Kimse kimseyi aldatmaya kalkmasın; Batı, Türkiye'nin gözüne
kaşına âşık değil; tersine bir "durum vaziyeti" var...
Batı, Türkiye'nin Kemalizmine
düşman...
Lord Curzon
Lozan'da İsmet Paşa 'ya ne demişti?..
Curzon'un İnönü'ye dediğini açarak
yazıyorum:
- Şimdi benden aldıklarının hepsini yarın sana ödeteceğim...
Batı'nın bugün yaptıklarına ve söylediklerine bakarsanız,
ödemenin vakti saati geldi gibi...
Sevr'de Türkiye, daha başka deyişle Anadolu, Batı'nın
sultası altında paylaşılıyordu...
Kimler arasında?..
* Yunanlılar - Rumlar..
* Ermeniler..
* Kürtler..
* Türklere de Anadolu'nun kıraç bölgelerinden bir pay
veriliyordu..
Bugün durum ne?..
Sevr güncelleşti...
"Osmanlı İmparatorluğu'nun Çöküş Belgeleri" adlı
kitap ( Seha L. Meray
- Osman Olcay ) Sevr'in ne kapsamlı ve ayrıntılı bir antlaşma olduğunu
gözler önüne sergileyen bir belgedir...
Şu günlerde yeniden okunması gerekir...
Sevr'in oyuncuları, bugün de, Türkiye'yi Batı'nın desteğiyle
kuşatmışlardır..
Yunanlılar ve Rumlar Kıbrıs ve Ege'de..
Ermeniler kuzeydoğuda..
Kürtler güneydoğudadır..
Arkalarında, Amerika ve İngiltere vaziyet almışlardır..
Sevr 10 Ağustos 1920 tarihlidir; antlaşmayı açıp okuduğunuz
zaman dünkü aktörlerle bugünkülerin bir olduklarını açık seçik görürsünüz...
* Yunanlı - Rum Kıbrıs'a tümüyle el koymak, Ege'yi bir Yunan
gölüne çevirmek istiyorlar..
* Kuzey Irak'taki Kürtler Diyarbakır'ı başkent sayan bir
konuşlanmaya doğru terör aracını kullanıyorlar..
* Ermeniler 1915 olayları üzerine kurdukları tezlerini tüm
Batı'ya benimsetmiş gibidirler; soykırım savının ardından tazminat ve Kuzeydoğu
Anadolu'da toprak talepleri gündeme girecektir..
Amerika bu ortak siyasetin strateji ve taktiklerine uygun
biçimde Türkiye'nin tepesine binmiştir..
Sevr hortlatılıyor...
Bir başka çok çarpıcı ve önemli benzerlik daha var...
Sevr, halife ve padişahlı Osmanlı'nın dinci devleti
tarafından kabul görüyordu...
Bugünkü dinci iktidar da, Amerika'ya bağlı olduğundan, olan
bitenlere karşı yıllardır sesini soluğunu çıkaramıyordu...
Sonunda olumsuz gelişmeler şehit üstüne şehit bir kanlı
süreci öngörünce, asker-sivil ulusalcıların dayatmasıyla dinci iktidar
kımıldamak zorunda kaldı...
Ne var ki bu zoraki kımıldanış çarpıcı gerçeği değiştirecek
bir içerikte değildir...
Her şeyden önce ulusça çıplak gerçeğin saptanması
önemlidir...
Batı'nın Türkiye için öngördüğü model Sevr'dir..
'Ilımlı İslam Devleti' bu model için birebirdir...
Avrupa Birliği ile yarım yamalak müzakereler, Anadolu'da
Sevr tasarımını engelleyecek bir içerik taşımıyor; tersine daha ilk adımda
Kıbrıs Rum Devleti'ne dönük AB talepleri yeni Sevr'in gereğini anımsatıyor...
Sovyetler yıkıldıktan sonra, Batı, Lord
Curzon'un ruhuna şad edecek bir sürece girmiş
bulunuyor...
Güneydoğu sınırımızdaki ABD - PKK ittifakı bu gidişatın en çarpıcı göstergesi değil mi!..
Cumhuriyet Gazetesi - 18.10.2007