Bir kısım Kürt ''Kürtçüler''
in (yani ayrılıkçıların), bölgede bir devleti kurmak, dolayısıyla Türkiye'den
ayrılmaktan yana faaliyetlerini sürdürmeleri anlaşılırdır. Bugün PKK ve
gölgesindeki bütün Kürt siyasal kuruluşlarının hedeflerinin bu yönde olduğu
görülmekte. Türkiye ile birlikten yana, önde gelen belki tek tek Kürtler
olabilir; ama ciddi bir siyasal akım yok (Kürtler arasındaki oyları yüzde
5); PKK terörü altında yaşandığı ve terör örgütü kaldığı sürece böyle
bir akım çıkabilir mi, şüpheli.. Bu, sorunu, doğallığı ve barışçılığı
içinde aşılamayacak boyutlara getiriyor. En büyük tehlike bu...
Bir kısım Türk Kürtçüler de ikinci grubun yaklaşımı içindeler;
bu konuda ön plana çıkan ''Aydınlar Gurubu'' nda veya dışında kalanlarda,
bu tutumda çok insan var.. Neden? ''Türk Kürtçüler'' i esas güdüleyen
düşünce, dogmatik Mustafa Kemal , ''Kemalizm'' , ordu
ve her ne pahasına olursa olsun devlet düşmanlıkları.. Öyle ki emperyalizmle
ve Türkiye'ye karşı ebedi ve ezeli tarihsel önyargılı ve çıkar peşindeki
ülkelerle işbirliği pahasına bile, bu kalıp düşmanlıklarını koruyorlar.
Paradoksa bakın ki bu ''düşünsel'' olmaktan çok siyasal karakterli tutuma
medyatik destek az değil..
Türkiye'de hızla kutuplaşmaya gidiyoruz, görünüm o.. Kürtçülerin, Irak'taki
gelişmeleri ve ABD'nin Irak Kürtlerine karşı koruyucu tutumunu, Türkiye'de
hızla ''kitlesel kalkışma zamanı'' olarak algıladıkları
ve kutuplaşmayı halklar arasına sokmaya başladıklarının işaretleri artıyor.
Batman'da yaşananlar, Erdoğan önemsemiyor, ama çok önemlidir..
Burada yapmamız gereken önemli bir saptama şudur: Sorunun
''kültürel demokratik haklar'' ile ilişkisi tamamen kopmuştur ! ''Demokratik
haklar'' aslında çıplak olarak ''ayrılma isteği'' ile
giderek örtüşüyor..
Bu bağlamda ikinci bir saptama daha yapalım: ''Kürt Sorunu''
nda ''demokratikleşme'' hep dil, Kürtleri tanımama vb. konuları olarak
algılandı..
Yahu aslında demokratikleşme işçi hakları, sendikalaşma, emekçinin hak
araması ile ilgili değil miydi daha çok?
Şüphesiz, tabii ki..
Demokratikleşme, demokratik devrimle, yurttaş olabilme
ile birinci derecede ilgili bir konudur.. Siz hiç feodal düzenin, bütün
ilişkileriyle ayakta tutulduğu bir ülkede veya bölgede ''demokratik hak
ve özgürlüklerden'' bahsedebilir misiniz? Bizim aydınlar ''Doğu'' ya gittiklerinde,
genellikle hemen Kürt ağanın kebap sofrasında yerlerini alıyorlar!.. İlginç
olan, bunlardan hemen hiçbirinin de ağalık düzeninin kaldırılması, Kürtlerin
yurttaş ve vatandaş olabilmeleri için bütün feodal ilişkilerin tasfiye
edilmesi vb. konusunda bir şey yazmamaları!..
Son olarak, bölgenin ekonomik kalkınmasıyla ayrılıkçı akımlar
arasındaki ilişki üzerine: Ekonomik bakımdan bölgenin kalkınması,
şüphesiz, doğrudan ayrılıkçılığın karşıtı, panzehiri değildir..
Peki nedir? Batman 'a bakarsak görürüz...
Doğu bölgesinin Batı'yla göreceli dengeli ve iyi ekonomik duruma kavuşması,
ayrılıkçılığı tecrit etme, küçültme ve toplum içinde zeminini daraltma
demektir..
Ne Fransa'da, ne İrlanda'da, Belçika'da ve İspanya'nın Bask bölgesinde,
Batman benzeri bir ''halk kalkışması'' göremezsiniz..
Peki, neden Batman'da böyle?
''Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan''
Doğu'da yaşayan kitlelerin büyük çoğunluğunun karşı tepkiler geliştirmesi,
terör ve ayrılıkçılıkla özdeşleşmesi çok kolaydır.. Bunun psikolojik ve
maddi temelleridir, yoksulluk ve işsizlik!
Zaten terör hareketlerinin, bölgede yatırım yapılmasına, iş olanaklarının
ve ekonomik faaliyetlerin artmasına, demokratik ve yurttaşlık olanaklarının
fazlalaşmasına tepkileriyle de bu tahlil tamamen örtüşmektedir.
Ayrılıkçılığı ve terörü azınlık kılmanın en önemli aracının ekonomi olduğunu
görelim..
İnsanların, birlikten vazgeçmeleri önünde engel, yasal bir şeyleri
olması gerek!..
|