır Avrupa Birliği (AB)’nin üyesi olan komşumuz Yunanistan, ne AB’yi
dinlemekte ne de uluslararası insan haklarına uymaktadır. Siz, Türklerin
ulusal bayramlarında sergilediği gösterileri düzenlemeye kalkışmadan önce;
hak, hukuk, yasa tanımayan, hiçbir ahlaki kurala uymayan, sürekli olarak
Türk düşmanlığı üreten komşumuz Yunanlıları yola getirebilecek misiniz?
• Batı Trakya’da Türklerin yaşadığı İskeçe’ye Yunanlılar zaman zaman baskınlar
düzenlemektedirler. 12 Ağustos 2004 Perşembe günü, İskeçe Merkez Türk
İlkokulu bir kez daha Yunanlıların saldırısına uğradı. Okulun camlarını,
çerçevelerini kıran, sınıf duvarlarına köpekler gibi idrarlarını yapan
uygar Yunanlılar, bir sınıfın tahtasına da şunları yazıp kaçtılar: “Türkler
Piçtir!” Sayın Bakan, Batı Trakya Türklerine yapılan düşmanca uygulamaların
durdurulmasını, Türk çocuklarının okullarında güven içinde ders yapmalarının
sağlanmasını, birlikte dostluk rüzgârları estirdiğiniz Yunanlı dostlarınızdan
isteyebilecek misiniz?
Sayın Bakan,
Siz, katıldığınız resmi toplantılarda keyfinizce horlayarak uyuyabilir,
dedikodularınızı sürdürebilir, ‘Şakşuka Efesi-Hünkârbeğendi’ tartışmasına
odaklanabilir, İstiklal Marşı ya da 10.Yıl Marşı yerine ‘Kadifeden Kesesi’
şarkısını çığırabilirsiniz… Tüm bu eylemlerinizi, yüzümüzü buruşturarak
da olsa, ses çıkarmadan izleyebiliriz.
Ancak komşumuz Yunanlılar, üzerimize sürekli olarak hakaretler yağdırırken;
her alanda en alçakça yalanlar uydururken; her fırsatta en sinsi ve en
hain isteklerini utanmadan dillendirip yayarlarken; hala okullarında Türk
düşmanlığı dersleri verirlerken; Türklerin ulusal bayramlarını coşku,
gurur, onur ve ağırbaşlılıkla kutlamalarına kısıtlamalar getirmeye kalkışmanıza
asla hoşgörü ile bakamayız!
Sayın Bakan,
Türk Ulusunun vatansever duygularını iğdiş etmeyi aklınızdan dahi geçirmeyiniz!
Bu hem sizin, hem de sizi o koltuğa oturtanların gücünü çok aşar!
Sağlıklar diliyorum,
|