12/04/2006

 

YÜKSELEN MİLLİYETÇİLİĞE KARŞI PANİK ATAKLAR!

Arslan BULUT

 

Türkiye'de milliyetçiliğin yükseldiğini ve içinde bulunduğumuz dönemde bütün siyasi partilerin bu pastaya göz dikeceğini belirtmiştik.
Milliyetçiliğin yükselmesi başka bir şeydir, MHP'nin yükselip yükselmediği başka bir şey. Türkiye'de 1969 yılından beri Türk Milliyetçiliğinin siyasi temsilciliğini MHP yapmaktadır. Fakat milliyetçiliğin yükselişinde bu defa MHP'nin herhangi bir katkısı yoktur. Aksine MHP yönetimi, milliyetçi çıkışları elinden geldiği ölçüde frenlemeye çalışmaktadır. Bunu eleştiri maksadıyla değil bir tespit olarak belirtiyorum. Elbette Türkiye'nin sağduyuya ihtiyacı vardır. Fakat, MHP dışında yükselen ve hiçbir ideolojik derinliği olmayan milliyetçiliğin, "Ziya Gökalp-Atatürk çizgisi"nde gelişebilmesi için MHP'nin büyük çaba göstermesi hatta bu yönde seferber olması gerekirdi!

Hemen hemen hiçbir siyasi görüşüne katılmadığım Ali Bayramoğlu, bir televizyon programında önemli bir tespitte bulunmuş ve AKP'nin de yükselen milliyetçi dalgaya hitap etmek zorunda kalacağını belirtmişti. Bu, bir sosyoloğun objektif tespitiydi.
Nitekim, Tayyip Erdoğan, biraz da Milli Güvenlik Kurulu kararı gereği, "Türkiyeli kimliği"nden "Tek millet, tek devlet" anlayışına doğru dönüş yapmak zorunda kaldı.
Bu arada, Ermeni iddialarına zemin olan Bilgi Üniversitesi, Tempo dergisi ile birlikte "Türkiye'de milliyetçilik araştırması" yaptı. Anketten "en milliyetçi lider" olarak Tayyip Erdoğan çıktı! Tabii bu araştırmanın bilimsel niteliği şüphelidir. Çünkü bu üniversite, bilgi üretmekle değil, Türkiye'de siyasi operasyonlar  düzenlemekle görevlidir!
Sözde araştırmanın operasyonel niteliğini "Yükselen milliyetçiliğe rağmen Türkiyeli mayası tutuyor" sonucunu çıkarmış olmakla da ispatlıyorlar! Erdoğan bile bu çizgiden dönüş yaptıktan sonra göle çalınan bu maya nasıl tutmuş acaba?
Übstelik yükselen, Ziya Gökalp'ın ve Atatürk'ün çizgisinden de öteye, biraz ırkçı tonları da bulunan bir sokak milliyetçiliğidir. Bu yükseliş, Türkiye'nin ABD tarafından Kuzey Irak üzerinden köşeye sıkıştırılmak istenmesi ile birlikte, özellikle Süleymaniye olayından sonra ivme kazanmıştır. Bu dalgayı durdurabilecek hiçbir güç de yoktur. Bu sebeple, herkesin ayağını denk alması gerekmektedir!
Gazeteci dostum Kemal Çapraz, "Bütün mesele Türk Milliyetçiliği'nin yükselen oylarının bölünerek başka yönlere kanalize edilmek istenmesidir" diyor ve MHP'ye milliyetçi sivil toplum kuruluşları ile milliyetçi aydınlardan faydalanarak "Gönül seferberliği" başlatmasını öneriyor.  
Hasan Cemal de "Başbakan Erdoğan'ı sanki şimdiden bir seçim ateşi sarmış. Güneydoğu'dan Anadolu'nun içlerine doğru gelen şehit cenazeleri çoğaldıkça, Erdoğan'ın üslubuyla söyleminin değiştiği görülüyor. Milliyetçi çizgileri kalınlaşıyor. Gittikçe sertleşiyor. Son zamanlarda öylesine aşırı, şoven milliyetçi çıkışları var ki, 'Sakın umutlanmayın. Ben bu meydanı Bahçeli'ye de, Baykal'a da, Ağar'a da bırakmam!' havasını basıyor" tespitlerinde bulunuyor.  

Yükselen milliyetçiliğin kendi liderini çıkaracağını gören Yalçın Doğan ise "Sol ve sağ, AKP karşısında birlikte hareket etmeye karar veriyor. Hareketin adına ulusal mutabakat deniyor. Bu mutabakattan ortaya bir isim çıkıyor: Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen" diyerek, Çapraz'ın "Milliyetçiliğin başka yönlere kanalize edilmesi" tespitini doğruluyor!  
Doğan, daha sonra da gerçek dışı ifadelerle ve sol seçmenin ondan umudu kestiğini öne sürerek Deniz Baykal'ı yıpratmaya çalışıyor. Peki Baykal'dan rahatsızlığın gerçek sebebi, 1 Mart tezkeresi değil midir? Baykal'ı Türkiye'yi ABD askerlerine çiğnetmemek demek olan 1 Mart direnişi yüzünden cezalandırmak isteyenlerin, onun yerine yükselen ulusalcılığı kontrol etmek için hangi mahfillerin pompaladığı belli olan isimleri piyasaya sürmeleri, mide bulandırıcı bir tezgah değil mi?
Doğan, "Bu çıkmazı aşmak üzere, bir grup, sağda ve solda uzun arayışlara giriyor. Sağ ile solun ortak arayışı, ulusal mutabakatta, iki isim öne çıkıyor. Mehmet Haberal ile Yılmaz Büyükerşen. Haberal sağda, Büyükerşen solda. Haberal siyasete girmek istemiyor. Büyükerşen ise, zaten siyasetin içinde" diyor. Bir defa, bu grup kimlerden oluşuyor. Türkiye'de yükselen milliyetçiliğe en ufak bir katkıları olmuş mu? Hangi sol ile hangi sağın ortak arayışı varmış? Kim bunlar?
Emin olunuz ki, bunlar, Türk halkının kendi liderlerini çıkaracağından korkan çevrelerin, panik ataklarından başka bir şey değildir!
Bu çevrelere diyorum ki; o kadar telaşlanmayın! Milliyetçiler sizi kesmeyecek!