“İngilizler hesabına devlete
isyan ederek Musul-Kerkük vilayetlerinin elimizden çıkmasına sebep olan
bir asinin kahraman ilan edildiğinden” bahsetmiştim. Bu asi,
hala “Atatürk’e haddini bildirmeye kalkan bir İslam mücahidi”
olarak yutturulmak istenen Şeyh Sait’ti.
Ne hallere düşürüldüğümüzü arz edebilmek için bir kez daha kaydetmeliyim
ki, birçok vilayetimizi işgal ederek devleti büyük badirelere sürüklemekle
kalmayıp, yüzlerce Mehmetçiğin de şehadetine sebep olan bu bölücü asi,
idamının 80. yıldönümünde Diyarbakır Ulu Cami önünde devlete meydan okunarak
anıldı. Türklüğe sövüldü! Türk Devleti’ne sövüldü! Atatürk’e dil
uzatıldı. Ve her zaman olduğu gibi bu kudurganlar hakkında soruşturma
bile açılmadı!
Yukarıda Şeyh Sait’in “İngilizler hesabına çalıştığından”
bahsetmiştik.
Şeyh Sait ayaklanmasını takip eden günlerde Bağdat’taki Fransız Yüksek
Komiserliği’nden Paris’e 40 sayfalık bir rapor gönderilmiştir. Ortadoğu’da
çatışan İngiliz-Fransız menfaatlerini ve İngilizlerin Kürtlerle
olan ilişkisini özetleyen bu raporun 25. sayfasında şu ifadeleri
okuyoruz.
“…Şeyh Sait 1918 yılından beri, amacı İngiliz mandası altında
bir Kürt devleti kurmak olan İstanbul Kürt komitesi’ne bağlı olarak çalışmaktadır.
Şeyh Sait 1919 yılında Kürdistan bağımsızlığı Türk Komitesi lideri Abdullah
Djendel Bey tarafından İngilizlerin Kürt politikasında temel unsur olan
Binbaşı Noel ile ilişkiye geçirildi.”
1919’da İstanbul’daki İngiliz Elçiliği Müsteşarı olan Hohler, Sir. E.
Tılley’e yolladığı değerlendirmede bu Binbaşı Noel’in Kürt Şefleriyle
görüştüğünden ve onun bir “Kürt Lavrens’i” olabileceğinden
bahsetmektedir.
Yukarıdaki Fransız raporunda adı geçen İstanbul’daki Kürt Komitesi’nin
başkanı Seyid Abdülkadir’dir. İstanbul’daki İngiliz yüksek komiseri Amiral
Robeck’in, 26 Mart 1920’de Dışişleri Bakanı Lort Gurzon’a gönderdiği raporda
bu Seyit Abdülkadir’in kim olduğu şöyle açıklanmaktadır:
“-Seyit Abdülkadir ile Paris’teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrinizdedir!”
Ya Şeyh Sait kimin emrindedir?
Fransızların raporunda ifade edildiği gibi; İngilizlerin emrindedir!
Kaldı ki, “ayaklanma bölgesinde çok sayıda İngiliz ajanı bulunduğundan”
bahsedilen raporda Şeyh Sait’in ayrıca İngiltere’nin Halep Konsolosu ile
irtibat halinde olduğu da açıklanmaktadır.
İşte Diyarbakır’da anılan ve İslam mücahidi olarak tanıtılan adam böyle
bir adamdır!
Öyleyse işin inde İngiliz parmağı mı var?
Olabilir! Amerikan parmağı da olabilir!
Bu yazıyı Hohler’in 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği şifredeki,
bir cümleyle bitirmeliyiz:
-Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya bakımındandır, Kürtlerin
ve Ermenilerin durumları beni hiç ilgilendirmez!
|