Bazılarımız, Ermeni
Konferansı'nı bir demokrasi imtihanı gibi kabul ettiler.
Günümüz koşullarında, 'demokrasi' nin emperyalizmin elinde
bir sömürü aracı haline geldiğini ya göremediler ya da görmemezlikten
geldiler. ABD ''demokrasi uğruna'' on binlerce Iraklının
kanını döktü. Felluce'yi, Telafer'i mezbahaya çevirdi, hem de kimyasal
silah kullanarak.
Daha fenası, Soros 'un sözde barış için savaşan gençlik örgütleri, Gürcistan'da,
Ukrayna'da ve Orta Asya ülkelerinde, ''demokrasi'' sloganlarıyla
Rusya'dan yana rejimleri deviriyor. Ortadoğu'da ve Orta Asya'da Amerikan
imparatorluğunu kurmak için kullanılan bir araç oldu demokrasi. Afganistan'da
ise siyasi partileri olmayan, halkı okuyup yazma bilmeyen bir ülkede,
binlerce adayın resimlerine dayanarak yapılan gülünç seçimlerle gülünç
hale getirildi ''demokrasi'' . Demokrasi ne bir giysidir dışardan ithal
edilen ne de her koşulda uygulanabilecek bir düzen!
Türkiye içeride bir karşı-devrim saldırısında; anayasamız, laik düzenimiz,
bağımsızlığımız tehlikede. Limanlarımız, fabrikalarımız, her çeşit ulusal
varlığımız satılmakta. Eğitim sistemimiz, devlet düzenimiz yozlaştırılıyor.
Koskocaman bir memleket davası var karşımızda! Dışardan gelen baskıların
ardı arkası kesilmiyor. Türkiye, Avrupa'nın önünde el pençe divan durmuş
hesap veriyor. ABD İncirlik'te, İskenderun'da üslerini kurmuş, askeri
araç, malzeme, asker getiriyor. Bizi üs olarak kullanarak Irak petrollerine
egemen olmak çabasında. Bunu yaparken de Kürt peşmergelerine dayanmaktan,
PKK'yi desteklemekten geri durmuyor. IMF ise bizi sömürdükçe sömürüyor.
Bu koşullarda hangi demokrasiden söz edebiliriz? Evvela bağımsızlık; demokratik,
laik, bağımsız Cumhuriyetin korunması. Anayasamızın, haraç mezat satılan
ulusal varlıklarımızın korunması, çocuklarımızın laik okullarda okutulması,
yarı aç yaşayan bir sömürge halkı olmaktan kurtulmak bizim derdimiz! Hangi
demokrasinin hesabını veriyoruz biz Batı'ya ve ne için?
Ermeni Konferansı'nı örgütleyenler neden ABD'nin Irak'ta işlediği cinayetleri,
Telafer soykırımını konu seçmediler? Tek görüşün belirtildiği, politik
amaçlı bu toplantıda konuşanlar tarihi gerçeklerimizi bilmiyorlar mıydı?
1915'te doğu sınırımızdan saldıran Çarlık ordularının ön saflarında bir
Ermeni brigadının bulunduğunu ve bu brigadın Sarıkamış meydan muharebesinde
kırıldığını hiç okumamışlar mıydı? Bu bölgede, Osmanlı ordusunun direnişini
baltalayan, yolları tıkayan, köyleri yakıp yıkan kişilerin (Ermenilerin
değil) başka yörelere sürülmesi emri İstanbul'dan gelmişti. Bütün olayların
bir savaş içinde cereyan ettiğini, Osmanlı ordusunun kendisini savunmak
durumunda olduğunu inkâr etmek olası mı? ''Tarihimizle hesaplaşmak''
için tarihimizi bilmek gerek.
Demokrasinin emperyalist hedeflere kullanıldığı bir ortamda; Türkiye'nin
içerden dışardan saldırıya uğradığı koşullarda, tek görüşün belirtildiği
bu toplantının gerçek nedenini sorgulamak hakkımız değil mi? Bu toplantı
Soros kokmuyor mu?
|