13-01-2006
SİVİL İTAATSİZLİĞE ALIŞTIRILIYORUZ
Mahiye MORGÜL
Milli Eğitim Bakanlığı velilerden bağış adı altında da olsa
para alınmasına karşı olduğunu her yıl açıklamasına karşın bu durum devam
ediyor. Bir okul müdürü de kurban veriliyor her yıl; diğerlerine göz dağı.
Öte
yandan okullara ödenek ayrılmıyor ve telefon, onarım, boya badana, tamirat,
kırtasiye, doğalgaz, su, temizlik gibi temel harcamaları okullar kendileri
karşılasın deniyor. Bu bir çelişki değil midir? Hem para verilmiyor, hem de kendin
para bul deniyor.
Okul
müdürleri eğitimin niteliğini artırmak yerine para bulmakla meşgul edilirken paralı
etüt ve kulüplerin yolu açık tutuluyor. Neredeyse tüm müdürler bu yüzden yeni
müfredat programının en büyük savunucusu olmuş haldeler.
Eğitim
Bakanı sözünün dinlenmesini isteseydi kendisinin okullara para kaynağı
yaratması gerekmez miydi? Demek ki okul yöneticileri sivil itaatsizliğe sevk
edilmektedir.
İlköğretimde
dergi satışı daha önce de yasaktı. Bir diğer sivil itaatsizlik de sınıf
dergilerinde yaşanmaktaydı.
Okul
müdürleri okula belli bir pay bırakmak üzere dergilerle anlaşıyordu. Veliler
alıyormuş gibi sınıfa dergi giriyor, buna göz yumuluyordu. Bu noktada sivil
itaatsizlik açıktı.
Dergi dağıtan
yayınevleri yasağı delmenin yolunu buldu. “Dergi” adı kaldırıldı, onun yerine
“Eğitim Dosyası” paketleri basıldı. Okullara bu isimle götürmeye başladılar. Bu
da bir sivil itaatsizlik örneğidir.
Eğitim
dosyasında testler var ve öğretmenler kendileri test hazırlamaktan
kurtulacakları için bunu tercih ediyorlar. Veli de memnun, çünkü ilköğretimden
sonra gidilecek okullar test sistemiyle öğrenci almaya devam ediliyor. Veli de
bu itaatsizliğin içine çekiliyor.
“Eğitim
Dosyası” şimdi görünürde satılmıyor. Okulların bir geliri buradan kesildi. Gerek
yayınevleri ve gerekse okul müdürleri bunun bir yolunu bulmak isteyeceklerdir.
Basılmış binlerce eğitim dosyasını çöpe
atmayı hiçbir yayınevi göze alamaz. Onlar sivil itaatsizlik yollarını
deneyeceklerdir.
Efendim,
öğrenciye kılavuz kitaplar hazırlanmış, çocuk oradan çalışacakmış, kılavuzlar
eve götürülmeyecekmiş, çünkü çocuk bir sonraki dersin çalışma sayfalarını
işlememeliymiş.
Bunun
bir anlamı da şu; veli çocuğunun hangi konuyu ne kadar anladığını kontrol
edemesin. Çünkü müfredat o kadar hafifletildi ki çocuğun çalışacağı bir konu
artık yok. Biraz akıllı bir çocuk çalışma kılavuzundaki tüm sayfaları
rahatlıkla doldurur geçer… Durumu fark eden veli kendince önlemler alacaktır.
İtaatsizliğe sevk için bir neden daha.
Yeni
programda 4. ve 5. sınıf öğretmenleri inanın öğretecek konu bulamıyorlar; siz
oturun çocuk çalışsın deniyor onlara. Çocuk bir resme üç gün baksın isteniyor.
Neymiş, düşünsün. “Bakmakla öğrenilseydi köpek kasaplık öğrenirdi” atasözümüzün
yeri geldi.
Okula
devam zorunluluğu da kaldırıldığına göre, sonunda “çocuğumu evde kendim
eğitirim, okulunuz sizin olsun” diyen veliler çıkabilir. Bu bile “demokrasi
var, velinin çocuğunu okutmama özgürlüğü var” gibi kılıflarla resmi destek
görebilir. Bu kadar ipin ucu kaçabilir sivil itaatsizliğe sürüklemenin.
Milli
Eğitim Bakanlığı yetkilileri kendi halkını kendine karşı itaatsizlik yapmaya
sevk edecek bir yol izlemektedir. Devlet, koyduğu kurallara uyulmasını kendisi
sağlamazsa varlık nedeni ortadan kalkar.
Kantarın
topu kaçmak üzeredir. Devlet var ama onu kimse dinlemiyorsa nasıl devlet olarak
kalabilir?
Bu
arada okullarda internet bedava (yirmi yıllık borç
hanesine yazılmıyormuş gibi). Bir tuzak da bu: “kitaba şuna buna ne gerek var,
bilgiye internetten ulaşın” yani…
Ah, bütün
bunların ayırdına varan bir halk olsak, bizi sürek
avındaki tavşan gibi istedikleri yöne doğru nasıl sürüklediklerini fark etsek
de şu sivil itaatsizliği o noktada göstersek!..