Ermeni soy kırımı iddiaları ile ilgili
olarak Başbakan, Dış İşleri Bakanı ve Meclis Başkanı yaptıkları açıklamalarla
son noktayı koydular. Bu açıklamalar devletin resmi tavrını da sildi.
Yani anlamı açık bir şekilde tartışmasız olarak Osmanlı İmparatorluğunun
Ermenilere soy kırım yaptığını Türkiye Cumhuriyeti kabul etmiş oldu.
Bu iftira ve yalanların devletimiz tarafından kabulü bir utançtır. Yapılan
açıklamalarda tartışma konusunu ve çıkan sonuçun belli olmadığı ileri
sürülüyor. Halbuki toplantıyı düzenleyenler konuyu da açık bir şekilde
belirlediler, kamuoyuna açıkladılar. “konu 1915 yılında Osmanlı
Devletinin Ermenilere karşı giriştiği soykırım toplantısıdır”
Bu başlığın tartışılacak bir yanı yoktur. Her şey apaçık ortadadır. Yapılan
toplantıda Ermenilerin soykırıma uğradıkları ülkemizde teyit edilecektir.
İstanbul 4. İdare Mahkemesi , Boğaziçi Üniversitesinde yapılacak bu toplantıyı
yürütmenin durdurulması kararı ile durdurdu. Bu bir yargı kararıdır. Mutlaka
gerekçesi de vardır. Üzerinde tartışmaya , fikir yürütmeye gerek yoktur.
Sanki her alanda ülkemizde demokrasi varmış gibi , Başbakanın Mahkeme
kararını eleştirerek demokratik bir ülkede bu tür tartışmaların yanında
olduğunu söylemesi , peşine de Dış İşleri Bakanının toplantının yapılması
gerektiğini açıklaması ülkemizde tehlikenin hangi boyutlara ulaştığını
açıkça ortaya koymaktadır.
Aylar önce meclis başkanı da bu toplantının mutlaka yapılması gerektiğini
söylemişti. Devletin yönetim kademesi böylesine bir gerçek dışı olayı
kabul etmiş olmaktadırlar.
Kıbrıs konusunda da aynı yanlışlığı yapan bu kişilerin , ülkeyi nereye
götürdükleri endişe konusudur. Şimdi kamuoyu kaygıyla bekliyor. Kıbrıs’la
ilgili olarak düzenlenen ek protokol mecliste oylanacaktır. Mecliste yapılan
bu oylamada ek protokolün kabulü anlamında bir irade çıkarsa Kıbrıs Rum
adası olacaktır. Milletvekillerinin üzerine düşen sorumluluk çok önemlidir.
Ya, Kıbrıs Konusundaki ulusal direnç ve politika silinip, ada Rum adası
yapılacaktır, veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yaşamını sürdürecektir.
Bu iki önemli seçenek arasında özellikle Erzurum’un seçtiği yedi parlamenterin
oyunu da endişeyle beklemekteyiz.
Bu açıklamalardan sonra gene esas konumuza dönelim.
Erzurum’da yaşamayan dede ve ninelerinden Ermenilerin 1914’den 1918’e
kadar sistemli ve bilinçli olarak Türklere karşı giriştikleri katliamı
duymayan insanlar yanlışlığa düşebilirler. Onlara tavsiyem mezalimi yaşayan
yöreleri gezerek bura insanları ile ilişki kurup, toplu mezarları bizzat
görmeleridir. Yazımın sonunda belgesel bir kaynağa atıfta bulunarak Türkiye’yi
yönetenlerin bu bilgilere ulaşmasını diliyorum.
I.Dünya Savaşında işgal edilen Erzurum’da bulunan Rus Birliklerinin komutanı
Yarbay T. Khalebof’ye ait anıları ibretle , ilgiyle okuyalım.
“Yarbay Khalebof el yazısı ile kaleme almış ve günü gününe tutmuştur.
Yarbay Khalebof bunu el yazısıyla anlatmaktadır, bu anlattıkları dürüst
bir Rus
Subayının harp ceridesidir :
“Erzurum’da ilk toplu öldürmeye 20 Şubat 1918’de girişmişlerdi.
Topçu erleri halktan 270 kişiyi yakalamışlar, bunları soyduktan sonra
Yakutiye Kışlası’nın hamamına doldurmuşlar. Ancak benim gayretimle bunlardan
100 kişi kurtarılmıştır. Bu işi Ermeni yedek subay Karagudayef adında
bir vahşinin yaptığı anlaşıldı. Bu gün sokaklarda birkaç Türk öldürmüştü.
