Abartılı gelebilir, ama 22 Temmuz seçimi, bir anlamda
referandum, halkoylaması... "Bağımsız ulusal Türkiye Cumhuriyeti"
ilk kez bu kadar net bir şekilde oylanıyor. Bağımsız ulusal Türkiye
Cumhuriyeti'nden yana mısın, yoksa karşı mısın? Oyunu ona göre kullan. Açık
konuşalım, başlangıcından beri bu ülkede,Cumhuriyete, Milli Mücadele'ye, ulusal
devlete karşı olanlar var. Bunlar zaman zaman takıyye yapıp saklanıyorlar; zaman zaman
da gerçek yüzlerini, niyetlerini ortaya koyuyorlar. Ayrıca yabancı güçlerin
desteğiyle onlarla işbirliği yapılarak ayakta durulabileceğini sananlar, belki
de inanan ve çağdaş mandacılar var... İş âleminin bir bölümü ve aydın diye
nitelenen, iç dinamiklerle değişim yapılamayacağını sanan, ABD ve/veya AB'nin
ardına takılarak, dış dinamiklerle Türkiye'nin yaşayabileceğini savunanlar,
Milli Mücadele yıllarından beri gözleniyor. Ülkemizde, ayrıca kısa süreli çıkar
peşinde koşan, kendi çıkarını, ülkenin çıkarı olarak gören düzgün olmayan
insanlarımız da var. Tutum olarak "Mütareke Basını" ndan farklı olmayan medyamız, bu gruba destekçi.
Dinciler, bazı tarikat ve cemaatler, dış güçlerle
ortaklık kuranlar, ABD'nin, AB'nin Türkiye'yi geliştireceğini sananlar,
fırsatçılar, kısa süreli çıkar peşinde koşanlar, düzgün davranış içinde
olmayanlar, sonuçta bir cephe oluşturuyor ve bu cephe de emperyalist güçlerce
destekleniyor.
Öte yandan bağımsızlığa, Türkiye Cumhuriyeti'ne,
ulusal onura, laikliğe sahip çıkan, emperyalizme karşı olanlar var. Bunların
kökü, Milli Mücadele'den, bağımsızlık savaşından geliyor.
Emperyalist güçler, bazı sivil toplum örgütlerini,
medyanın önemli bir bölümünü ele geçirmiş durumda; yayımlarla, satılık-kiralık
kalemlerle, ulusal devlete, üniter devlete, Kemalizme,
üstü kapalı veya açık karşı çıkıyorlar. Emperyalizmin ve onların yerli
işbirlikçilerinin hedefi, Türkiye'de Kemalizmi
(Atatürkçülüğü) yıkmaktır. Modası geçmiş dediler, yalanlarla Atatürk 'ü
aşağılamaya kalkıştılar, büstlerini kırmaya, resimlerini indirmeye kalkıştılar.
Sandılar ki sadece asker bürokratlar, laikliğe, Atatürkçülüğe sahip çıkıyor.
Gerçek Atatürkçüleri, bürokraside, üniversitelerde hatta iş yaşamında tasfiyeye
kalkıştılar, Türkiye Cumhuriyeti'nin, ülkelerinin altını oymaya çalıştılar.
Cumhuriyete, laikliğe sahip çıkma mitingleri halkın önemli bir bölümünün, bu
tür girişimlere karşı yanıtı ve Kemalizmin
kökleştiğinin kanıtı oldu.
Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı olanlara, emperyal güçlerin denetiminde olanlara oy vermek,
desteklemek demokrasi; buna karşı Atatürkçülüğe, ulusal devlete, laikliğe sahip
çıkmak darbecilik olarak nitelendirilmeye kalkışılıyor. Varoşta yaşayan, belli
tarikat ve cemaatlere mensup olanlar, AKP'ye oy verenler, emperyalist
yandaşları vatandaş, buna karşı emeği ile özverisi ile Türkiye Cumhuriyeti'ne
bir şeyler katmaya çalışanlar, ayakta tutmaya çalışanlar sanki vatandaş değil,
halkın temel öğesi değil. Bu tehlikeli bir ayrımcılıktır; halk avcılığı, ucuz
popülizmidir.
Türkiye Cumhuriyeti'ne, Atatürkçülüğe, ulusal devlete,
devletin tekilliğine sahip çıkanlar, emperyalizme karşı olanlar, sandığa
iradelerini yansıtmalıdırlar, sandık emniyeti sağlanmaya çalışılmalı; sandık
oyunlarına bindirilmiş kıta, çifte oy, tutanak değiştirme numaralarına engel
olunmalıdır. Oylar, kalorifer dairelerinde, dere yataklarında bulunmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki din ticareti yapanların, ülkeyi soyanların, emperyal güç işbirlikçilerinin yapmayacakları oyun,
tevessül etmeyecekleri seçim hilesi yoktur.
Emperyal güçlerin, açıkça AKP'yi desteklemeleri de ayıraç
oluşturmaktadır. 22 Temmuz seçimleri halkımızın ezici biçimde Türkiye
Cumhuriyeti'ne, ulusal devlete, devletin tekilliğine, laikliğe, ulusal onur ve
gurura sahip çıktığı bir seçim olmalıdır. Düzgün olmayanlar seçim sandığında
yenilmelidir.