|
Bazılarımız Hint fakirlerine özeniyor…
Yani, yılan oynatıcılığına…
Belgesellerde izleyen, bu işe soyunuyor.
Bu iş göründüğü gibi kolay değil…
Çoğu Hint fakiri bile işin hilesine kaçarmış…
Oynattıkları “Kobra” nın dişini sökerlermiş,
ısırmaması için…
Zehirden de böyle korunurlarmış…
Kimilerimiz koyun koyuna yatmak hevesine kapılıyor, bodoslamadan dalıyor,
yılanların dünyasına...
Yılanlar türlü,türlüdür.
Küçüğü vardır, büyüğü de.
Zehirlisi de, zehirsizi de…
Kobrası, Engereği, Çıngıraklısı…
Bir ısırmasın, zehrini akıttı mı, hastaneye zor yetiştirilirsiniz!..
Bağıra, bağıra can çekişilir,
Bunun için,yılan deyip geçmeyin.
Rastgele el uzatılmaz…
Huyunu ,suyunu, cinsini; iyi bilmek gerekir.
Ayrıca, tecrübe sahibi de olunmalıdır…
Ve, öyle kulaktan dolma bilgiler; yılan heveslilerini doğduğuna pişman
ederler.
Yılanın doğasını, ne zaman zehrini akıtacağını bilmeden, ne el uzatmak, ne
yuvasına yaklaşmak ve ne de onu avuca almak gibi bir gaflet, hayati sonuçlara
yol açar.
Terörde, her türlüsü, tıpkı yılan gibidir!
Hiç, şakaya gelen tarafı yoktur.
Hele, demokratikleşeceğim diye…
Oyun oynamaya hiç gelmez.
Renginin parlaklığına, kıvraklığına hiç aldanılmamalıdır.
Yalana, dolana hiç gelmez…
Nice oyunbazlar yaptıklarına, doğduklarına pişman olmuştur.
En bilgilisi, en tecrübelisi dahi terör zehrinden kendisini koruyamaz duruma
düşmüştür.
İşte! ABD’nin ve AB’nin
başına gelenler.
Bugün terörist dedikleri, kendi kamplarında yetiştirdiklerinden başkaları
değildir!
Evcilleştirdiklerini sandıkları, dağa çıktıklarında doğal yaşama dönerler.
En beklenmedik yerde ve zamanda, yılan gibi geriden sokuverirler.
Kimilerinin nefeslerine (efsununa) güvenip, okunmak, üfürüklenmek,
sonra kâr etmez…
Öyle danışman (etnikçi), yazar-çizer (kiralık işbirlikçi) ve aydın (sözcü ve
sözde)olanlar, işler sarpa sardığında, hem bir halta yaramazlar ve hem de
arkada bulunup destek vermezler.
Herkesten, önce, bunlar gemiyi terk ederler.
Terör çıngıraklarını tutmaya kalkanlar, doğru panzehiri yanlarında
bulundurmalıdırlar!
Yoksa, bedelini ağır öderler!
|