Aydınlanma Karşıtları
Öztin Akgüç
Türkiye'nin aydınlanmasına karşı olanlar ülkenin üzerine karabulut, karabasan gibi çökmüşler. Türkiye ne ölçüde karanlıkta kalırsa kendi çıkarlarının o denli korunacağını, süreceğini düşünüyorlar. Ellerindeki olanaklarla ekonomik ve siyasal kısırdöngüler oluşturuyorlar; kısırdöngüleri, içlerinden daha da çıkılmaz hale getiriyorlar.
Dinciler, emperyal güç işbirlikçileri ortalıkta dolaşan politikacıların neredeyse tümü, medyanın büyük bölümü, liyakatsiz ancak mevki kapmaya hevesli bürokratlar, dış ve iç destekle varsıl konumuna gelmiş işadamları, aydınlanma karşıtlarını oluşturuyorlar. Kimler aydınlanma karşıtı? Bu konuda ayraç, kimlerin Türkiye'de mevcut düzenin sürmesinden hatta daha da karanlığa gömülmesinden çıkarı, yararı olduğunun belirlenmesidir. Kimileri de aydınlanmadan yana gözükerek halk dalkavukluğu ile, demokrasi, insan hakları, liberal demokrat söylemleri ile aslında Türkiye'nin karanlıkta kalmasına alet oluyor, bu karanlık amaca hizmet ediyor, özetle mevcut düzenden şu ya da bu şekilde haksız yarar sağlıyorlar; toplumsal, ekonomik çıkar elde edenler Türkiye'nin karanlıkta kalmasına çaba gösteriyorlar. Biliyorlar ki, Türkiye'nin aydınlanması ile kendi çıkarları bozulacağından, haksız ekonomik, politik edinimleri ortadan kalkacağından liyakatleri ölçüsünde toplumda yer tutabileceklerinden ortadan silinecekler... Kendi geleceklerini korumak için her türlü araçtan yararlanıyorlar. Vaat, çamur atma, adam ayartma, din istismarı, göz korkutma, vatandaşın parası ile oy satın alma... Akla gelebilecek tüm araçları Türkiye'nin aydınlanmaması için kullanıyorlar.
***
Türkiye'nin kararması, karanlıkta kalması onlar için bir yerde yaşam, ayakta kalma savaşı... Aydınlanmış bir ülkede boşluklarının, hiçliklerinin daha iyi görüleceğinden, daha iyi anlaşılacağından, toplumda gerçekte layık oldukları düzeylere ineceklerinden, haksız edinimlerin ortadan kalkacağından eminler, çıkarlarının nerede olduğunu görebilecek kadar uyanıklar...
Aydınlanmış bir Türkiye düşleyin. Günümüz politikacılarından kaçı ortada kalabilir? Bürokratik kadroları dolduranların kaçı mevkiini, yerini koruyabilir? Medyayı dolduran kazip şöhretlerin kaçı, işlerini, kazançlarını sürdürebilir? Hatta büyük işadamlarının kaçı, başarılı işadamı havası atabilir? Beğeni kirliliği de yaratılan dezenformasyon, yanlış bilgilendirme kanallarının kaçı yayın yaşamını sürdürebilir? Hangi ABD veya AB yetkilisi, Türkiye'yi küçümseyen, sözde akıl öğretici beyanlar verebilir? Hemen hepsi silinir.
Türkiye aydınlandığında kişinin sahtesi, kalp ile gerçek değerlerin ayrımı yapılır. Düzmeceler değil gerçek değerler ön plana çıkar. Türkiye'nin görüntüsü tümüyle değişir. Ülkenin saygınlığı artar; ülke içeriksiz, kandırmaya dönük kulak tırmalayıcı bağırtılardan, boş övünmeleri dinlemekten kurtulur. Çoğu TV kanalındaki geyik muhabbeti sona erer. Dinlenen müziğin kalitesi dahil beğeni düzeyi yükselir. İnsanımız maddi olarak değil manevi olarak da daha kaliteli bir yaşama kavuşur.
***
Türkiye'nin aydınlanması, Türkiye'nin bağımsız, saygın bir ülke olarak yaşamasında güvencesidir. Aydınlanmış bir ülkede vatandaşlar, daha bilinçli olarak, daha özverili olarak ülkeye sahip çıkar, ülke yararlarını korurlar. Emperyal güçlerin, onların yerli işbirlikçilerinin sesyayarlarının sesleri etkisizleşir, kısılır.
Aydınlanmanın ekonomik altyapısı, insanımızın sadaka ekonomisinden, kendi ayakları üzerinde durduğu, saygın bir işi olduğu, değer yarattığı bir ekonomik düzene geçiş oluşturur. İnsancıl bir yaklaşım gibi gösterilen sadaka ekonomisi, aslında ülkenin kalkınmasını, ülkenin aydınlanmasını engelleyen bir araç işlevini görmektedir.
Özgürlük gibi gösterilen kara çarşaf, türban aslında Türkiye'yi karartmanın, karanlıkta bırakma niyetinin simgeleridir. Aydınlanmadan gerçek demokrasi olabilir mi? İnsan haklarına saygı gösterilebilir mi? Her alandaki yalan dolan olduğu gibi, türbanı başörtüsü gibi yutturmaya kalkışmak, özgürlük sembolü gibi nitelemek, kaba bir halk avcılığından, kandırmacadan başka bir şey değildir.
Yabancı güç destekli, Soros fonlarından, AB fonlarından destekli aydınlanma olmaz. Her alanda olduğu gibi aydınlanmanın da düzmece yandaşları vardır. Onlar için amaç, gerçekten halkın aydınlanmacı değil, aydınlanma görüntüsü altında aydınlanma çabalarını saptırmaktır. Aslında düzmece aydınlanmacıları da aydınlanma karşıtları arasında saymak gerekir. Savaşım, Türkiye'yi aydınlatma girişimi ile Türkiye'yi karanlıkta bırakmaya çabalayanlar arasındadır.
Cumhuriyet Gazetesi - 13.04.2008