25 Şubat 1918’de Erzurum demiryolu istasyonunda bir kısım Ermeniler, silahsız
ve itaatlı halktan on kişiden çoğunu kurşuna dizmişler, bunları korumak
ve saklamak isteyen Rus subaylarını ölümle korkutmuşlar”
2 Mart 1918’de Topçu Alayı’nın bölgesi içindeki Tepeköy’ün kadın, erkek
her yaştaki halkının öldürülmüş olduğunu duydum. O gün Antranik (Ermeni
Generali ) Erzurum’a gelmişti. Kendisine bu toplu öldürmeyi bilerek yapanların
bulunmasını söyledim (……) Şehirde bir dereceye kadar gürültü azaldı. Halkı
tamamen öldürülen Türk köylerinde doğal olarak sesini çıkaracak insan
kalmadı. Türk Ordusu’nun Ilıca’ya doğru geldiği anlaşılınca Ermeniler
Erzurum’da halkı toplamaya başladılar. Özellikle 10 ve 11 Martta yakalamalar
dikkati çekecek kadar arttı. 11/12 Mart gecesi Ermeniler Rus subaylarını
aldatarak toplu öldürmeler yapıp Türk askerlerinin korkusundan kaçtılar.
Kırım bir rastlantı şeklinde olmayıp planlı olarak yapılmıştır. O gece
öldürülenlerin sayısının 3000’e ulaştığı yine Ermeniler tarafından övünülerek
söylenmiştir.
Bir ayrım yapmadan , bütün Ermeni aydınlarının yapılan cinayetlerle
ilgili olduğunu söylemek istiyorum. Bu yapılanların uygun olmadığını,
tutulan yolun çıkmaz olduğunu doğrulayan Ermeni aydınlarına da rastladım.
Hatta yalnız sözde değil, davranışlarıyla öldürmelere engel olan birçok
Ermeni aydını vardı. Ancak bunlar çokluk içinde pek azınlık kalıyordu.
Ermenilerin bir kısmı da, görünüşte yapılan cinayetlerin karşısındaymış
gibi görünerek gerçekte fırsatını bulduğu zaman öldürmelere katılmakta
gecikmemişlerdir.
Korktuğum başıma gelmişti. Rus subaylarının ve topçunun korumasında Ermeniler
kaçmayı başarmışlardı. Rus subayları toplarını bizzat kendileri idare
ederek taarruz edenleri (Türk askerleri) durdurmaya çalışırken , Ermeniler
geride, toptan öldürmeleri yapıp kaçmayı başarmışlardı. İlk işim serbestçe
kaçan cesur Ermenilere, son teşekkürlerini iletmek için, Mecidiye Tabyası’na
koşup bunları şarapnelle güzelce bir selamlamak olacaktı ! Ancak kaçanların
içinde hiç kabahati olmayan, bazı kimselerin de zarar göreceklerini düşündüğüm
için bu fikirden vazgeçtim.
Cesur Ermeni piyadeleri geceden yararlanarak fırtına hızıyla Erzurum-Kars
şasesinde kaçmayı başarmışlardı. Şayet hakiki fırtına olsaydı, bu kadar
kısa zamanda Erzurum’u Ermenilerden temizleyemezdi. Gerek siperlerde ve
gerek şehirde hiçbir yaralı ve ölü Ermeni kalmamıştır. Ne kadar inatla
savunma yaptıkları da bundan bellidir ! Erzurum’da esir olanların özellikle
Rus subayları olması dahi, Ermenilerin ne kadar büyük yararlıklar yaptıklarının
bir kanıtıdır!
Türk Kıt’alarının Erzurum’u ele geçirdiklerini öğrenince yaverimle
birlikte başvurarak burada bulunduğumuzu bildirdim. Rusya’nın Türkiye
ile bin anlaşması olduğunu , ancak bu dakikada öğrendim. Yolda da gidip
gelirken, bana rastlayan Türkler ellerime sarılarak hayatlarını kurtardığım
için teşekkür ediyorlardı. Diğer Rus subaylarına da aynı şekilde teşekkür
ediyorlardı. Çünkü, eğer Rus Subayları bulunmasaydı. Türk Ordusu Erzurum’u
ele geçirdiği zaman , hiçbir canlı Türk bulamayacaktı.
Ermenilere soykırım yapıldığını ilan eden kişilere bu ibret belgesi bilgisizliklerinin
giderilmesi amacı ile dikkatlerine sunulur. Dileğimiz yapılan büyük yanlışlıkların
arkasından gelecek felaketleri devleti yönetenlerin düşünerek biraz kendilerine
gelmeleri ve yaptıkları büyük yanlışlıklara son vermeleridir.
Kaynak : Hasan PULUR
27 Nisan 1985 tarihli
Milliyet Gazetesi
|