28 Eylül 2005

KÜRTLER VE DEMOKRASİ


Orhan BURSALI
 

Bir kısım Kürt ''Kürtçüler'' in (yani ayrılıkçıların), bölgede bir devleti kurmak, dolayısıyla Türkiye'den ayrılmaktan yana faaliyetlerini sürdürmeleri anlaşılırdır. Bugün PKK ve gölgesindeki bütün Kürt siyasal kuruluşlarının hedeflerinin bu yönde olduğu görülmekte. Türkiye ile birlikten yana, önde gelen belki tek tek Kürtler olabilir; ama ciddi bir siyasal akım yok (Kürtler arasındaki oyları yüzde 5); PKK terörü altında yaşandığı ve terör örgütü kaldığı sürece böyle bir akım çıkabilir mi, şüpheli.. Bu, sorunu, doğallığı ve barışçılığı içinde aşılamayacak boyutlara getiriyor. En büyük tehlike bu...

Bir kısım Türk Kürtçüler de ikinci grubun yaklaşımı içindeler; bu konuda ön plana çıkan ''Aydınlar Gurubu'' nda veya dışında kalanlarda, bu tutumda çok insan var.. Neden? ''Türk Kürtçüler'' i esas güdüleyen düşünce, dogmatik Mustafa Kemal , ''Kemalizm'' , ordu ve her ne pahasına olursa olsun devlet düşmanlıkları.. Öyle ki emperyalizmle ve Türkiye'ye karşı ebedi ve ezeli tarihsel önyargılı ve çıkar peşindeki ülkelerle işbirliği pahasına bile, bu kalıp düşmanlıklarını koruyorlar. Paradoksa bakın ki bu ''düşünsel'' olmaktan çok siyasal karakterli tutuma medyatik destek az değil..

Türkiye'de hızla kutuplaşmaya gidiyoruz, görünüm o.. Kürtçülerin, Irak'taki gelişmeleri ve ABD'nin Irak Kürtlerine karşı koruyucu tutumunu, Türkiye'de hızla ''kitlesel kalkışma zamanı'' olarak algıladıkları ve kutuplaşmayı halklar arasına sokmaya başladıklarının işaretleri artıyor. Batman'da yaşananlar, Erdoğan önemsemiyor, ama çok önemlidir..

Burada yapmamız gereken önemli bir saptama şudur: Sorunun ''kültürel demokratik haklar'' ile ilişkisi tamamen kopmuştur ! ''Demokratik haklar'' aslında çıplak olarak ''ayrılma isteği'' ile giderek örtüşüyor..

Bu bağlamda ikinci bir saptama daha yapalım: ''Kürt Sorunu'' nda ''demokratikleşme'' hep dil, Kürtleri tanımama vb. konuları olarak algılandı..

Yahu aslında demokratikleşme işçi hakları, sendikalaşma, emekçinin hak araması ile ilgili değil miydi daha çok?

Şüphesiz, tabii ki..

Demokratikleşme, demokratik devrimle, yurttaş olabilme ile birinci derecede ilgili bir konudur.. Siz hiç feodal düzenin, bütün ilişkileriyle ayakta tutulduğu bir ülkede veya bölgede ''demokratik hak ve özgürlüklerden'' bahsedebilir misiniz? Bizim aydınlar ''Doğu'' ya gittiklerinde, genellikle hemen Kürt ağanın kebap sofrasında yerlerini alıyorlar!.. İlginç olan, bunlardan hemen hiçbirinin de ağalık düzeninin kaldırılması, Kürtlerin yurttaş ve vatandaş olabilmeleri için bütün feodal ilişkilerin tasfiye edilmesi vb. konusunda bir şey yazmamaları!..

Son olarak, bölgenin ekonomik kalkınmasıyla ayrılıkçı akımlar arasındaki ilişki üzerine: Ekonomik bakımdan bölgenin kalkınması, şüphesiz, doğrudan ayrılıkçılığın karşıtı, panzehiri değildir..

Peki nedir? Batman 'a bakarsak görürüz...

Doğu bölgesinin Batı'yla göreceli dengeli ve iyi ekonomik duruma kavuşması, ayrılıkçılığı tecrit etme, küçültme ve toplum içinde zeminini daraltma demektir..

Ne Fransa'da, ne İrlanda'da, Belçika'da ve İspanya'nın Bask bölgesinde, Batman benzeri bir ''halk kalkışması'' göremezsiniz..

Peki, neden Batman'da böyle?

''Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan'' Doğu'da yaşayan kitlelerin büyük çoğunluğunun karşı tepkiler geliştirmesi, terör ve ayrılıkçılıkla özdeşleşmesi çok kolaydır.. Bunun psikolojik ve maddi temelleridir, yoksulluk ve işsizlik!

Zaten terör hareketlerinin, bölgede yatırım yapılmasına, iş olanaklarının ve ekonomik faaliyetlerin artmasına, demokratik ve yurttaşlık olanaklarının fazlalaşmasına tepkileriyle de bu tahlil tamamen örtüşmektedir.

Ayrılıkçılığı ve terörü azınlık kılmanın en önemli aracının ekonomi olduğunu görelim..

İnsanların, birlikten vazgeçmeleri önünde engel, yasal bir şeyleri olması gerek!..