12 Ekim 2005

BEN BİR KÜRT MİLLİYETÇİSİ OLSAYDIM

Osman GÜNEY
 
Uzakların yakın, yakınların uzak(?) olduğu günümüz dünya’sı, ne yazık ki bir ikilemler yumağı haline gelmiştir. Başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere, sayısız “pakt”lar, “birlikler”, “iş birlikçilik”ler hemen her tarafta pıtırak gibi ortaya çıkmaktadır.

Yâni dünya, güya birleşip “globalleşmek”tedir… Fakat bu nasıl birleşmektir ki, “ulusallaşarak” ayrışmak da, nerede ise her etnik guruba kadar indirgenmiştir… Bir Yugoslavya’dan kaç devlet çıkmış, birer vilayet büyüklüğünde bile olmayan kaç etnik devletçik(?) dünya haritasında yer almıştır. Bu ne yaman bir çelişkidir…

Kendilerini ötedenberi medeniyetin banisi, insanlığın hamisi(?) sayan nice fosil devletler, demokrasi ihraç edeceğim diye ölüm, yokluk ve kaos ihraç etmekte; aynı şiddet girdabı dönüp kendisini vurunca da, nasırına basılmışcasına böğürmektedir… Etki ve tepkiden başka bir şey olmayan bu durum, nasıl bir kısır döngüdür; ne korkunç bir ikilemdir; bunun sonu nereye varır… Yoksa ihtiyar dünya, akrebin kendi kendini soktuğu gibi, intihar mı etmektedir…

Akıl şimdi şu soruyu sormaz mı? Bütün bu olanlar, normal sosyolojik olaylar mıdır, yoksa yapay–manipülasyonlar-mıdır… Öyle ya bir bakın olaylara, okkanın altına gidenler hep geri kalmış fakir-fukara takımıdır… Hani Türkçe’de bir söz vardır: “ayranı yok içmeye, atla gider bilmem ne etmeye…..” Durmadan ona buna el açtıktan sonra, miniminnacık bir devlet olsan ne yazar, olmasan ne yazar…

Bunların oncaazlara bir faydası olmadığı açıktır da, kimlerin yararı vardır acaba… Gariban takımının kurduğu hayaller bilinmez ama, görünen köy de kılavuz istemez…Bunların kimi bir “üs”, kimi de bir “Truva Atı”ndan başka bir şey değildir…

Emperyalizmin maşası ve kurbanı olduklarını; tuvalet kağıdı gibi kullanılıp atıldıklarını, ah bir anlayabilseler…

Mazlum milletlermiş; bunlardan daha mazlum millet olabilir mi; üstelik hem kullanılmış hem de atılmışlardır…Evet, Aborjinler, Kızılderililer, Zenciler belki öldürülmüş, yok edilmişlerdir ama asla kullanılmamışlardır…

Bilmeyen kaldı mı; günümüz dünyasında üç bölge var ki, cehennem bunların yanında cennet kalır... Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu… Hoş, tarih boyu da öyleydiler…

Buralardaki mazlum milletler: Sırplar, Türkler, Arnavutlar, Ermeniler, Çeçenler, Gürcüler, Kürtler, Yahudiler, Araplar ve hatta Bulgarlar ve Yunanlılar’dır…

Bunlar, tarih boyu birbirlerine düşürülmüşler, birbirlerini yemişler, dirlik-düzenlik yüzü görmemişler; hele iyi komşuluk ilişkileri asla olmamıştır…

Bu bölgedeki sorunlar yanardağların patlaması gibi durup durup fışkırırlar… Çok uzaklara değil şu son yarım yüzyıla bir bakın, Almanya’nın Yahudi katliamı, Ermeni sürgünü, Yunanlıların Küçük Asya faciası, Sırpların Boşnak katliamı, Ermenilerin Karadağ zulmü, Çeçenistanda Rus mezalimi, bilmem kaçıncı Kürt isyanı, vs… Dünyanın hangi bölgesi bu kadar sorunlu ve de sancılıdır…

