Atatürk’ü Eleştirmenin ‘Dayanılmaz Hafifliği’

 

Hikmet Bila

 

“Hürriyet internet sitesinde önceki gün (22.07.2008) tercih yapacak gençler için üniversiteleri tanıtan bir araştırma-haber vardı. Tanıtma sırası Sabancı Üniversitesi’ne gelmişti ve üniversitenin vasıfları sıralanıyordu.

 

Haberin başlığı şöyleydi:

 

‘Bu üniversitede Atatürk’ü eleştirmeye izin var.’

 

İşte size tercih nedeni:

 

‘Atatürk’ü eleştirmek…’ ”

 

***

 

Bu satırlar, Bekir Coşkun’un…

 

Coşkun, Sabancı Üniversitesi rektörüne, “Yani bu üniversitede Atatürk’ü eleştirmek serbest mi” diye soru soran muhabire de, onun getirdiği haberin içinden “Bu üniversitede Atatürk’ü eleştirmek serbest” diye başlık atan editöre de soruyordu:

 

“İş buraya kadar vardı mı?

 

Yani sizin açınızdan ‘Atatürk’ü eleştirmek’ bir üniversitenin ‘üstün vasfı’ sayılabiliyor mu? Bu kadar mı çok döndü gözünüz?”

 

***

 

Bekir Coşkun’un sözünü ettiği söyleşiyi, okumayanlar için hatırlatalım:

 

Muhabir soruyor: “ğrencinin biri bir proje hazırlasa, ben Atatürk’ten ve icraatlarından hoşlanmıyorum, Türkiye’nin şeriat odaklı bir yönetime geçmesine taraftarım dese, bunu tezleriyle savunsa, Humeyni’den referanslar verse. Böyle bir şeye izin var mı bu okulda?”

 

Rektör yanıtlıyor: “Yapabilir, tabii ki. Öğretim üyesinin de ayrım yapmaması lazım, hangi görüşü savunduğundan ziyade, nasıl savunduğu, neye dayandığı, hangi kaynakları kullandığı, doğru ve yeterli kaynak seçip seçmediği; bunlar önemli. Yöntem çok önemli. Yoksa şu çok kolay, ‘Ben bunu dedim, çünkü ben buna inanıyorum, benim dedem de bunu derdi’ falan. Bu tabii öğrencinin akademik özgürlüğünü kullanması değil.”

 

Muhabir ısrarlı: “Yani bu görüşü bile savunabilir diyorsunuz?”

 

Rektör yanıtlıyor: “Tabii kendi kaynağını bulacak, fikrini savunacak, uygarca tartışabilecek. Üniversite denen şey bu.”

 

***

 

Şu zavallılığa bakınız… Rektöre ne yapıp edip “Bu üniversitede Atatürk’ü eleştirmek serbesttir’ dedirtebilmek için çırpınan bu muhabir arkadaşın aslında kabahati yok. Biraz deneyimi olsaydı, içinde bulunduğu medyada Atatürk’ü eleştirmekten vazgeçtik, Atatürk’e küfretmenin, hakaretler yağdırmanın bile sıradan hale geldiğini görür, bir üniversitede Atatürk’ü eleştirmenin serbest olmasının haber değeri taşımadığını öğrenirdi. Tabii bu gerçek, editörleri için de geçerli.

 

Ama, Bekir Coşkun’un dediği gibi, gözler bu kadar dönünce, zevzekliğin de sınırı kalmıyor. Gözler o kadar dönmüş ki, “Biz şimdi Atatürk’e çamur attırmak için bu kadar debeleniyoruz ama, ya birisi de çıkar bize sorular sorarsa ne halt ederiz?” diye düşünemiyor.

 

Örneğin:

 

“Sabancı Üniversitesi’nde Atatürk’ü eleştirmek serbest de hangi üniversitede yasak?”

 

Umarız, Hürriyet internet, Atatürk’ü eleştirmenin yasak olduğu ünivesiteleri de ortaya çıkarır da gençler tercihlerini daha doğru yaparlar!..

 

Cumhuriyet Gazetesi - 27.07.2008