Doğrusu bu kadar da olmaz.
Her şey akla gelirdi ama, böylesi düşünülemezdi.
Konu gerçekten sadece hayret verici değil, sonuçları itibariyle vahim
de!..
Mesele ne mi?
Şu yabancılara toprak satışı var ya!..
Hani son döneme AB’den “müzakere tarihi” alınması meselesiyle
birlikte damgasını vurmuştu ya!..
Her gün yazılı basında hakkında onlarca makale yazılıyor ve ekranlarda
açık oturum programları düzenleniyor. Türk halkı da okudukça, duydukça
bu kadar da olmaz, göz göre göre vatan toprakları satılıyor demeye başlamıştı…
Öyle ki Anadolu’da sivil toplum kuruluşlarınca düzenlenen konferans, açık
oturum ve panellerin baş konusu olmuştu.
Müdafaa-i Hukuk’unda Ankara dışında düzenlediği toplantılarda ele aldığı
konulardan biri de mutlaka “Yabancılara toprak satışı” olmaktadır.
Bir yıl gibi kısa zamanda satılan toprak miktarı, satın alanların uyruklarına
göre durumu, satışın yapıldığı iller, bütün detaylarıyla halkımıza anlatılmaktadır.
Hatay’da şu kadar dekar tarım arazisinin Suriyelilere satıldığı, Antalya
Alanya ‘da Almanların kolonileştiği; Fethiye, Marmaris ve Bodrum’da İngilizlerin
kendilerine yerleşim birimleri kurdukları, İzmir, Ayvalık ve İstanbul’da
Yunanlıların geri dönmek üzere hazırlık yaptıkları halkımız tarafından
öğrenildikçe homurdanışlar başlamıştı.
Olur mu böyle şey; Ülkede yetkililer yok mu? Göz göre göre vatan toprakları
satılır mı? Bir ülke, Avrupa’da tam tersi uygulama varken, kendi toprağını
yabancılara satar mı? Sözleri yükselmeye ve çoğalmaya başlamıştı.
Bunu frenleyecek dur diyecek gelişme beklentileri içerisine girilmişti.
Hatta bir siyasi parti, ilgili yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
bile başvurmuştu. Konu mahkemenin gündemine girmiş, bir karar çıkması
söz konusu ediliyordu…
İşte tam bu sırada, bir kurumun valilere gönderdiği bir yazı yönetimin
(sivil - asker) konuya nasıl baktığını, anladığını ve değerlendirdiğini
tüm çıplaklığı ile ortaya koyarak, “bu kadar da olmaz, pes doğrusu”
dedirtti.
Türk halkı yabancılara toprak satımından kaygı duyup üzülürken, konuyla
ilgili kurumlardan biri sanki hiçbir şey olmamış gibi düzenlemeleri hakkında
ilgili kuruluşlara yazılı bilgi vermiştir. Yazının birinci maddesinde
“yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin
kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe haiz ticaret şirketlerinin karşılıklı
olmak ve kısıtlayıcı hükümlere uymak kaydıyla ülkemizde taşınmaz mal edinmelerindeki
gecikmelerin giderilmesi amacıyla uygulamaya kolaylaştırıcı
tedbirler alınmıştır.” hükmü bulunmaktadır.
Pes doğrusu dedirten, işte bu maddede ki “gecikmelerin giderilmesi”
ve “kolaylaştırıcı tedbirler” ibareleridir.
Kısa bir zamanda binlerce yabancıya, binlerce dönüm arazi satılmış olması
yetmiyormuş gibi, toprak satışlarında sanki “gecikme” varmış
ve de zorluklar bulunuyormuş da “kolaylaştırıcı tedbirler” alınması
gerekiyormuş…
Bir kere işler tersine gitmeye görsün…
Kim ne yaptığının, niçin yaptığının artık farkına bile varmaz…
İşte böyle bir süreç yaşanıyor.
Sivil-asker, artık, fark etmiyor.
Vatan ve millet böyle mi kollanacak, korunacak!..
Birilerinin gözüne girmek için, sanki birbirleriyle yarış yapılıyor…
Peki bundan sonrası!..
Sonrası mı?
İşte Anayasa Mahkemesi “Yabancılara Toprak Satışı” yasasını iptal
etti ve yeni hükümler düzenlenmesine karar verdi.
Peki, gecikmelerin giderilmesi ve kolaylaştırıcı tedbirler yüzünden satılmış
olan vatan toprakları, şimdi ne olacak?
Ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından, yeni yasa çıkarılması için tanınan
süre içerisinde satılanda cabası…
Olamaz böyle şey.
Bu vatan, bu kadar da, sahipsiz olmamalı idi!..
|