5 Ekim 2005 |
HAÇ VE SİON YILDIZI MI, "MEDENİYET" |
Hasan DEMİR |
Hatay''a logo olarak Yahudi''nin altı köşeli yıldızı ile Hıristiyanların Haç''ı yerleştirilmiş. "Kendi yurdunda garip" Türk''ün Hilâli ise, sıranın en sonu düşmüş ve bunun adı "Medeniyetler Buluşması" olmuş. Halka ve Olaylara Tercüman''dan Şamil Tayyar, "Politikanın Nabzı" köşesinde bahsi geçen "Medeniyetler Buluşması" için geçtiğimiz Çarşamba, "Genelkurmay''dan gelen gizli yazı" başlığıyla, "Hatay bilinçli bir şekilde AB sürecinin bir parçası haline getiriliyor. Geçen yıl Ekim ayında açıklanan İlerleme, Etki ve Strateji Raporları ile Avrupa Parlamentosu''nda onaylanan Camiel Eurling Raporu''nda bunu açıkça görmek mümkün" dedikten sonra dikkatimizi şu önemli noktaya çekiyor: "Yakın tarihte il yapılan Osmaniye ile ilgili kanun teklifi, TBMM İçişleri Komisyonu''nda görüşülürken Hatay''a bağlı bir ilçenin de (ismi kayıtlarda var) Osmaniye''ye bağlanması düşünülüyordu. Genelkurmay''dan geldiği belirtilen ''gizli'' damgalı bir yazı ile bu düşünceden vazgeçildi. Sonradan öğrendik ki, bu yazıda ''Hatay''ın demografik yapısının bozulmaması'' için ilçenin Hatay sınırları içinde kalmasının zorunlu olduğu belirtiliyordu." İşin aslı böyle olduğu için şu günlerde bu "Medeniyetler Buluşması" diye pazarlanan kepazeliğin adını doğru olarak, "Hatay''ın Vatikanlaştırılması" koyanlara kulak vermeyenler bilsinler ki kulaklarını Haçlı ve Siyonizm''e kaptırmış olanlardır. Hadi biz neyse, aylar önce AKP Hatay İl Başkanı, "Bu medeniyetler buluşması falan değil, bu bir tezgâh, Başbakana yanlış bilgi veriliyor" mealinde çırpındı durdu, hatta İl Müftüsüne de dokundurdu ama onun sesi de "kulak verilmeyecek sesler" rafına kaldırıldı. Şimdi AB''nin Türkiye ile ilgili raporlara, kararlara ve kayıtlara geçmiş taleplerini tekrar sıralayalım. 1. Hatay''ın "Medeniyetler Buluşması" ambalajı ile Türk olmaktan çıkartılması. 2. GAP Bölgesi''nin yönetiminin AB''ye devri, hatta bu yönetime İsrail''in de katılması. Biliyorsunuz bu da resmen istendi.
Siz buna Diyarbakır''a "Kürdistan''ın başkenti" bölgeye de "Kürdistan" diyen AB yetkililerini ve bu yöndeki taleplerin AB Parlamentosu''nda konuşulmuş ve kayda geçirilmiş olmasını da ekleyin. Tabii iş bu kadar da değil. Talepler arasında "Atatürk resminin devlet dairelerinden indirilmesi" ve ayrıca "Ulus" yani "Milli devletten vazgeçilmesi" isteklerini de bir kenara not edin. Yetti yahut bitti mi? Elbette ki, hayır… "Ermeni soykırımını tanıyın" diyenler, yani, yani Türkiye''ni Doğu''sunda Ermenistan için toprak talebinde bulunanlar da AB''nin ta kendisi. Bütün bunları yan yana koyduğunuzda önünüze bir Sevr haritası çıkıyor ama, o zaman da bizler paranoyaklıkla suçlanıyoruz. İşin acı tarafı Türkiye''de Hatay''ı isteyen AB''nin önüne devlet ve hükümet adamları, din v e siyaset adamları ve cemaat önderleri düşüyor, bunun adına "medeniyetler buluşması" deniyor, denebiliyor. Bu insanlara göre İslâm tek başına medeniyetin ta kendisi değil ve kendi toprağında hükmü Hilâl olarak ancak Haç ve Sion yıldızından sonra gelebiliyor. Yine acı olan "Ermenilere soykırım uyguladığımızı " söyleyen bu toprağın ekmeği, suyu ile palazlanmış insanlar ve onlara bu cesareti veren yani soykırımcı olduğumuzun bas bas bağırılması için Türk Mahkeme''sinin kararlarını bile yerden yere vuran siyasetçiler. İstanbul''un Türkiye Cumhuriyeti''nin değil, uluslar arası bağımsız bir kurul tarafından yönetilmesini isteyen Türk işadamları da var ve bu önerinin Mondoros Mütarekesi ve Sevr''de Osmanlı''ya dayatılan öneri ile tıpatıp aynı olduğu da tarihi bir vakıa. Eh, Türkiye''nin Doğu ve Güneydoğu''sunun şimdilik özerk, ilerde bağımsız olması için imza toplayanlar ve bu amaç için AB platformunda kulis yapanlar, ayrıca bunu Türkiye medyasında, sokağında, meydanında açık açık söyleyenler de bir hayli kalabalık… Rota bu, iyi denilen şey bu. "Medeniyetler buluşması" bu, "Dinlerarası Diyalog" bu, "Her şeyin açıkça tartışıldığı Türkiye" diye övünmek bu. İçine sindiren Müslüman ve hazmedebilen Atatürkçüye helâl olsun. Bu gidişata "Çağdaş uygarlık düzeyi" ve "Atatürk''ün ideali" diye alkış tutan, göbek atanlara da helâl olsun… Bu işlerin önünde dönen Atatürkçülere soruyorum, "Rahmetli Atatürk böyle olsun ister miydi?" ve yine bu işlerin önünde dönen Müslüman''ların düşünüp cevabı vicdanlarına vermesini istiyorum: "- Meselâ Hatay bahsinde Allah (c.c.)''ın muradı bu mudur?" |