Eğer ''Ülkenin
ılımlı İslam cumhuriyetine dönüşmesine daha epey vakit var'' dişe
düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
Ya da çok iyimsersiniz demektir. Dönüştürme çok çabuk da
gelebilir.
Karşımızda iki
olasılık var:
Birincisi, birkaç
ay sonra, bu iktidarın 2006 sonbaharı için erken seçim kararı almasıdır.
Belirtiler eskik değil. Seçim ekonomisine hazırlık
sezilmekte. Washington'la uzlaşılarak, geçici bir
süre IMF disiplini dışına çıkıp tarımdaki girdileri ucuzlatma, yerel
yönetimlerin büyük kent varoşlarındaki başarılı seçim taktiklerini daha da
geliştirme ve sonuçta önceki genel seçimdekinden de yüksek oyçoğunluğuyla
Meclis'e geri geliş. Ayrıca, seçimin hemen öncesinde AB'nin aşırı isteklerine
karşı hesaplı bir ''babalanma'' yla, bu konuda
oluşmuş kitle tepkisini ustaca kullanıp demagoji yoluyla oy arttırma.
Öyle ortamdaki bir
seçimde, geçen defa baraja takılmış partilerden bir ikisi başarılı olsa bile
şimdiki ana muhalefetin takılma olasılığı da yüksek olacağı için, iktidar
çoğunluğunun karşısında yine cılız bir başka muhalefet.
O tablo, AKP'ye seçim sonrası istediği cumhurbaşkanını işbaşına
getirerek ''ılımlı İslam'' a geçiş için kalan son yasa ve kurum
değişikliklerini rahatça yapıp kökleştirme olanağını verir. Artık laik cumhuriyete
dönüş olanaksızlaşacaktır.
İkinci olasılık,
erken seçime gitmeyip 2007'nin sonbaharını beklemek ve yeni cumhurbaşkanını bu
dönemde şimdiki çoğunlukla seçmektir. Çankaya seçiminin ardından, şimdi
yapılamayan bütün yasa değişikliklerini paket olarak hemen yapıvermek ve ılımlı
İslam cumhuriyetini, bu dönem sona ermeden de gerçekleştirmek düşünülüyor
olabilir. Böylesine çabucak dönüştürülmüş bir cumhuriyette yapılacak genel
seçimin sonuçlarını tahmin etmek kolaydır.
Zaten o yönde
hayli mesafe alınmış değil mi?
Kamu yönetiminin
kilit noktalarına AKP zihniyeti yerleşmedi mi?
Güvenlik ve yargı
sistemlerinin içine önemli sızmalar olmadı mı?
İkidarla bütünleşen büyük medya, karşı sesleri sinsice
sansürlemiyor mu?
Cumhuriyet bekçisi
sayılan güç odakları, iktidarın AB politikasına zarar vermemek ve demokrasiye
saygıda kusur etmemek için sessiz kalmıyor mu?
Demek ki,
cumhuriyetin ılımlı İslam düzenine dönüştürülmesi için pek az yol kalmıştır ve
bu yolda yeni cumhurbaşkanının seçimi en önemli dönüm noktasıdır. AKP'yi yönlendirenler o noktayı şöyle ya
da böyle aştıktan sonra asıl niyetlerini beklenmedik bir hızla
gerçekleştirebilirler.
Dolayısıyla,
iktidarın cumhurbaşkanlığı seçimine ve genel seçime ilişkin stratejilerini boşa
çıkarmak, kısa vadede gerçekçi olmak gerekiyorsa, her kesimden önce şimdiki ana
muhalefetin, cumhuriyetin temel ilkelerine bağlı bütün siyasal kesimleri
cepheleştirmekte göstereceği beceriye bağlıdır.