10-02-2006

 

VATANDAŞ “TÜRK OSMAN”IN BİR GÜNÜ

Mine BALABAN

 

 

Osman Bey, sabah saat 7.00’de Casıo masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.

Puffy yorganını kaldırdı. Gugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi. WC’ye uğradıktan sonra banyoya geçti Clear şampuan ve Protex sabnuyla duşunu aldı. Colgate ile dişlerini fırçaladı. Rowenta ile saçlarını kuruttu.

Bill’s gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi. Lipton çayını içti. Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi.

Citizen kol saatine baktı, aile fertlerine “çav” deyip Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak rock müziği buldu. Ağzına polo şeker attı.

Şehrin göbeğindeki Mega Center’daki ofisine varınca Fujitsi-siemens bilgisayarını çalıştırdı. Microsoft Excel’e girdi. Ofisboy’dan Nescafe’sini istedi. Saat 10.00’a doğru açlığı yatıştırmak için Grisini yedi.

Öğlen Wimpy’s Fast Food Kafeterya’ya gitti. Ayaküstü Coca Cola ve Hamburgeri mideye indirdi. Camel sigarasını yakıp Star gazetesini karıştırdı.

Akşam üzeri iş çıkışı İmage Bar’a uğrayıp JB’sini yudumladı. Sonra köşedeki Shopping Center’a uğradı. Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace Çamaşır Suyu , Palmolive şampuan, Gala tuvalet kağıdı, Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı. Bonus kartıyla faturayı ödedi.

Hafta sonu eşi Münevver’le Galleria’ya giden Osman Bey, Showroom’lar dolaşıp Kinetix ayakkabı, Lee Cooper blue jean satın aldı.

Akşam evde bir gazetenin verdiği TV Guide’a göz atan Osman Bey, Kanallar arasında zapping yaparak, First Class, Top secret, Paparazzi gibi programlar izledi. Aynı anda Outdoor dergisini karıştırdı.

Saat 22.00’ye doğru Show’da Türk dili üzerine panel başladı. Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.

“Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye gerindi ve uyudu.

Hâlâ’da uyuyor. Ne zaman uyanacağı belli değil!..