KÜLTÜREL
KÜRESELLEŞME ALDATMACASI…
Mahmut YILBAŞ
Kültürde küreselleşme,
sosyo-ekonomik ve politik globalleşmeden ayrı
düşünülemez.
Kapitalist sistemde
bir hiyerarşi vardır. En zayıf en alttadır. Bu sistemde, düzeni, sosyo-ekonomik ve siyasal güç belirler.
Bu bağlamda, kültürel
küreselleşmeyi zamanımızın dünya güç dengelerinden ayrık tutamayız. Emperyalist
güç olarak ABD öngörüldüğüne göre, dünya kültürünü de oluşturmakta egemenlik
bu gücün elindedir.
Demokrasi ve serbest
kültürel sirkülasyon kavramları da işini bir hayli kolaylaştırmaktadır.
Serbest kültür
sirkülasyonunda, güçlü olanlar, zayıfları gömmektedir. Holivut
(Hollywood), dev medya imparatorlukları, telekomünikasyon, uydu istasyonları ve
"gözetleme ajanları" olan
milletler arası kuruluşlar ile ABD dünya kültürel ilişkilerinde "entelektüel mülkiyet haklarını"
tekelinde tutmaktadır.
Amerikan
Emperyalizminin diğer küçük koloni yol ortakları, küçük ülkeler üzerinde
güçlerini ve kültürel ilgilerini sürdürmektedirler.
Alıcı durumunda
kalanlar ise bu kültür saldırısına kızmak dışında bir şey yapamıyorlar.
Gelecekte, bu saldırı
devam ederse, kültürler arasında çatışmalara neden olacaktır. Ülkeler
kültürlerini korumak için kanuni düzenlemelere yöneleceklerdir.
Kültürde küreselleşme
olgusu, çok somut ve üzücü olayları gündeme getirebilir.
Şimdilik ekonomik ve
politik gücü elinde bulunduranlar, kültür savaşında daha şanslı gözüküyorlar.
Ancak, kültürler arası
etkileşimde, güçlünün dünya kültürüne kendi isteklerini hakim kılma
politikaları "Dünya inançları"
arasında bir çatışmaya dönüşebilir.
Örnekleri dünyada görülmeye
başlandı. Endonezya'da olanlar böyle bir çatışmanın öncüsü olarak görülebilir.
Bu riski, ihtimali düşünenler,
şimdilerde "dinler arası diyalog"
projesini hayata geçirmeye başladılar.
İslam ve diğer inançlar arasında
başlatılan diyalog (Harran,Tarsus, İstanbul, Hatay) toplantıları bu amaca
yöneliktir.
Dinler arasında diyalog için, din adamları
arasında ilişkiler yeterli değildir. Çeşitli inançlardan, din adamları, bir
araya gelebilirler, hatta "deklarasyon"
dahi yayınlayabilirler. Ancak, tabanda
ilişkilerin alacağı şekil için şimdiden umutlu görünmek aldatıcı olabilir.
Çünkü, bir araya geliş, ön
yargılı, birinin diğerine tahakküm etme amacını gütmediği takdirde başarılı
olma şansı olabilir.
Ancak, yaşananlar hiç de öyle değil. İşte
bir karikatür olayı tüm İslam dünyasını ayağa kaldırdı.; her tarafta gösteriler
devam ediyor.
Irak’ın işgali Hıristiyan dünyasının İslam
topraklarını ele geçirmesi olarak gösterildi.
İslam inancı ve kültürü batı tarafından terör üreticisi olarak
sunuluyor.
Bu şartlar altında, diyalog gerisinde
kültür emperyalizminin önünü açmak, çatışmaları azaltmak ve dahası, birilerinin
ekonomik ve siyasal emperyalist emellerinin güçlenmesini ve köklenmesini
sağlamak düşüncesi bulundukça kültürle ve dinler arası beraberliği ve birlikte
yaşam koşullarını yaratma, hayalden öte bir anlam taşımamaktadır.