“Al kaşağıyı gir ahıra,
Yarası olan gocunur.”
Böyle derler di, değil mi?
Yok canım, o eskidenmiş!
Peki; boşuna söylenmiş olabilir mi?
Şimdilerde, kimseye fazla bir şey ifade etmiyor da!
Kaşağı değil, gerisine meses (üvendire) dürtülse dahi, dönüp de bakan
yok.
Ne dersiniz?
Kaşağılar, eski kaşağılar değil mi, yoksa?!
Hijyenik bakım iyileşti de yarası olan mı kalmadı?
Veya, yaralar kangrenleşti de, duyu hisleri mi
körleşti?
Yoksa, hepsi birden mi?
Başka şeyler de olabilir mi?
Ne gibi?
Evrimde bir sapma, olabilir mi?
Nasıl yani?!
Hayvanlar insanlaşmaya, insanlar da tersine evrimleşmeye başlamış olabilir
mi?
Eğer böyle bir şey var ise, kavramlar muhataplarına, anlamsız gelmekte
demektir!..
Böyle olunca, yeni kavramlar oluşacak, eskileri kalkacaktır.
Bu durumda insanlar havlıyor, böğürüyor ve kişniyor denilecektir.
Tersi de, hayvanlar için söylenecektir.
Oturan ayı, konuşan öküz, boynuzlatan inek, pilot at denilmeye başlanacaktır.
Zaten, Kızılderililer de başlatmışlardı, pek de yenilik
sayılmaz.
Sözler, deyimler de değişime uğrayacaktır.Birkaç tane denemeye ne dersiniz?
Mesela: “Al bir avuç dolar, gir ahıra acıkan böğürür”
Bir daha deneyelim mi:
“Başlar öküz; öküzler de baş olursa, arpa da kalmaz?”
gibi…
Ortada bir şeyler var;bir şeyler dönüyor..
Bakınız!
Ahırlar, tavlalar sessiz, çıt çıkmıyor…
Atlar tepinmiyor, kişnemiyor!
Öküzler böğürmüyor?
İnekler ise, geviş getirmekle meşgul…
Taylar,sıpalar,danalar,buzağılar…
Onlar;ne olup bittiğini kavrayamayacak kadar toylar,çaylaklar…
Etrafa merakla bakınıyorlar…
Ne dersiniz? Değişimin, dönüşümün hangi evresindeyiz?
Arada sırada, geçmişten KARABAŞ’ın sesi geliyor!
Karabaş da nereden çıktı; kim mi?
O, bir kahramandı!..
Bekleyin, tanışacaksınız…
|