SUÇLU BENİM!..
Mahmut YILBAŞ
Cumhuriyet’imizin ilanının 83. yılında itiraf ediyorum.
Evet, suçlu benim!
Tüm suçları ben işledim…
Sizler birer masumsunuz!
Hiçbir günahınız yok!
Hatta kusurunuz bile olmadı.
Dedim ya!..
Günahkar da benim, suçlu da!
Fail benim;
Başkasını aramayın.
Kimse vicdan azabı da çekmesin.
Siz ve benzerleriniz sütten çıkmış ak kaşıksınız!..
Gönlünüz hoş olsun;
Çünkü;
Elinizden gelen her şeyi yaptınız, yapmaktasınız da!..
Kalbiniz vatan ve millet sevgisi ile dopdolu!..
Tek düşünceniz ülkemizin egemenlik ve bağımsızlığını korumak ve kollamak; ve amaçları milletin birlik ve beraberliğini bozmak, ortadan kaldırmak olanlara karşı var gücünüzle mücadele ediyor, başarılarınıza başarılar katıyorsunuz!..
Türkiye’nin mutluluk ve huzurunu sağlamak yegane hedefiniz!..
Birlik, beraberlik ve köklü, sımsıkı bir bütünlük için sarsılmaz bir inançla, gece gündüz çalışmaktasınız!..
Bunu anlamak, görmek istemeyenler var!..
Bunlar art niyetli olmasalar da, karamsarlar, kötümserler… En azından dinazorlar…
İşte ben onlardan biriyim ve hatta, tek başıma sorumlusuyum; yani, suçluyum…
İşte suçlarım!..
Tek tek,
Birer birer,
İtiraf ediyorum.
Birincisi;
Avrupa Birliği’nde halkıma doğruları anlatmadım.
Gerçekleri hep çarpıttım;
Olmayanı, olur gösterdim.
Dayatmalara hep baş eğdim.
Onurlu, başı dik üyelik dedim.
Hem kendimi ve hem de etrafı avuttum.
Demokrasi, insan hakları diye diye;
Etnik ve mezhepsel ayrışma yolunun taşlarını döşedim.
Terör başının cezaevinde örgütüyle ilişkisine aldırmadım, görmezlikten geldim.
Ayrımcıların, bölücülerin toplumda ve medyada gayret ve çalışmalarını önemsemedim, karşı önlem almadım.
AB’nin dayatmaları ile yasalarda yaptırdığım bu düzenlemelerin terörle mücadeleyi zorlaştıracağını, yeniden hortlatacağını düşünmedim…
ABD ile birlikte Irak’a girmek için TBMM’ne tezkere gönderdim…
ABD’nin Güneydoğu Anadolu’ya konuşlanma istemine sıcak baktım.
ABD askerlerinin, peşmergelerle birlikte askerlerimizin başına çuval geçirmesine tepki göstermedim, karşılık vermedim…
Ulusal egemenlik ve bağımsızlığın tartışılarak uzlaşmaya varılması çağrısında bulundum…
ABD’ni hep dost, müttefik, stratejik ortak olarak gördüm ve gösterdim.
PKK’nın ABD tarafından desteklendiğini, en azından korunduğu bilinmesine rağmen, görüşmelerden başka adım atmadım.
Sonunda, bir anlamda PKK ile masaya oturmak olan “koordinatörlük” icadını terörle mücadelede yeni bir umut olarak halkıma yutturmaya kalkıştım!..
Bu amaçla emekli bir asker bile ayarladım!..
Ülkenin ekonomisini IMF’ye teslim ettim…
Borçlandırdıkça borçlandırdım…
Milletin yer altı- yer üstü varlıklarını, tüm itirazları dinlemeden sattırdım…
Özelleştirme adına kamu mallarının talanına aldırmadım.
Vahdettin’in hain olmadığını ilan ettim.
Hep bunlar, işlediğim suçların bir bölümü dahaları da var…
O ne? Arkanızı döndünüz...
Yoksa, itiraflarımı inandırıcı mı bulmadınız?
O halde, gerçek sorumluları biliyorsunuz!..
Peki niçin, itiraf edin diye çağrıda bulunmuyor, hep susuyorsunuz?..
Hiç olmazsa, bunu yapsınlar!..
Sorumluluk yüklenmek!
Erdemdir, fazilettir…