Şimdi size çok değil bir soru soracağım, tek bir soru: Hitler, Yahudi kırımını dünyaya rağmen mi yapmıştır… Bu kadar saf olmayın; eğer Batı isteseydi, daha ilk Yahudi öldürüldüğü gün ayağa fırlar ve ne yapıp eder o vahşeti durdururdu… Çünkü Hitler’in Yahudiler hakkındaki kararı, daha iktidara geldiği gün belliydi… Yahudiler bile emperyalistlerin şamar oğlanı olduktan sonra, varın siz ötekileri düşünün…

Evet belki, İsrail’in ayağı yer tutsun diye bölgede olmadık çıban başları çıkarıyorlar, Lübnan iç savaşı, PKK cinayetleri, Irak işgali… İyi ama bütün bunlara rağmen Yahudi rahat mı… Olur mu hiç, “testi testiye vurunca, biri kırılırsa biri de çatlar”… Peki kârda olan kim; hiç kuşkusuz “neo-emperyalistler”…

Şimdilerde Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail yaratmaya çalışıyorlar…Kürtler de Lapin balığı gibi bu oltaya düşüyorlar… Birinci İsrail’in durumu ne ki, ikincisinin ki ne ola… Üstelik birincinin arkasında ABD ve AB’nin dev gibi Yahudi lobileri ve finansmanı vardır; ya ikincinin arkasında ne olabilir ki…

Amerika er-geç Irak’tan çıkacaktır. Arabları, Acemleri, Türkmenleri, Şiileri, Sünnileri, İran’ı, Suriye’yi, tüm Arab, Acem ve Türk milliyetçiliğini karşısına almış bir Kürdistan’ın hali nice olur o zaman; ABD’nin ruhu bunu duyar mı sanarsınız…

Mam Celâl’in (Talabani) bu kaos ortamında Irak’a cumhurbaşkanı olması bile Arab milliyetçiliğini kışkırtmaya yetecek bir provokasyondur ve zamanı gelince tepkisini mutlaka gösterecektir… Bu bile yersiz ve zamansız bir politik hata değil de nedir…

Demem o ki, ABD’ye güvenip olmadık hayallere kapılmak ve bunları hayata geçirmeye çalışmak, sonraki Kürt nesillere fatura edilir ve ödemesi çok zor olabilir... Yangından mal kaçırmak yerine; olgun, sabırlı ve saygılı olmak prim yapar.

Kürtlerin bölgedeki ezeli ve ebedi tek akrabası ve dostu, ne Arap’tır, ne Ermeni’dir, ne Acem’dir, ne Yahudi’dir ve ne ABD, ne AB’dir; Türk’tür, Türk…

Bağımsız bir devlet kurmak için bunca yıldır akıttıkları kan, ne yazık ki, biricik yakınları olan Türkleri can evinden vurmuştur. Yâni “Akrabanın akrabaya yaptığını, akrep bile yapmamıştır”… Bu bile emperyalizmin bir oyunudur ve hareketi başlamadan bitirmeye yöneliktir… Bu savaş, Türkiye yandaş alınarak, Irak, Suriye, ve İran’a karşı yapılsaydı, şimdiye kadar sonuç alınmış olur muydu acaba… Bunu sorgulayan tek bir Kürt aydını, savaşçısı, teorisyeni duydunuz mu… İnanması çok güç ama yoksa hepsi de emperyalistlerin kuklası mıdır…

Her şeye karşın vakit çok geç değildir. Türkiye ve Türkler asla düşman değildirler ve edilmemelidirler… Ermeni’nin bile hudut kapısı, hava koridoru dilendiği Türkiye, ne pahasına olursa olsun, aynen Kurtuluş Savaşında olduğu gibi stratejik yandaş edilmelidir…

Tarih hatayı affetmez; vakit daralıyor; başkalarını bizim adımıza iyi şeyler düşünür sanmak, saflıktır…

Ben bir Kürt milliyetçisi olsaydım böyle düşünürdüm.