KÜÇÜK DEVLET BÜYÜK
MİLLET
A.Turan KESKİN
İnsan
varlığının olumlu zihinsel gelişimi, erdemli olmasına bağlıdır.
Erdemli olmak, iyiliklerin tümüne sahip
olmak demektir.
Bu olgu da, yaşamımızda tek ve kolay
bir ilkeye bağlıdır:
İyiden örnek, kötüden ibret alarak
yaşamımızı sürdürmeye… Bu ilkeye bağlı yaşadığımızda, erdemli insan olarak
zihinsel gelişimimizi sürdürebiliriz. Çağdaş yaşamdaki kaliteyi yakalayabiliriz.
Devletler için de bu düşünce
geçerlidir.
İnsanlardan oluşan, anlamlı toplumların
en büyük organizması, devlettir.
Günümüzde, bir takım çevrelerin dayattığı
gibi, “devlette küçülme”, anlamlı toplumların felaketi olur…
Çünkü, “küçülmeye” başlanıldığında,
bunun sonu nereye varır, bilinmez. “Arka cebe” kadar girecek boyuta indirgenen
küçülme, devleti arka cepte kaybolması tehlikesi ile karşı karşıya bırakır.
Günün birinde, devlet gerekli olduğunda,
O’nu koyduğunuz yerde bulamaz iseniz dizleriniz döver ve ağlarsınız.
“Meğer, devleti illet olan millet,
zilletten kurtulamazmış…” fakat “iş işten geçmiştir… Devletiniz, arka cebinizde
erimiştir…”
Bu nedenle Türkler: Tarihin hiçbir
döneminde, “Devletleri’ni” küçültmemiş, aksine sürekli büyüterek, büyük
uygarlıklar kurmuş ve yaşatmışlardır.
Bunu yaparken de, “erdemli olma”
ilkesine her vakit bağlı kalmışlardır.
“İyiden örnek, kötüden ibret” alarak,
organizmalarını sürekli canlı tutmuş, geliştirmiş, sonsuzlaştırmışlardır. Soylulaştırmışlardır.
“Vakur ve Asil Millet” olmalarının
sırrı budur.
14 Nisan 2007 tarihinde, Ankara, Tandoğan Meydanı’nda, yazılan tarih’te budur.
“Hürriyet ve itilafçı” karşı devrim
sürecinin kilometre taşlarından olan: “06 Mart 1995 Gümrük Birliği Antlaşması
Dönemeci’nin”, “Son turfanda ürünü’ne”:
Millet’çe “DUR” denilmiştir…
Kimsenin kuşkusu olmasın:
“Yıllardır çekilen kahır’dan lütuf
doğmuştur…”
Bu kez de:
“Küçülttüklerini sandıkları, vakur ve
sabırlı devlet, ete kemiğe bürünmüş, yeniden karşılarına dikilmiştir…”
Ve demiştir ki:
“Büyük Millet’in, Küçük Devlet’i olmaz…
Çünkü, Büyük Gövde, Arka Cebe Sığmaz…”
Tarih’in düştüğü “Kayıt” budur…